BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Özlem (hasret) duymak...

Eskiden haritalara bakarak düş kurardım. O zamanlar haritaların düşlerimi kışkırtan çatlakları vardı ve çatlakların içinde hayal mahsulü varlıklar da yaşardı. Sizde de böyle olur muydu bilemiyorum ama eminim genelde bütün eğitim sürecinde haritalar öğrencilerin meraklı bilgiler kadar yararlandığı kitaplarıydı… Şimdi bu hayallerimizin nasıl birer birer elimizden uçup gittiğini hayal ediyorum… Biraz sembolize etmek gerekirse duvarcı ustaları haritadaki çatlakları sıvadılar; ardından hayallerimiz kurudu, mahsul vermez oldular. Haritadaki boşluklar birer birer dolduruldukça küresel yapboz tamamlandı ve hepimiz küresel düşlerin parçaları olduk.
İnsanın düşleri, hayalleri yok artık… Ne kadar zeki olursa olsun ne kadar öz güven sahibi olursa olsun, ne kadar çalışkan vb. olursa olsun kendisine biçilen rol cahillik rolü… Ve her birimiz cahillerin düşlerinde yaşıyor ve cahil düşleri görüyoruz. Ne yazık ki küresel yapbozun parçalarıyız. Hayatımızın öznesi değiliz artık… Biz birer yönlendirilen canlılar konumundayız… Kapitalizm kendi düşlerini gerçekleştirmek için bizi, sizi, onları kullanıyor. Peki biz? Biz onların düşlerinde bize ayırdığı yer kadar dünyada yer kaplıyoruz. Onların bizim için düşlediği hayatları sürüyoruz… Onların bizim için çizdiği yolları izliyoruz… Ne acı ki onların düşlerini yeniden üretip çoğaltıyoruz. Ve en acısı da elbette ki düşleyip inşa ettiği haritasının içinde yaşıyoruz. Bazen haritanın dışına çıktığımız veya labirentin kıvrımlarında kaybolduğumuz zamanlar da olmamalı mı? Hava, henüz duyumsanmamış kesinleşmemiş, netleşmemiş duygularla dolu. Algılanmayı bekleyen o kadar çok şey var ki. Ve bizler olabildiğince az algıyla hayatta kalmayı başarabiliyoruz; sadece hayatta kalmayı ama. Ve kısıtlı algımızla anlamlandırıyoruz dünyayı. Kelimenin tam anlamıyla yaşamak, hayatın içine yayılmakla, katılmakla, yeni duyumsama, algılama biçimleri keşfetmekle mümkün olabileceği fikrini reddediyoruz. Oysa yaşamak; beş duyunun çok ötesinde bir şey değil miydi?
          ErdiHan/Sosyolog
 
 
 
 
ŞİİR
 
 
                         VEDA
 
Aldım bütün yolları, vurdum ayaklarıma,
Anladım ki; gönlümden sana çıkan yol yokmuş..
O keskin gözlerini diksen ufuklarıma,
Varacağın son nokta kocaman bir boşlukmuş..
 
Bir aradım bin buldum, nice taht'a kuruldum,
Anladım ki; gönlünde beni görememişsin..
O mahmur gözlerine, daldım huzuru buldum,
Sen gönlünü bir lahza, bana sürememişsin..
 
Sen ateşsin, ben ateş, yangınlara gebeyiz,
Bir yangın ki; yanmayan hiç kimse kalmayacak..
Bu oyunda sen ve ben, ayrılmış körebeyiz,
Muhakkak ki; yanmaktan kimse kurtulmayacak..
 
         Bir Asr'ın Asa'sı/Ahmet Sinan Arvas
 
 
 
 
UNUTULMAZ KELİMELER
 
İSTİHBARAT: Aslında istihbar kelimesinin çoğuludur. Alınan, duyulan haberler; haber almalar anlamındadır. Hâlen aktif olarak kullanılan kelimelerimizdendir.
İSTİKBAL: Arapça “kabl” kelimesinden gelmektedir. 1. Gelecek zaman anlamındadır. 2. birini karşılama, birine karşı çıkma anlamındadır.
İSTİHKÂM: Arapça "hükm" kelimesinden gelmektedir. 1. Sağlamlık, kuvvet 2. kuvvetli siper anlamındadır.
İSTİKRÂR: Arapça isim kökenli "karar" kelimesinden gelmektedir. 1. karar bulma, yerleşme. 2. kararlaşma, iyice belli olma gibi anlamları vardır. İstikrarın siyasette kullanımı da bu anlamlara göredir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620764 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620764.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT