BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

​İSLÂMİYET, VİCDANLARA HAPSOLMAK İÇİN DEĞİL, HAYATA HÜKMETMEK İÇİN VARDIR!

Bazı ebeveynler, okul öncesi eğitim olarak 4-6 yaş arasındaki çocuklarına san’at ve sportif eğitimler aldırdıkları gibi, bazı ebeveynler de "ağaç yaş iken eğilir", "küçük yaşta öğrenilenler, mermere kazınmış bilgi unutulmaz" deyim ve sözlerinin ışığında çocuklarına dînî eğitim aldırmaktadırlar.

Bu eğitimleri hususî veya resmî türlü eğitim kurumları vermektedir.

Resmî müesseselerden biri de TDİB-Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’dır.

Bütün bu eğitim yuvalarındaki tedrisat, yavrularımızın yaşlarına, kavramalarına uygun bir şekilde oyun-eğlence kabilinden anlatılmakta ve uygulanmaktadır. TDİB’in 200 bin çocuğa verdiği tedrisat da bu kabildendir. İyilik, yardımlaşma, yalan ve kötü söz söylememe, temizliğe riayet, muntazam şekilde yemek yeme, oturma kalkma düzeni, nasıl dua edileceği, sayı sayma, harfleri tanıma, masal vs. gibi sosyal hayatla alakalı değerler öğretilmektedir.

4-6 yaş arasındaki çocuklarımıza diğer okul öncesi eğitim veren yuvalarda nasıl ki o dalın en ileri safhası yaptırılmıyor; çocuklar, meselâ halter kaldırmıyorlarsa İslâmiyet’in öğretildiği yerlerde ve bu arada Diyanet’in çocuk yuvalarında da bu yaştaki çocuklara fıkıh dersi gibi ağır dersler verilmiyor. Ama elbette, Allah’ın tek ve 1 olduğu ve Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselâm- adı, İslâm’ın şartının 5 olduğu… gibi temel bilgiler, genç eğiticiler tarafından öğretilmektedir.

Tek Parti Zihniyetindeki yetkili bir milletvekilinin "Orta Çağ zihniyetine yönelme" diye saldırdığı Diyanet eğitiminin aslı-esası budur.

Üstelik bu eğitim, günümüzde de başlamamıştır. Bu topraklarda bin yıldır çocuklar 4 yıl, 4 ay, 4 günlük olunca onlara Elifba’dan başlayarak dinî eğitim verilmiştir. Bu bilhassa Osmanlı gündelik hayatında asırlar boyu yaygın bir şekilde yaşamıştı. Nitekim mevzubahis 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başlayan eğitime dair günümüzde doktora gibi akademik çalışmalar da vardır.

Erken Cumhuriyette, Tek Parti Zihniyeti’nin zorba ve katı tutumu günlerinde bu ülkenin çocukları, uzunca bir dönem bu haktan mahrum kaldılarsa da nihâyet önce vatandaşlar, sonra da devlet, kaçınılmaz ihtiyaca yine cevap verdiler…

Seçimlere tam da 18 ay kalmışken, siyâset sahası giderek alevlenirken CHP’li 2 MV’den biri, Diyanet’in 4-6 yaş arasındaki çocuklarımıza öğrettiği güzel ahlâk, iyi insan olma… hizmetine "Orta Çağ zihniyeti" diye hücum etti.

Tek Parti Zihniyeti, güneşi kararttığı zifiri inançsızlık günlerinde Kur’ân-ı kerîme "çöl kanunu" diyordu. Vatandaşımız, bugün "Orta Çağ zihniyeti!" diye yapılan saldırının "çöl kanunu" iftirasının devâmı olduğunun şuurundadır.

Diğer vekil ise "dindarlar, İstiklâl Harbi’ne iştirak etmediler" diye saldırdı.

Her iki hakaret de cehalette sınır tanımazlık için bulunmaz örneklerdir.

İstiklâl Harbimize iştirak edenlerin hepsi dindardı.

Millî Mücadelenin kayıtlardaki ismi "Millî Mücahede"dir.

Şeyhülislâm, cihad fetvası vermiş, Halife olan Padişah, cihâd ilân etmiş ve böylece harbe girilmiştir. "Mücahede" cihad etme demektir. Cihad, Allah yolunda savaşmadır.

Netice şudur:

"İnsanın, ahmak dostu olacağına akıllı düşmanı olsun!" denir.

Ahmakça laflar edenler, kimseye bir ziyan vermediler. Doğrudan doğruya kendi partilerine ağır darbe indirmiş oldular. Milletimiz görüyor ki bu CHP, değişmemiş ve mazisiyle yüzleşip hesaplaşmamıştır. Tek Parti Zihniyetinin vatandaşa hayatı zehir ettiği günlerde ne idiyse bugün de odur.

Seçmen bu zihniyete oy verir mi?

Sandık tehlikesini gören bazı CHP’liler, o çirkinlikleri güya düzeltmek adına güya dürüst davranmakta, sözüm ona hakkı teslim etmekteler… Dedikleri şudur:

-Biz, dine karşı değiliz; İslâmiyet, tabiî ki vicdanlarda yaşayacaktır!

Sanki çocuk kandırılmakta.

"Vicdanlarda yaşamak" ne demek?

Vicdan, insanının vak’aları, olayları, kabul veya reddetme şeklindeki irade tercihidir. Ferdîdir, değişkendir. İslâm dînî ise âlemşümuldür… İslâmiyet, Budizm ve Şintoizm gibi Uzak Asya’daki bazı fânilerin fikir, muhayyile ve duyuşunun tezahürü felsefî nazariye değildir. Bu din, doğumdan-ölüme kadar bütün hayatı kucaklayan ilâhî bir nizâmdır.

Şu mutlak ve ebedî hakîkat, insana taşıdığı isimden daha fazla lâzımdır:

-İslâmiyet, vicdanlara hapsolmak için değil, hayata hükmetmek için gelmiştir!

Böylece insanlığı, puta tapmaktan, kız çocuklarını diri diri toprağa gömülmekten, ihtiyaç sahiplerini faiz sömürüsünden ve güçsüzleri zulümlerden kurtarıp Asr-ı Saadeti, Saadet Çağı’nı inşâ etmiştir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622304 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/622304.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT