BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Onlar tarih okumazlar

Hayatımızdaki üç zaman dilimi, gerek ferdî olarak gerekse millet olarak gelecek adına daha kaliteli bir hayat için çok iyi değerlendirilmesi, planlamasının iyi yapılması gereken zaman dilimleridir. Bunlar geçmiş, şimdi ve gelecek. Bu üç zaman dilimi arasındaki bağlantıyı iyi yapan milletler adımlarını hep daha sağlam atmışlardır.
Özellikle de tarihî derinliği fazla bir millet olarak bizim bu manada şimdi ve gelecek adına bunu çok değerlendirmemiz gerekir. Asırlara damga vurmuş, üç kıtada at oynatmış, halkını adaletle yönetmiş bir milletin evlatları olarak bu başarıları nasıl kazandığımızı iyi analiz edip şimdi ve gelecek adına bunlardan nasıl istifade edeceğimizi tespit ederek yolumuza devam ettiğimizde sadece kendi adımıza değil “insanlık adına” da çok şeyler ortaya koyacağımızdan şüphe yoktur.
Özellikle de bizim gençlerimiz tarihe damga vurduğumuz zaman dilimlerinde bunu sağlayan gücü, millî ve manevi değerlerden aldığımızı asla unutmamalıdır. Çünkü değerlerinden beslenmeyen hiçbir milletin uzun soluklu yaşayamayacağını birçok örneğini gene tarih bize göstermiştir. Kendi tarihimizi iyi bilmez isek başkalarının önümüze koyacağı yazılmış tarihleri doğru kabul ederiz.
Yaşanmış tarihle masa başında yazılmış tarih çok şey ifade eder anlaşılmaz ise. Tarih şuuru başarı yolunda sabretmenin, fedakârlıklar yapmanın, mücadelenin önemini öğretir. Başarı ve başarısızlık hâlinde nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini hatırlatır. Aynı zamanda başka milletlerin de tarihlerinde neler yaptıklarından haberdar oluruz. İsrail Mısır'la olan savaşında Mısır’a Osmanlı taktiği ile ağır bir darbe vurur ve denir ki: “Normalde Mısır’ın da bu taktiği biliyor olması lazım...” İsrailli yetkili “Onlar tarih okumazlar o yüzdene de bilmezler” der. Kendi ülkemizde de kendi kahramanlarımızı, tarihimizi çocuklara gerektiği şekilde anlatmadığımız zaman çocuklarımızın kimleri kendilerine model aldıklarını üzülerek görüyoruz.
Asr-ı saadet, Selçuklu ve Osmanlı gibi bir geçmişe sahip olan bir millet olarak özellikle de gençlerimize tarihimizi çok iyi anlatmamız icap ediyor.
          Ahmet Tunahan (Eğitimci)
 
 
ŞİİR
 
                Nefsime
 
Ey nefis bedeni yurt tuttun yıllarca.
Devranın son bulur, son nefes ardınca.
Tabutta biraz tutarlar acırlar sana,
Kıyamete kadar yurdun kabirdir senin.
 
Devran hayatın seraptı, hayal oldu.
Yaz olsa da kuru bedeni kış yordu.
Gece saydığın yıldızların kayboldu,
Kıyamete kadar yurdun kabirdir senin.
 
Nefesleri nefsin isteklerine verdin.
Dünyanın dönen dolabına niye girdin?
Ömrün bitti, nefsin muradına mı erdin?
Kıyamete kadar yurdun kabirdir senin.
 
Ateşin görevi yakar yıkar kül eder.
Tövbe Ehl-i sünnet nehrini göze çeker.
Gel, emanetti toprak, toprağı çeker,
Kıyamete kadar yurdun kabirdir senin.
 
             Yavuz Selim Bulut
 
 
 
UNUTULMAZ İSİMLER
 
Nef’î: On yedinci yüzyıl Osmanlı şairlerimizdendir. 1572’de Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğan şairin asıl adı Ömer’dir. Babası, Kırım Hanlarının hizmetinde bulunmuştur. Nef’î, iyi bir tahsil görmüş, Arapça ve Farsçayı öğrenmiştir. Daha genç yaşta büyük istidadı yeteneği dikkati çekmiş ve Kırım Hanlarının tavsiyesiyle Kuyucu Murat Paşa İstanbul’a göndermiştir.
Birinci Sultan Ahmed Han zamanında İstanbul’a gelen genç şair, asıl şöhretine Sultan Dördüncü Murat Han zamanında ulaşmıştır. Sultan Dördüncü Murat Han, Nef’î ile övünmüş, onu hâs meclislerine çağırmış, sohbetlere dâhil ederek şiirlerini büyük ihsanlar ve pek değerli hediyelerle mükâfatlandırmış, ödüllendirmiştir. Nef’î’nin asıl sanatkârlığı, kasidelerinde ve bu kasidelerin tasvir bölümlerinde görülür. Şair, Divan Edebiyatımızda kaside üstadı olarak tanınmıştır. Şairin kasideciliği, ölçüsünde kuvvetli bir tarafı da, hicviyeciliğidir. En önemli eseri Türkçe Divan’ıdır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620748 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620748.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT