BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Gidemediğin yer senin değildir -2-

Petrolün bulunması ve işlenerek envaiçeşit akaryakıtın üretilmesi ile beraber kara yolu ulaşımı da daha çok gelişti. 1980’li yıllara kadar gördüğümüz kömürlü lokomotiflerin yerini mazotla çalışan lokomotifler aldı. Elektriğin keşfi ile birlikte elektrik motorları yapıldı. Bunun bir neticesi olarak, yine teknoloji geliştikçe elektrikli trenler, hatta günümüzde elektrikli bisiklet ve otomobiller imal edildi.
Tabii, şu da bir gerçek, insanlar teknoloji geliştikçe daha rahat ve daha hızlı ulaşım araçları geliştirebilmenin yollarını arıyordu. 1903 yılında uçak keşfedildi ve ilk uçak ABD semalarında boy gösterdi. Bilhassa İkinci Cihan Harbi’nde (üzülerek belirtiyorum) insan öldürmek için kullanılan, sadece savaş amacına hizmet eden uçak, zamanla evrim geçirecekti. Havanın kaldırma kuvvetini kullanarak, bir pervanenin itme gücü ile hareket eden "pırpır" uçakların yerini daha değişik bir pervane çeşidi olan türbine sahip tepkili uçaklar, jet motorlu uçaklar aldı. Jetler hem savaş uçağı olarak, hem de daha barışçıl amaçlarla yolcu ve nakliye (kargo) uçağı olarak kullanılmaya başlandı.
Tabii, su taşıtlarına değinmemek olmaz… Bilim ve teknolojideki gelişmelerden su taşıtları da nasibini aldı. İnsan gücüyle hareket eden sal ve kayıkların yerini kömürle çalışan gemiler aldı. Petrolün kullanılmasıyla beraber benzin/mazot ile çalışan küçük tekneler imal edildi. Daha sonra yolcu ve yük taşıyan gemiler, savaş ve uçak gemileri, turistik amaçlı gemiler yapıldı. En büyük gemi, bir yük konteyner gemisi olup 400 metre boyundadır.
Kara, hava ve deniz ulaşım ve seyahat araçlarının gelişmesiyle beraber ulaşım merkezleri de gitgide daha modern bir hâl aldı. Eskiden çoğunlukla kuru bir bekleme salonundan ibaret olan ulaşım terminalleri günümüzde renkli renkli bilet yazıhanelerinin, pastane, kafe, lokanta, banka, postane, sağlık birimi, alışveriş mekânları gibi yardımcı unsurların bulunduğu otogar/havaalanı terminalleri ve tren garları, limanlar olarak yenilenmiştir.          
       Burak Elitez-Balıkesir
 
 
ŞİİR
 
          ABDÜLHAKÎM ARVASÎ
           (Rahmetullahi aleyh)
 
Muhammed Mustafa’nın soyundandır,
O, Resulullah’ın bizlere emanetidir,
Hem yolumuz, hem de ışığımızdır,
Adı güzel soyu güzel Abdülhakîm Arvasî.
 
Arvas’tan çıktı yola, derdi İslam’ı yaymaktır,
Şiarı doğruluk olup insanlığa rehberdir,
Hem ilim abidesi, hem de seyyiddir,
Adı güzel soyu güzel Abdülhakîm Arvasî...
 
İslam’ı öğretmek tüm derdi ve gayesi,
Öğrettikçe sevdalanmış Resule ve Allah'a,
Hem tevekkülde, hem de takvada,
Adı güzel soyu güzel Abdülhakîm Arvasî...
 
Ay yüzlü, hem dahi doğru sözlü,
Bulunmaz bir hazine, ışık özlü,
Âcizane Kadir'in rehberi gözü,
Adı güzel soyu güzel Abdülhakîm Arvasî.
 
 
                Abdulkadir Yılmaz
 
 
 
PRATİK BİLGİLER
 
Halı temizliği: İyice süpürülen halılar ılık sabunlu suyla silinip, durulama suyuna bir miktar beyaz sirke katıp tekrar silinince pırıl pırıl olmaktadır. Halı üzerindeki lekeleri ânında çıkarmak için de; maden sodası, tıraş kremi, diş macunu denenebilir. Bunlardan birini lekenin üzerine sürüp, biraz ovup beklettikten sonra süngerle temizlemek, lekeyi tamamen yok eder. Halıların rengini tazelemek ve parlatmak için; patates suda iki saat kaynatılmalı, bunun suyu süzülerek tozu süpürülmüş halı, bu su ile veya içine bir fincan sirke katılmış suyla silinmelidir.
Kötü koku: Kış günleri evlerde ve çalışma yerlerinde kötü kokular olabilir. Bu kokuları yok etmek için bir miktar pamuğa kolonya döküp kap içinde odaya bırakılır. Kokunun kaybolduğu görülür.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621336 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/621336.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT