BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bak, ağacımıza kuş kondu!

 
Dünyada bir günde kaç tane kuş kaç tane ağaca konuyordur acaba?
Böyle saçma soru mu olur?
Doğrusunu söylemek gerekirse; geçen bahardan önce ben de saçma karşılardım.
Düşünsenize böyle bir soruyu nasıl cevaplayacaksınız? Öncelikle dünyada kaç tane kuş olduğunu bilmeniz gerek. Yine aynı şekilde kaç tane ağaç olduğunu da bilmelisiniz falan filan…
Bu zorlukları düşünüp bana bu soruyu sorana bir soruyla cevap verip noktayı koymak isterdim. Mesela; “Bunu bilsek ne işimize yarayacak?”
Bu sorunun yerine şöyle bir soru daha mı doğru olurdu?
Bir kuşun bir ağaca konması kimi ya da kimleri mutlu ederdi? Ya da bir kişi ağacına kuş kondu diye niye mutlu olurdu?
Eşimle bir dekarlık arazimizi bahçeli bir eve dönüştürmek için uzun zaman hayaller kurduk. Dikeceğimiz ağaç çeşitlerini not ettik. Nereye hangi ağacı dikeceğimizi, küçük evimizi nereye yapacağımızı konuşmuştuk.
Henüz evimiz ile ilgili bir adım atamadık. Ama ağaçları geçen sonbaharda dikip bahar aylarında bir gün bahçeye gittiğimizde ağaçlarımızın yapraklanmaya başladığını fark etmiştik. Bütün ağaçları tek tek yakından inceledikten sonra, yere bir kilim serip üzerine oturmuştuk. Eşim sevinçle harmanlanmış heyecanıyla bir eliyle omzuma dokunup diğer eliyle ilerideki badem ağacını göstererek “Bak! Ağacımıza kuş kondu!” dedi.
Badem ağacının cılız dalına konan serçenin yüzü bize dönüktü. Serçe yüzünü bizden ayırmadan uzun süre kesik kesik öttü. Sonra diğer ağaçlardan bir kaçında daha aynı şekilde davranıp uçup gitti.
Ne eşim ne de ben o güne kadar bir kuş bir ağaca kondu diye hiç sevinmemiştik. Sevineceğimiz de aklımıza gelmezdi. O kuş ağacımıza konup; bize, uzun süren bahçe hayalimize kavuştuğumuzu mu müjdelemişti? Sevincimizin kaynağı bu müjde olmalıydı.
O zaman anladım ki genelde etrafımızda olup bitenlerden habersiz yaşıyoruz. Ya da çok azından haberimiz var. Küçük olsun büyük olsun; eğer hayalleriniz varsa kuşları fark ediyorsunuz. Onların getireceği müjdeleri hissedebiliyorsunuz. Hele bir de hayallerinizde başkalarının mutluluklarına da pay ayırmışsanız o zaman eminim ki ağacınıza çok kuş konar.
        Rağıp Bayraktar
 
 
ŞİİR
 
   Çünkü ben bir öğretmenim
 
Yeni yeni bilgi vermek,
İlmek ilmek ilim örmek
Öğrenciye yol göstermek.
Görevimdir bunlar benim,
Çünkü ben bir öğretmenim.
 
Minik eller masum gözler,
Körpe beyin, şirin sözler,
Öğrenciler beni özler,
Yoktur başka bir sevenim,
Çünkü ben bir öğretmenim.
 
 
Saçıma ak düştü yine,
Oku yavrum diye diye,
Bilgi yüklük öğrenciye,
Feda olsun bu bedenim,
Çünkü ben bir öğretmenim.
 
Bazen coştum, bazen doldum,
Bazen anne baba oldum,
Sarı yaprak gibi soldum,
Bu yolda bitti bedenim,
Çünkü ben bir öğretmenim.
 
 
Malım mülküm yoktur ama
Kitaplarım yeter bana,
Ömrüm erer ise sona,
Beyaz önlüktür kefenim,
Çünkü ben bir öğretmenim.
 
       Emekli Öğretmen-Asım Bozdağ
 
 
 
UNUTULMAZ ROMANCILAR
 
REŞAT NURİ GÜNTEKİN: Çağdaş Türk Edebiyatının meşhur roman, hikâye ve tiyatro yazarıdır. 1889’da İstanbul’da doğdu. Çocukluk yılları, askerî doktor olan babasının yanında, Anadolu kasabalarında geçmiştir. Yüksek Öğrenimini İstanbul Darülfünun Edebiyat Bölümünde tamamladı. Ömrü boyunca Millî Eğitimin çeşitli kademelerinde bulundu. Öğretmenlik, müdürlük ve müfettişlik yaptı.
1939-1943 döneminde Çanakkale milletvekili olan Reşat Nuri Güntekin, 1947’de UNESCO temsilcisi ve kültür ataşesi olarak Paris’e gönderildi. 1954’te emekliye ayrıldı. 7 Aralık 1956’da vefat etti. Karacaahmet mezarlığında metfundur...
Reşat Nuri, çevresindekileri hayran bırakacak ölçüde efendi, kibar insanlardan biriydi. Medenî cesaret ve karakterinin yanında; insanlara dost, şefkatli, müsamahakâr, sert tartışmalardan ve kırıcı polemiklerden hoşlanmayan bir yapıya sâhipti. Çalıkuşu en meşhur romanıdır. Bunun yanında tiyatro eserleri ve hikâyeleri ile iki de hatırat kitabı vardır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616550 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/616550.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT