BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kişiliğin zıddı kişiliksizliktir!

Kişiliği olan yani şahsiyet sahibi insanlar, toplumda saygın kimselerdir. Çünkü bu insanların nerede sevineceğini, nerede üzüleceğini, ne zaman öfkeleneceğini, ne zaman bağıracağını, kısaca ne zaman nasıl davranacağını kendisi kadar çevresindekiler de bilir.
Kişilik sahibi kimseler çevresindekileri şaşırtmaz. Tepki göstereceği bir konuda sessiz kalmaz. Beğeneceği bir konuyu gerçekten beğenir ve bunu belli eder.
Kişilik sahibi insanın zıddı kişiliksizliktir. Böyle kimselerin ne zaman nerede ne yapacağını kimse bilemez. Dolayısıyla bu insanlara kimse güvenmez. İtibar etmez, değer vermez…
Yol haritalarından biri de karakterdir. Karakter bir insanın adı gibidir. Onun bedenine yansımış kartvizitidir. Toplum normlarına göre ideal insan aynı zamanda karakter sahibi insandır.
Karakter sahibi insan, toplumda örnek gösterilen, itibar edilen, yetki verilen, güvenilen insandır. Toplumda başarılı olan insanlar da elbette karakter sahibi insanlardır.
Dolayısıyla çocukluktan itibaren insana verilen tüm eğitimlerin amacı insanın kişiliğinin ve karakterinin gelişmesi olgunlaşması için olmalıdır. Evde ailenin verdiği eğitim, kültür, ahlak ve inanç bilgisi; okulda verilmek istenen eğitim, görsel ve edebiyat dünyasında verilmek istenen eğitimlerin esas amacı da bu olmalıdır.
Biz de bu vesileyle herkese geçmişten günümüze, yaşanmış, yaşanabilen veya darbımesel olarak menkıbe olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış hatıra, hikâye ve menkıbeleri bulup okumalarını böyle kitapları edinmelerini; böyle bilgilerden beslenmelerini öneriyoruz.
İnsanın bir özelliği de, kendi başından geçmese bile, yaşanmış olanlardan ibret alabilmesi değil midir? Yüzyıllar boyunca binlerce örneği bulunan nice vezire, krala, beye, paşaya; günümüzde iş dünyasının duayenlerine, siyasetçisine, akademisyenlerine vb. anlatılmış ve anlatılması mümkün olan “öğüt”, “ibret”, “motivasyon” ihtiva eden bu tür çalışmaların insanlığın ortaklaşa kabul ettiği ideal insan oluşturmada bir nebze de olsa fayda sağlayabileceğine inanıyoruz.
        Recep Kırcaali
 
 
 
ŞİİR
 
              RAMAZAN
 
Bir sevinç vardı insanlarda, bir de heyecan.
Akşam olur top patlardı, okunurdu ezan.
 
Mutfaklarda bir telaş, sarma nerde, hoşaf nerde.
Komşular, akrabalar toplanlardı evlerde.
 
Fırınlarda sıcacık pideler alınırdı.
Sofraların sultanı, çeşitli hurmalardı.
 
Çocukların sevincini görmeliydi insanlar.
İlk iftarlarında ceplerinde bol harçlıklar.
 
Sahurlar ayrı bir âlemdi, davul sesleri
Hiç aksatmadan, bozardı sessizlikleri
 
Hadi oğlum, sahur vakti diyen can anneler.
Daha kalkmadı veled diyen, tonton nineler.
 
Hatimler mukabeleler, yapılan o zikirler.
Ramazan geldi diye yapılırdı şükürler.
 
İftardan sonra içilen çaylar, ya kahveler.
Hülasa huzur bulurdu, haneler, gönüller.
 
Camilere oynayarak giderdi çocuklar,
Yaşlısıyla, genciyle, saf olurdu insanlar.
 
Teravih tadil-i erkân ile kılınırdı.
Huzur ve huşu ile dualar yapılırdı.
 
Bereket ayıydı ramazan, rahmet ayıydı.
Sadaka ayıydı ramazan, saadet ayıydı.
 
Bayram yaklaşınca dolar taşardı dükkânlar.
Tatlılar, çocuklara alınan bayramlıklar.
 
Türbeler, kabirler, camiler, hiç unutulmazdı.
Şeytan, kötü yâran semtimize uğramızdı.
 
Yüzleri gülerdi insanların, fakirlerin.
Verilirdi zekâtlar, hakkıdır gariplerin.
 
Komşular pişirdiği yemekten komşusuna,
İkramda bulunurdu, ihtiyar dostlarına
 
Bayramda yeni elbise giyerdi çocuklar.
Delikanlılar, kızlar, yaşlılar ve kadınlar.
 
Bayram namazından sonrası ayrı bir âlem…
Huzur bulurdu o gün, kalpler, ruhlar ve âdem.
 
Büyükler sıra ile ziyaret edilirdi,
Yakın uzak denmez, evlerine gidilirdi.
 
Ellerinde hediyelerle gönül alınırdı.
Rahatsız etmeyecek kadar kalınırdı.
 
İzin istenip girilir ve çıkılırdı evden.
Çocuklara harçlık verilirdi büyüklerden.
 
Ramazanda tam otuz gün bayram edilirdi.
Günaha pişman olunur, tövbe edilirdi.
 
Yüzü nurlanırdı insanların, ferahlardı kalbi.
Ramazan olurdu, insanların has tabibi
 
Elli sene önce böyleydi ramazan ayı.
Bir aileydi, dede, nine, hala, teyze, dayı.
 
Söyleyiniz özlenmez mi böyle bir ramazan.
Aranmaz mı, sorulmaz mı, böyle bir ramazan.
 
Ebu Fehim diyor,  çok özledim seni ramazan
Hoş geldin kutlu ay, şad ettin beni ramazan.
 
                          Ebu Fehim
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618622 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/618622.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT