BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Değişim üzerine sesli düşünceler

Değişim üzerine sesli düşünceler

Geçtiğimiz günlerde, gazetelerin birinde AK Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın değişim imajını bir psikanalist gözüyle inceleyen Prof. Dr. Özcan Köknel’in, bir insanın 40-45 yaşına kadar edindiği kimliğinin değişemeyeceğini, bunun tıbben mümkün olmadığını belirten yorumunu okudum.



Geçtiğimiz günlerde, gazetelerin birinde AK Partisi Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın değişim imajını bir psikanalist gözüyle inceleyen Prof. Dr. Özcan Köknel’in, bir insanın 40-45 yaşına kadar edindiği kimliğinin değişemeyeceğini, bunun tıbben mümkün olmadığını belirten yorumunu okudum. Düşüncelerini şöyle açıklıyordu Köknel: “Patalojik durumlarda bile bu tür değişimler çok uzun tedavilerle sağlanıyor. Psikolojik olmayan bir durumda, yani o kişinin artık kimliği haline gelmiş birikimleri, davranış, tutum ve eylemlerine o güne kadar böyle yansırken, bugünden sonra değişik yansıması pek olası değil. Zorlayarak bir değişme olabilir. Belirli bir amaca erişinceye kadar bu zorlamayla ilgili tutum, davranış devam eder. Ama, o amaca eriştikten sonra, sanıyorum ki yavaş yavaş bu zorlamanın baskısı, etkisi ortadan kalkar. Eski kişiliğinin bütün davranışları, tutumları, düşünceleri yavaş yavaş yeniden egemen olur.” Sayın Erdoğan’ın değişip değişmediğini zaman gösterecek. Burada konumuz o değil. Bir bilim adamının, belli bir yaştan sonra insanın değişmesinin tıbben mümkün olmadığını vurgulaması. Bir eğitimci olarak bu hükmü kabullenmem zor. Madem ki sosyal bir varlık olan insan için eğitim beşikten mezara kadar sürüyor, bu süreç içinde edinilen tecrübeler neticesinde birtakım değişimlerden geçmek de olağan bir durum sayılmaz mı? Hasan Cemal’in bir değişimin öyküsü olan “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adı altında yayınladığı anıları da bu gerçeğin tipik bir kanıtını yansıtmıyor mu? Yeni dünya düzenine uyum sağlamak için değişime zorlanan Türkiye’de yalnız Tayyip Erdoğan değil, herkes toplumsal sorumluluğu ölçüsünde değişimin ve yeniden yapılanmanın bir parçası olmak zorunda. Değişim bir eğitim, gayret ve bilinçlenme işidir. Hani kırk yaşından sonra mümkün değil diye kapıları kapatır, gayretleri kösteklerseniz gelişim ve tekamülü nasıl sağlayacaksınız? Kararlılık, azim, samimiyet ve bilinçlenmeyle kafanızdaki mevcut düşünce programı değiştirirseniz siz de değişirsiniz. Zaten değişimden özde kastımız ne? Düşük bilinçten yüksek bilince geçmek, tutum, davranış ve ideallerimizi ona göre şekillendirmek değil mi? Siz insanın potansiyel gücüne ve o zamana kadar edindiği sistematik düşünce programını değiştiremeyeceğine inanıyorsanız, o başka! İnsan, büyük bir varlıktır. Ama ne zaman? Gücüne inandığında, kendini kainatla birlikte yenileyebildiğinde... Sizi bilmiyorum ama ben insan isterse (gerçekten, azimle ve samimiyetle isterse) değişir ve değiştirir diye düşünüyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT