BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yeni yılda riskler ve beklentiler

Dünya ağır bir buhranla girdi 2022’ye…
Başta enerji ve gıda tedariki olmak üzere, birçok kalemde sıkıntı arttı.
Sosyal patlamalara karşı bütün ülkeler alarmda.
Pandemiyle birlikte artan bu sıkışmışlığı, yeni bir dünya savaşının işareti olarak yorumlayanlar da var ki, haksız sayılmazlar.
Rusya ve ABD arasındaki Ukrayna krizinin sıcak çatışmaya dönüşmesi, en yakın risk.
Buna Doğu Akdeniz’deki rezerv paylaşımı gibi başlıklar eklendiğinde, Türkiye’nin de problemlerin tam göbeğinde olduğunu anlamak zor olmasa gerek.
**
Böylesine tehlikeli bir süreçte asıl meselemiz ise ne yazık ki içeride birliği temin edemememiz.
Hükûmet bir yandan bu büyük tehlikelere karşı hazırlık yapıp, süreci taraflarla Türkiye’ye en az zararı dokunacak şekilde yürütmeye çalışırken, öbür taraftan içeride abuk sabuk gündemlerle sabotaj peşinde koşanları dizginlemeye çalışmakla meşgul.
Bunun son örneği, dövize yapılan müdahale oldu.
Bu süreçte kimlerin dövizi ateşleyerek ülkesine karşı ihanet içinde bulunduğu da tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi.
***
Pandemide dünya yangın yerine dönmüşken, ülkemizi en az hasarla bu beladan kurtarmaya çalışan hükûmet, sağlık sistemine büyük yatırımlar yaparak krize çok önceden hazırlandığını ispatladı.
Hâlihazırda olağanüstü biçimde yerli savunma sanayimize ağırlık verilmesinin önemini de belki önümüzdeki süreçte daha net göreceğiz.
Kolay bir dönemden geçmiyoruz.
Tarihin yeni bir kırılma noktasında bulunduğumuz muhakkak.
Ancak böyle dönemlerin yeni fırsat getirdiğini de unutmamak gerek.
Tabii, hedeflenen neticeye ulaşana dek, bedelini ödeyerek…
Bugün vatandaş olarak yaşadığımız en büyük mesele, pahalılık.
Yeni ekonomik modele geçişle birlikte, enflasyonu dizginlemeyi hedefleyen hükûmet, asgari ücrete son 50 yılın en yüksek artışını yaptı.
Sırada memur ve emekliyi rahatlatacak maaş zammı ve yeni düzenlemeler var.
Ekonomik programa göre; 2022 yılı, toplumun, özellikle sabit gelirlinin memnun edildiği, devletin de gücüne güç kattığı bir yıl olacak.
Vatandaşa düşen görev, biraz daha sabırlı olmak ve bozgunculara prim vermeden, devletine yardımcı olmak.
Tıpkı balon gibi şişirilen dövize yapılan kritik müdahalede olduğu gibi…
İktidarı devirmek için ülkeyi batırmayı göze alanlarla yürünecek yolun sonu, uçurumdur.
Sağlam durursak, bu süreçte hem vatandaş kazanacak, hem devletimiz güçlenecek.
Büyüme ve ihracat rakamlarımız bunun müjdesi!
Nitekim bu yılı büyümede çift hane ile kapatmamız sürpriz olmayacak.
            ***
2022 aynı zamanda devletin daha fazla tasarrufa yöneldiği bir yıl olacak.
İktidara geldiğinde, Meclis lojmanlarını kapatarak işe başlayan AK Parti’nin, gereksiz kamu harcamalarının azaltılması hususunda daha sert tedbirler alacağı kanaatindeyim.
Başka neler mi olacak?
Dövizde olduğu gibi, hükûmet, satıcılara da şimdilik ciddi uyarılar yapıyor ve piyasaya mühlet tanıyor.
Unutmamalılar ki, stokçu ve fırsatçılara uygulanacak cezaların artırılması ile ilgili düzenleme Meclis’te bekletiliyor.
İkazları dinleyen dinledi, dinlemeyen kendi bilir!
Sonları, döviz vurgunu yapmaya çalışanlardan farklı olmayacak...
Devletin ağır tokadı en nihayetinde onlara da inecek ve eninde sonunda fahiş fiyatlar normal seyrine dönecek.
Başka…
Edindiğim bilgilere göre; tekelleşerek istedikleri gibi fiyat ayarlayan gıda baronlarına yeni önlemler alınacak.
Üreticilerin elindeki tarım ürünlerini önceden kapatıp, daha sonra serbest piyasa şartlarını ihlal ederek istedikleri gibi fiyat belirleyenler, artık devleti sahada bulacak.
Değil mi ki kendilerine tanınan imkânı istismar ettiler, bazı kalemlerde bundan böyle vatandaşa doğrudan devlet sahip çıkacak.
            ***
Türkiye’nin bu süreçte en büyük şansı, gücünü dışarıdaki herhangi bir merkezden değil, doğrudan halktan alan bir iktidarın işbaşında bulunması.
Bu farkı, terör örgütleri ile mücadelede, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Ege’de, Kafkaslarda kimin nerede durduğuna bakınca görürsünüz zaten.
İş birlikçilerin bu açık desteğine karşın tek güvencesi seçmen olan iktidarın en hassas olduğu nokta, vatandaşı memnun etmek, tüm baskılara karşı halkı olabildiğince rahatlatmak.
Önümüzdeki süreçte hangi hamlelerin geleceğini ve Türkiye’nin hangi ufukta ilerlediğini 5 Eylül 2021 tarihli yazıda aktarmıştım, bugün tekrar hatırlatmakta yarar var.
Şöyle demiştik özetle;
3600 ek gösterge, bundan sonraki süreçte yapılacak hamlelerin ilk adımı.
Akabinde hâlihazırda emekli olanları ve emeklilik bekleyenleri memnun edecek adımlar gelecek.
2000 yılı ve sonrası emekli olanların şikâyet konusu “intibak yasası” çıkarılarak maaşları yükseltilecek, 1999 yılında Ecevit hükûmetinin çıkardığı kanun sebebiyle emeklilikte yaşa takılanların (EYT) beklentisi yerine getirilecek ve geçmişin mağduriyetleri giderilecek.
Her seçim önemliydi, 2023 daha önemli.
Neden mi?
En üst lige çıkmak için.
Burun kıvıranlar olursa onlara şunu anlatın;
Türkiye geçtiğimiz son 19 yılda yapması gereken büyük yatırımların hemen hemen hepsini tamamladı.
Köprüler, otoyollar, tüneller, limanlar, havaalanları, barajlar, hastaneler…
Neyi sayarsan say.
Finale yaklaşan Çanakkale Köprüsü de bittikten sonra geriye büyük yatırım olarak sadece Kanal İstanbul kalacak.
Yatırım noktasında ihtiyacı kalmamış Türkiye, 2023 sonrası neye mi odaklanacak?
En üst ligdeki ülkelerin yaptığı gibi, daha fazla teknoloji geliştirmeye ve ihraç etmeye yönelecek…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müjdesini verdiği uzay çalışmaları, yerli hava araçları, yerli otomobil, yüksek silah teknolojisi gibi noktalarda dünya devleri ile rekabet eder hâle geleceğiz.
Doğalgaz, petrol ve diğer yer altı kaynaklarına ulaşımla refahın artırılması da bir başka önemli kalem.
Bunlara daha şimdiden hızlı bir giriş yaptık zaten, hele sonrasını görün.
Bunca şeye rağmen, toplum “Yok biz heykel isteriz” derse, ona da diyecek bir şey yok elbet.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622178 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/622178.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT