BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Ezan seslerinin dalga dalga ruhlara huşu içinde yayılmasından birkaç dakika sonraydı. Çoban yıldızıyla ayın bütün ihtişamı semada. Büyük bir ayyıldız ki bayrak misali ufuklar boyu. Diğer yıldızlar sönük ve küçük noktacıklara dönüşürken; pazarcılar gelir, tıkırtıları gürültüye dönüşür. Kamyonlar, fren sesleri, yerlere atılan demir çubuklar, tezgahlar, tartılar derken; kulak tırmalayan seslerle uyanır semt sakinleri. Her hafta tekrarlanan panayır gibi pazar pazarları.



K. Çekmece’de bir pazar ‘pazar’ı Ezan seslerinin dalga dalga ruhlara huşu içinde yayılmasından birkaç dakika sonraydı. Çoban yıldızıyla ayın bütün ihtişamı semada. Büyük bir ayyıldız ki bayrak misali ufuklar boyu. Diğer yıldızlar sönük ve küçük noktacıklara dönüşürken; pazarcılar gelir, tıkırtıları gürültüye dönüşür. Kamyonlar, fren sesleri, yerlere atılan demir çubuklar, tezgahlar, tartılar derken; kulak tırmalayan seslerle uyanır semt sakinleri. Her hafta tekrarlanan panayır gibi pazar pazarları. Pazar uykuları yerine; pazarları şafak harekatına dönüşür, uyanır insan uyanmak zorunda kalır. İnsan her pazar aynı yüzler, aynı ekip, aynı insanlar umutlu mücadeleden yılmayan, doğuştan izciler. Artık iyice uykum açılmış güneşin doğuşunu dallarda oynayan yapraklar arasında seyrederek cıvıl cıvıl insanların yaşama sevincine ortak oluyorum. Günün ilk ışıkları, altın oklar misali yükseldikçe kendimi o muazzam renk ahengine bırakıyorum semada. Bazen mor dağlarda, bazen göl kenarında, bazen çağıl çağıl coşan ırmaklarda, bazen uçsuz bucaksız denizin ufuklarında bulutlar üstünde yolculuk, pembe-beyaz-gri bulutlar, dalga dalga, perde perde umut çizer göklerde. Güller... Muhteşem yolculuğuma kumruların ötüşünde kumruların ötüşleri de eşlik eder, bir iki derken sakalar, serçeler, bülbüller ve martılar çıkagelir. Ilık meltemler eşliğinde mis kokan güller türlü çiçeklerde katılır renk ve kokularına biçimlerini ekleyerek. Seher vaktinin güzellikleriyle dopdoludur içim. Artık pazarcıların kulak tırmalayan gürültülerini duymuyorum. İlahiler geliyor sözcüklerime. “Seher vakti esen rüzgar sevgiliye selam söyle” ilahiler beni Yunuz Emre’ye, Mevlana’ya, Abdülkadir Geylani’ye, Hacı Bektaş-ı Veli’ye götürür... Zil sesiyle uyandım bu maneviyattan. Gelen pazarcılardan bir çocuk, “Abla arabanızı çekin tezgahları kuracağız” dedi. “Tamam” diyerek gönderdim çocuğu. Arabalar çekildi sokaktan. Pazar panayır havasında bir edayla kuruldu. Uzaktan gelen köpek sesleri, yerini kumruların ötüşlerine bırakmıştı. Geç kalan horozlar ötüyordu kesik kesik, utanırcasına, bu seslere muhabbet kuşları da eşlik etti. Bu ince melodilere kalın ve bolca kamyon sesleri karışıyordu ana caddeden. Pazarın kurulması birkaç saati almıştı. Çadırlar tezgahlar, tezgahlarda yaz kahvaltıları serin serin, sıcak sıcak. Saatler ilerledikçe pazar manileri kendine has bir biçimde hızlanmaya başladı. Pazara gelen müşterilerin durumuna göre maniler değişiyor, konular değişiyor. “Reçelini yap bayan kayısı bal gibi bal”, “Bademler Çengelköy’ün”, “Geçen hafta vezirdi, şimdi rezil oldu hıyar eliyle düştü” karşılıklı mani söylemeler zaman zaman aşıkların atışmaları havasına dönüşür “gelin gelin pazarın gülü geldi gülü”, “Şeftaliler sulu sulu şekerpare bal bal.” Sucuların sesi karışır cılız ve tiz bir şekilde “soğuk sudan için” Onlar da çekirdekten uyanık. Normal musluk suyu çoğu kez buz niyetine satılır. Arkasından limoncu çocuklar size zorla satmak için sakız gibi yapışır filenize. Ne eder eder limonunu size satar. Harika çocuklar Zaman zaman sıkıcı olsalar bile, harika çocuklar onlar. Körpecik yürekleriyle itaatkar, kanaatkar, inatçı, kirli eli yüzü içinde gülen gözleri, ikna edici tatlı sözleri, minicik kalplerinde büyük zaferler saklı. Mücadeleci, çalışkan doğuştan izci her biri, küçük kahramanlar bana göre. Biraz sessizlikten sonra “karpuz kesmece”, “pazarın gülü kirazlar kirazlar sulu sulu bal bal” sözleriyle gün ilerler ilerler. Pazar borsasının en düşük saatleri gelir. 1 kilo fiyatına 2 kilo ile düşer pazar borsası. Kısa bir sürede 1 kilo fiyatına 3-4-5 derken tezgahtaki malların tamamı 1 kilo fiyatına satılır. Satılmasada atılır. Artık toparlanma vaktidir. Panayırın sonu gelmiştir. Bu son bazen acı, bazen umut ışığı olur insanlara. Tezgahlardan dökülen veya atılan sebzeler ve meyveler çöpçülerden önce pazara bir takım insanlar iner. Çekingen tavırlarıyla bir şeylerden korktukları ve utandıkları aşikardır. Bu ruh hali içinde çöpe dökülenlerden iyilerini bularak torbalarına koyanlar arasıra etrafı kolaçan ediyorler, içlerinde düşkünlerin olduğu kadar kravatlı-pardesülü, yaşlı-genç, kadın-erkek orta direk mensupları olduklarını sanıyorum üzülerek. Akşam karanlığı perde perde inmeye başlamıştır. Akşam inince İlerleyen zaman dilimi içinde, karanlık onlara daha bir güven ve rahatlık veriyor. Sokak lambasının sisli ışığı onları ilgilendirmiyor. Yeter ki tanıdık bir yüz görmesinler. Sıkılanların yanında pişkinler de vardı. Bu işe yıllardan beri alışan semt sakinleri. Fakirlik ayıp değil tabii ki. Kimi çöpten kısmetini güderken, kimi manavların filelerinden, marketlerin etiketlerinden nasip alır. Hakkın işine kim karışır? Bazen toparlanan pazar artıkları birkaç semt düşkünü tarafından paylaşılır. Bazıları da kısmetine ne geldiyse razı olur alır gider. Mutlu azınlıklarla, sefil çoğunlukların hakim olduğu bir ortam, bir sistem bir düzen. Bu acı sahnelere tanık olduğum için insanlığımdan utandım defalarca, içim burkuldu derinden. Boğazımda düğümler oluştu aniden. Sessiz çığlıklara boğuldum. Yürek feryadımla haykırdım, zamanlar ötesine, yürekler dolusu sıcak ırmaklar misali iki pınar taşı sımsıcak, yanaklarıma, sessiz feryatların sonunda Pazar pazarları nedendir bilinmez amma çoğu kez kendine özgü hüzün şarkıları yansıtır. Acıları zevk edinmenin olgunluğunu yaşatır. Her semt pazarları gibi. Sait Faik’in erik yüklü çocuklarına karışır birden insanlar sımsıcak, insanlar sevecen insanlar, insancıl fakir ama onurlu umutlu sevgi dolu ve sımsıcak insanlar. ¥ Nihayet AĞÇAY / İSTANBUL Ölsem yine Çamlıca.. Çamlıca; gönlümü semaya saldığım tepe Çamlıca; kendimi dünyadan aldığım tepe Çamlıca’da başkadır bestekârın bestesi Çamlıca’da başkadır nevâkârın nağmesi Çamlıca’da yere iner gökteki derinler Çamlıca’da gönül sanki göklerde serinler Çamlıca’da ilkbahar rüzgârı riyadır ki; Çamlıca’ya dek ömr-i asûde riyadır ki; Çamlıca’da bulur kalp asıl asûdeliği Çamlıca’da şevk bulur melûl âzürdeliği Çamlıca’da âzâde dinlerim sâzendeyi Çamlıca’da bulurum en uzak bir handeyi Çamlıca’da güzeller ter-i gülbergtir sanki Çamlıca’da güzeller dil-rûbâdır inanki Çamlıca’da rasttır bülbül dinler gül bu sesi Çamlıca’da güledir bülbülün gülbûsesi Çamlıca’da acizdir en âlî saltanatlar Çamlıca’da açılır en âlîye kanatlar Çamlıca’da dökülür yıldızlar yegan yegan Çamlıca’da açılır kehkeşanlar an be an Çamlıca’da güzellik bütün cihânı alır Çamlıcada geriye bir tek Çamlıca kalır Çamlıca’da yalnızlık,Çamlıca’dadır uzlet Çamlıca’da kaynaşma,Çamlıca’dadır ülfet Çamlıca’da yeter ki olsun bir tek mezarım Çamlıca’da yatarım Çamlıca’da yazarım ¥ Tahsin ESKİCİ/AYDIN Vatan aşkımız Asırlar devirdik;günler gelse de Çağları eritir vatan aşkımız. Deryalara dalıp ömür sürsek de Suları eritir vatan aşkımız. Şu gönül taşını,bu aşk oyunca Kalbimizin özü imanla dolunca Dorukları karlı,serhat boyunca Dağlar eritir vatan aşkımız. Mazlumun sabrına,yandı kardelen Millet seven oldu,yurdum sevilen Zirvelerden kopup heybetle gelen Çığları eritir vatan aşkımız. ¥ Ahmet İRGİN / TARSUS Kaybedilen Tam ortasına şehrin Bir pazar kurmuşlar; Ne varsa dünden kalan Her birini çıkarıp Satmaya koyulmuşlar... Bunlar yetmezmiş gibi Sevdayı da vurmuşlar... En bâkir ovaları Ve yemyeşil koyları Dolsun diye şehirle Yağmalamış, yıkmışlar. Aşkıma, dostuma, yurduma Haince göz koymuşlar... Tam ortasında şehrin Bitirmek için dünü İyi, güzel ne varsa Hepsini kovmuşlar... Uyan ey yar Uyan ey dost Yok pahasına gidiyor bak Geçmişin, geleceğin... ¥ Tuğba OKAY/ TRABZON Sev çiçeği Taptuk Emre dergâhında yetirdi Sevgi bağı bugünlere getirdi Deyişleri dilimize oturdu Unutulmaz adı koca Yunus’un. Sahrada, ormanda, bir dağ salında Her kutlu meyvede, oğul balında Beş yüz yıldır ozanların dilinde Unutulmaz adı koca Yunus’un. Mısraları şarkılara nağmedir Sev çiçeği gönüllere hanedir Gelişi vuslata bir bahanedir Unutulmaz adı koca Yunus’un. Tek Allah aşkıyla yandı eridi Ünü şanı yeryüzünü bürüdü ‘Canım yağma olsun’ dedi yürüdü Unutulmaz adı koca Yunus’un Bütün ozanların dilinde destan Hizmeti, eseri tükenmez bostan Cennete yeğledi ayrılmaz dosttan Unutulmaz adı koca Yunus’un. Omuzunda kırk yıl odun getirdi Tekke hizmetini yetkin bitirdi Ariflerin meclisine oturdu Unutulmaz adı koca Yunus’un Yunus’u bilenler Yunus’ça söyler Ozanım diyenler methini eyler Alimler, zahidler Yunus’suz neyler Unutulmaz adı koca Yunus’un. ¥ Sıddık ÖZER / K. MARAŞ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT