BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

7 İKEN 10 OLDULAR!..

1821’den başlayarak 10 yıllık bir mücadeleyle Devlet-i âli Osman’dan ilk koparılan parça Yunanistan’dır. Mora İsyanıyla o toprakları bizden koparan devletler, İngiltere, Fransa ve Rusya’dır. Batı, eski filozoflarından dolayı Yunanlıları farklı görürler. Yunan palikaryalarını I. Dünya Harbi’nde garbî Anadolu’ya çıkaran İngiltere olduğu gibi, İngiltere, İstanbul’u işgal ettiğinde de yanına emir eri olarak yine Yunanistan’ı almıştı.

Bu Yunanistan, son kullanma tarihi dolmamış olmalı ki bugün de Türkiye’ye karşı kullanılmakta. Evvela I. Dünya Harbi, işgalcilerinden ve soykırım sabıkası olan Fransa, Yunanistan ile savunma iş birliği andlaşması yaptı. Fransa’ya bir saldırı olursa Yunanistan, imdadına koşacak, Yunanistan’a saldırı olduğunda da Fransa, O’na koşacak.

Diyelim ki Fransa, faraza İngiltere veya Almanya tarafından taciz veya işgale uğradı. Yunanistan, hangi imkân ve gücüyle o kadar mesafeyi aşıp müttefikine yardım edecektir? Ne bir saldırı ihtimali var, ne de Yunanistan’da öyle bir güç. Andlaşma göstermeliktir. Maksat, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı silahlandırmak.

Fransa-Yunanistan askerî andlaşmasını ABD-Yunanistan Savunma İşbirliği Anlaşması’nın yenilenip genişletilmesine dair andlaşma takip etti…

ABD, Fransa ve Yunanistan, Doğu Akdeniz’deki varlık ve faaliyetlerimizden son derecede rahatsızlar. Yunanistan, bu sebeple aleyhimize olarak silahlandırılmakta. Bir savaş hâli için yanında yer alacaklarına dair söz verilmekte. Hâlbuki Türkiye, ABD, Fransa ve Yunanistan NATO’da aynı çatı altındalar. Bu teşkilatın 5. Maddesi, "birimize taarruz, hepimizedir" ilkesini ihtiva etmektedir. Buna rağmen 3 NATO devleti, dördüncü bir NATO üyesi devlet aleyhine içlerinden birini silahla donatmaktalar. Bu sonuç bir anlamda da Fransa Devlet Başkanı Macron’un "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" iddiasının sahadaki tezahürüdür.

Etrafımızdaki silahlanma, kamuoyunun çok iyi bildiği gibi şu bahsettiğimizden ibaret değildir. Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda da Türkiye aleyhine çok tehlikeli bir terör silahlandırılması ve terörist unsurlara sahip çıkılması mevzubahistir. Mezkûr devletlerden alınan destekle Rumlar, 1821’de Mora Yarımadasında isyan çıkarmışlardı. 2021’de de Kürtçü teröristler Suriye’de aynı oyunu tekrarlama hazırlığındalar. Bu cesaret, akıl ve teşviki, Yunanistan’la aleyhimize askerî akitler yapan ABD, Fransa vs. veriyor.

Dile getirdiğimiz hususlar askerî merhalelerdir. Bu merhale veya safhalarda mesafe aldıkları inancında olmalılar ki bu defa diplomatik saldırıya da geçtiler. Öncekiler ve bizim nesiller hep "7 Düvel" sözü ile büyük. 7 Devlet, bir imparatorluğu parçaladıktan sonra dedelerimizi Sevr’i kabule icbar etmiş fakat muvaffak olamamışlardı. Ne var ki elde kalan küçük bir harita olmuştu. Bugün ona da tahammül edilemiyor.

Türkiye’nin Suriye’de, Akdeniz’de, Libya’da, Karabağ’da… olmasından rahatsızlık duyanlar, etrafımızdaki devlet heveslisi terör örgütünden, küçük devletlere kadar kim varsa onları silahlandırdıkları, koruma andlaşmaları yaptıkları gibi bu defa yeni bir kapı açarak diplomatik darbeye de kalkışıyorlar.

I. Dünya Harbi’nde 7 devlet üstümüze gelmişlerdi. Büyüyen Türkiye’yi kıskaca almak isteyenler, bu defa bir dâvâyı bahane ederek üstelik Ankara’nın merkeziden saldırdılar. 10 Devletin büyükelçisi "Osman Kavala niçin serbest bırakılmıyor?" diyerek müşterek bir çıkış yaptılar. Bunlar, ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Norveç ve İngiltere’nin iki vilayeti Kanada ve Yeni Zelanda hariciye bürokratlarıdır. Münferiden veya topluca böyle bir karar almaları ve böyle bir açıklama yapmaları esas olarak da usul olarak da mümkün değildir. Belli ki adı geçen devlet başkentleri böyle bir görüş birliğinde vararak askerî andlaşmaları tahkim ve Türkiye üzerine baskı yapmak için böyle bir münasebetsizlik icra ettiler.

Türkiye’de yargılanan binlerce insan var. Neden onların içinde bir kişi seçilir de onun üzerinden bir devletle kötü olunur? Adı geçen sanık, casusluk suçlamasıyla içeridedir. Muhakemesi devam etmektedir. Dâvânın nasıl biteceği belli değildir. Muhakemede hukuka mugayir hâller varsa buna dair tazminat dâhil her imkân mevcuttur. Elçilerden hangisi dâvâ dosyasını görmüştür?

Bu çıkışın hakkı, o diplomatları "persona non grata" yani istenmeyen kişi ilân edip memleketlerine göndermekti. Ama yanlış olurdu. Mukabele edilir ve adı geçen devletlere fırsat kazandırılırdı. Sert fakat ölçülü tepki vermemiz doğru olmuştur.

Muhalefetin ve çeşitli ortamlarda konuşanların hadisenin içyüzünü kavramadan olayı bir iktidar veya parti yahut şahıs meselesi sayarak adı geçen devletlerin yanında yer alıp malum sanıkla alakalı ileri geri konuşurlarsa yanlış yaparlar.

Mesele Türkiye’dir.

Dertleri, Türkiye’yi tökezletmek.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621134 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/621134.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT