BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hiç merak ettiniz mi? -1-

 
Hiç merak ettiniz mi bilmiyorum. Atasözleri nasıl doğmuş ya da ortaya çıkmıştır. Şüphesiz her atasözünün arkasında birçok hikâye vardır.
Atasözü nedir? Adı üstünde atasözü... Sözlüklerde “Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel” diye geçiyor. Elbette atasözleri, herhangi bir olay ve konu karşısında bazı ortak düşünceleri, tecrübeleri, tenkitleri, teklifleri, nasihatleri vb. ifade için kullanılırlar.
Benim tarifim ise “tecrübenin en kısa özlü sözle ifade edilmiş hâli" şeklinde. Burada size belki hiç duymadığınız bir atasözünü hikâyesiyle birlikte anlatacağım.
Hiç duymadığınız diyorum çünkü duyduğumda araştırdım, arama motorlarında da herhangi bir kayda rastlayamadım.
Bahsettiğim atasözü “Ne var anası olana, tekneden ekmek alana” şeklinde. Atasözünde bir çocuk ya da genç için annenin çok kıymetli olduğu anlatılmak isteniyor. Annenin değeri ekmek ile özdeşleştirilmiş.
“Ne var anası olana, tekneden ekmek alana” atasözünü Uşak’ın Ulubey ilçesinde Hatice Bayraktar’dan (annem) işittim.
Atasözünün hikâyesine gelince; kırk, elli, altmış ya da daha fazla yıl öncelerinin hayat şartlarına bakmak gerekiyor. Kasabada her aile ekmeğini kendisi yapıyor. Ekmek için önce dört saplı teknelerde hamur yoğruluyor. Sonra eğer evde fırın yoksa mahalle fırınından nöbet (sıra) alınıyor. Nöbete yakın hamur dolu tekne fırına götürülüyor. Haftalık ya da on günlük ihtiyaç için yapılan ekmek eve getirilip teknede saklanıyor.
Ekmeğin hazırlanmasındaki bütün safhalar anneler tarafından yapılıyor. Evde ekmek ihtiyacı olanın ekmek teknesinin yerini bilmesi yeterli…
O yıllarda ekmeğin, ekmek teknesinin ne anlama geldiğini idrak etmek için büyüklerden dinlediğim ekmek ile ilgili hatıralardan ikisini kısa olarak yazacağım. İkisi de bizzat benim yaşadığım birer anı… Bu arada Allah kimseyi anasız bırakmasın… Zaten hatıramı anlattığımda bu duaya daha içten “âmin” diyeceğinize inanıyorum...
        Ragıp Bayraktar
 
 
 
ŞİİR
 
 
  Gurur abidesi Türkiye’m
 
Dev hastanemiz hizmete girdi,
Sekizi de yolda bizi sevindirdi.
Allah utandırmasın bu yolda
Gurur abidesi Türkiye’m
 
Acil hastaneleri bir bakın,
Her yatak bir yoğun bakım,
Allah’ım bizi acılardan sakın
Gurur abidesi Türkiye’m
 
Sadece bu yönü değil,
Türkiye’nin geleceği.
İnsanlığın geleceği,
Gurur abidesi Türkiye’m
 
Hastaneler cihaz doldu
Hastaneler şifa oldu,
Yapılacak olan buydu
Gurur abidesi Türkiye’m
 
       Mehmet Ali Yıldırım
 
 
ESKİMEZ KELİMELER
 
HÖLLÜK: “Eledim eledim höllük eledim/Aynalı beşiğe bebek beledim” diyerek türkülerde yaşayan höllük Anadolu'da bebeklerin bugün bez kullanım sürecinde toprakla kundağa sarılma geleneğinin adıdır.
''Höllük'' geleneği, unutulmaya yüz  tutsa da az sayıda aile tarafından sürdürülmektedir. Özel höllük toprağından elenerek kum gibi incecik toprak bir sac üzerinde ısıtılıp anne tarafından elin dış kısmıyla sıcaklığı kontrol edilerek ılık hâlde bebeğin karından diz kapağına kadar minik bedeninin o sıcak toprak ile sarılması olayıdır. O sıcak toprak bebeğin karnını sıcak tuttuğu gibi pişik oluşmasını da engellemektedir.
O yılların pratik imkânı olan höllük ile belenen çocuk altını ıslattığında toprak o kısmı emer, bez açıldığında o kısım alınır. Bebeğin her tarafının kupkuru kalması ise devam eder.
Höllük toprağı azalana kadar aynı toprak tekrar ısıtılıp tekrar bezlemekte kullanılabilirdi. Günümüzde teknolojinin imkânlarıyla yapılan bebek bezleri bu geleneği de türkülerin satırlarına bir nostalji olarak armağan etti...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614001 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/614001.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT