BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Depremin kitabı yazıldı

Depremin kitabı yazıldı

Jeoloji Profesörü Şener Üşümezsoy, “Marmara’da Deprem Riski” adıyla yazdığı kitapta önemli tespitlerde bulunuyor. Üşümezsoy, “Depremin şiddeti küçük ama etkisi büyük olur. Marmara’da da boydan boya fay yok” diyor.



Türkiye fay hatlarıyla kuşatılmış durumda mı? Üzerinde yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda dağları, dereleri, ırmakları görüyoruz. Kitabımızın bir bölümünde Türkiye’deki tüm fay kuşaklarını işledik. Klasik bir jeoloji haritası gibi değil, dijital değerlendirme ile topografik olarak Türkiye’nin deprem haritasını çıkardık. Herkes kendi bulunduğu bölgede fayların nereden geçtiğini rahatlıkla görebilir. Erzincan’dan başlayıp Kuzey Anadolu Fayı (KAF) Marmara’ya kadar geliyor. Doğu Anadolu Fayı dediğimiz, Karlıova’dan başlayıp Malatya’ya, oradan Sürgü, Çardak ve Adana’ya kadar giden kolu var... Amanos Dağları’nın iki tarafındaki Karasu ve Amanos fayları; Güneydoğu Anadolu’daki Bitlis kuşağı fayı; Doğu Anadolu’da Çaldıran depremini oluşturan Iğdır ve Erzurum faylarını gösteren yedi sekiz haritamız var. Türkiye bir deprem ülkesi ve herkesin üzerinde bulunduğu fay hattını bilmesi gerekir. 8 şiddetinde bir deprem sözkonusu değil Yapılan son araştırmalar ışığında Marmara’daki fayların durumunu anlatır mısınız? Türkiye Petrolleri A.Ş., Trakya havzasında ve Marmara içinde doğal gaz ve petrol aramak için çok derin sondajlar yaptı. Marmara Denizi dilim dilim dilimlenerek deniz altının yapısı, farklı tabakalar belirlendi. Biz bu yapıları Doğan Perinçek ile birlikte inceledik. MTA’nın Sismik1 ile yürüttüğü çalışmaları Berkan Ecevitoğlu ile birlikte inceledik. Bu çalışmalardan şu sonuçları aldık. Tekirdağ -Ereğli fayının uzunluğu 60 kilometre civarındadır. Fay derinliği yukarıda 2 olmasına karşı ortalama 5 kilometredir. Toplam ortalama 300 kilometrelik bir alan yapıyor. Bu da 6,5 şiddetinin altında bir depremselliği ifade eder. Silivri -Kumburgaz fayının uzunluğu da 50 -60 kilometre kadardır. Onun derinliğini de 5 kilometre olarak alırsak, bu da 6,5’un altında kalır. İki fayı tek fay olarak düşündüğümüzde 80 km uzunluğunda bir fay söz konusu olur ki, 6,5 -7 arasında bir depremsellik söz konusu olur. Ama hiçbir zaman 8’lik, 8,5’luk bir deprem söz konusu değildir. Marmara Denizi’nde tek bir fay olmadığına göre, Marmara’nın batısında durum nasıl? Kitabınızın arka kapağına bu bölgenin haritasını koymuşsunuz. Evet. Batı Marmara’da Tekirdağ -Ereğli fayı ve onun devamı olan Silivri -Kumburgaz faylarını görüyoruz. Bu bölgeye baktığımızda, Marmara Adası üzerinde bir aktivite görüyoruz. Riskli bir bölge var. Kitabınızda muhtemel bir depremin 7 şiddetinden büyük olmayacağını söylüyorsunuz. Bunu neye dayandırıyorsunuz? Marmara’da GPS çalışmaları gösterdi ki Marmara Denizi’nin doğu ve batı kesimindeki fayların kilitlenme derinliği çok sığ. Kuzey Marmara’da 2 kilometre. Kuzey Marmara’nın kıyılarını katederek geçen uzun bir fay modeli bu GPS verileri ile mümkün değil. Sismik verilerde de böyle bir modele biz karşı çıkıyorduk. İki fay bloku yüzeyde yılda 25 milimetre kadar ters yönde hareket ediyor. Ama derine inildiği zaman bu 2 kilometrede, Orta Marmara’da ise 5 kilometrede hareketsizlik başlıyor. Kuzey Anadolu Fayı’nda yırtılmalar 17 ila 20 kilometre derinliğinde oluyor. 17 kilometre derinde bir yırtılma başladığında, 50 kilometrelik bir alanda bin kilometrekarelik bir fay düzeyinin yırtılmasına sebep oluyor. Bu da yaklaşık 7’lik depremi oluşturuyor. Ama fay sığlaştığı zaman, hareket 5 kilometre derinlikte, çarpı 200 kilometre olmalı ki 7’lik bir deprem olsun. 200 kilometre çapında bir fay yırtılmazsa 7’lik deprem olmaz. Bu da bizi Marmara Denizi’nde 7’den büyük deprem olamaz sonucuna getiriyor. Batı Marmara’da risk var. Fakat bu depremin riski 17 Ağustos ile mukayese edilemeyecek kadar düşük olur.17 Ağustos’ta 200 kilometre uzunluğundaki bir fay, yaklaşık 15 kilometre derinlikte yırtılmıştı. Bu da 7.8’lik bir depreme eşitti. Bundan sonraki yırtılmalar daha düşük derinliklerde bekleniyor. Batı Marmara’daki risk hiçbir zaman 7’yi aşamaz. Bilimin halk üzerindeki inandırıcılığını etkiledi Deprem fay hatları üzerinde bilim adamları arasında da bir konsensus olmadığı söyleniyor. Bu doğru mu? Tehlike arzeden fay hattı neresi? Türkiye’de 17 Ağustos depreminin ardından ciddi kurumlar adına yapılan açıklamalarda 8’lerden, 8,5’lardan 7’lere gelindi. Biz o zaman 7’nin altında diyorduk. Bugün de aynısını söylüyoruz. Ama bu durum bilimin halk üzerindeki inandırıcılığını yitirdi. Halk, olmayacakmış kanısına gidiyor. Marmara Denizi’ni boydan boya kateden bir fay ileri sürülüyordu. 17 Ağustos sonrasında İzmit Körfezi’ndeki depremin Marmara Denizi’ne geçmediği ve fayın kırılmadığı ana tezi işleniyordu. Biz bu teze karşı, “Bu fay kırılmadıysa fay Yalova - Çınarcık hattında kırılacaktır” tezini ileri sürmüştük. Son araştırmalar gösterdi ki, Çınarcık Çukuru’nun ortasından geçen büyük bir fay söz konusu değil. Küçük fay parçaları mevcuttur. Tersine büyük fay, Yalova - Çınarcık hattı boyunca uzanıyor. Peki deprem düşük şiddette olsa bile vereceği zarar büyük olmaz mı? Biz bunu hep vurguluyoruz. 6.5-7 şiddetindeki bir depremin Trakya ve Kuzey Marmara kıyılarında önemli riskler taşıdığını söyledik. Ben Üç Göl Havzası Belediyeler Birliği’nin danışmanlığını yapıyorum. Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece. Fakat maalesef panikleme döneminde tedbir alınırken, daha sonra ekonomik kiriz, şu, bu, bahane edilerek muhtemel bir depremin getireceği hasar ve bu depremin yenilebilmesi konusundaki çalışmalar maalesef rafa kaldırıldı. Fakat Tekirdağ ve Silivri’deki faylar yerinde duruyor. Toplumu korkutmak için değil, gerçekçi olmak için söylüyorum. Deprem 6,5 -7 şiddetinde olsa bile önemlidir. Kuzey Marmara kıyılarının zemin durumu kötü olduğu için 6,5 -7’lik depremler bu kötü zeminlerde risk oluşturur. Prof.Dr. Üşümezsoy’a göre muhtemel bir depremin şiddeti düşük, tahribatı büyük olacak “17 Ağustos’ta 200 km uzunluğundaki bir fay, 15 km derinlikte yırtıldı. Bu da 7.8 şiddetinde depreme eşit. Bundan sonraki yırtılmalar daha düşük derinliklerde bekleniyor. Yani olacak depremin büyüklüğü 6’yı geçmez. Ama zemin kötü olduğu için tahribatı büyük olacak.” “Marmara Denizi’ni boydan boya kateden bir fay ileri sürülüyordu. Son araştırmalar gösterdi ki, tersine büyük fay, Yalova-Çınarcık hattı boyunca uzanıyor. Yalova-Çınarcık fayı, Çınarcık’a kadar kırıldı. Bundan sonra Çınarcık’ın batısındaki alan yırtılacak.” “Marmara’da Deprem Riski” Kamuoyunda sıkça tartışılan ve gündemimizden hiç düşmeyen “Marmara’da Deprem” konusu şimdi de kitaba taşındı. Ünlü Jeoloji Profesörü Şener Üşümezsoy, deprem araştırmalarını “Marmara’da Deprem Riski” ismiyle kitaplaştırdı. 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin tüm yönleriyle işlendiği kitabında Üşümezsoy, Türkiye ve özellikle Marmara Denizi’ndeki fay hatları konusunda haritalar ve çizelgelerle kesin ve detaylı bilgiler veriyor. İnkılap Yayınları’ndan çıkan 472 sayfalık kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde depremle ilgili ilmi veriler yer alıyor. İkinci bölümde ise Şener Üşümezsoy’un görüşleri kronolojik olarak sıralanıyor. Yayınlanan kitabın ardından bizde Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’la, Türkiye ve Marmara’da deprem riski ve muhtemel bir deprem etkileri üzerine konuştuk. Erzincan’dan Körfez’e 60 yılda ulaştı Marmara’da muhtemel bir depremin zamanı konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bu depremin bir başlangıç saati yok. Bazı arkadaşlar tarihi depremleri inceleyip 250 yıllık kesitlerle tarih belirliyorlar. Aletsel döneme baktığımızda, 1935’te Batı Marmara’da, Marmara Adası açığındaki fayda bir yırtılma oldu. 17 Ağustos depreminden sonraki 5’lik depremde bir yırtılma oldu. Ama o bölgede hâlâ bir aktivite var. Saros bölgesi, büyük beklemeler yapmaksızın küçük yırtılmalar oluşturuyor. 1975’te, 1981 ve 82’de Saros’da bunu gördük... Kuzey Anadolu Fayı’nda ise 1939’da başlayan deprem fırtınası Çınarcık’a kadar 1999’da, yani 60 yılda geldi. Adapazarı depreminden kuzeydeki kola, yani İzmit -Düzce depremine atlaması için 30 yıl bekledi. Deprem aynı doğrultuda gittiği zaman birbirini tetikliyor. Erzincan, Niksar, Gerede ve Bolu depremleri gibi... Yalova - Çınarcık fayı, Çınarcık’a kadar kırıldı. Bundan sonra Çınarcık’ın batısındaki alan yırtılacak. Ama bu alan hemen de yırtılabilir; güneye, İmralı’ya geçerse biraz bekleyebilir. Batı’da kalan bir kesim var. O yırtılabilir. Ama bu yırtılmalar, Yalova -Çınarcık fayına verev gelen küçük kollarda olur. Bu depremlerin büyüklüğü de 6’yı geçmez. Depremler İstanbul’u nasıl etkiler? Çünkü İstanbul’un düzensiz yapılaşması malum... 17 Ağustos depremi İzmit merkezli olmasına rağmen Çınarcık’ın ucuna kadar yırtılarak belli kollarla İstanbul’a kadar gelmişti. 1894 depremi İmralı’dan başlayıp Körfez’e kadar devam eden bir koldaydı. Kuzeye giden kollarda o zaman hareket biraz daha fazla görülmüştü. İstanbul, 8’lik, 8,5’luk risklerle değil ama Yalova-Çınarcık fayının batı devamındaki kolunda oluşacak 6,5’luk depreme verev gelen kollarda belli yerlerde yükseltmeler oluşacaktır. Biz büyük, kaotik felaketler olmayacak, 7’nin üzerinde hiçbir zaman deprem gerçekleşmeyecek demiyoruz. Zaten 8’lik bir deprem olsa hiçbir tarihi bina ayakta kalmaz. Ama bu risk yok anlamında değil. 8,5’luk olmayacak, 7’lik olacak deyince ‘deprem olmayacak’la eş anlamlı anlaşılıyor. Halbuki gerçek depremin boyutu budur, buna karşı tedbir alınmalıdır. Marmara’da 6,5’luk, 7’lik bir deprem olsa bile şu anda İstanbul buna hazırlıklı değil. Elbette, buna hazırlanmak ve planlama yapmak şarttır. Türkiye’nin deprem haritasını önümüze koyduğumuzda, hangi fay nereden geçiyor görüp, faylara ne kadar uzakta olduğumuzu hesaplayıp tedbir almalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT