BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Bosna-Hersek kaynıyordu... Sırplar ve Arnavutlar, kopmak üzereydi. Yunanlılar, Osmanlı’dan kopmuş daha çok toprak peşindeydiler. Yusuf da, Bulgaristan’da yaşayan Türkler gibi, gelişmelerin farkında değildi. Ona göre Bulgarların isyan çıkarmaları kadar anlamsız birşey olamazdı. 1875 Eylülünde denemişler, boylarının ölçüsünü almışlardı. Niçin tekrar denesinlerdi. Ancak 1876 Mayısının dünyası, Osmanlının Avrupa toprakları, Yusuf’un bildiğinden, inandığından çok farklıydı.



Bosna-Hersek kaynıyordu... Sırplar ve Arnavutlar, kopmak üzereydi. Yunanlılar, Osmanlı’dan kopmuş daha çok toprak peşindeydiler. Yusuf da, Bulgaristan’da yaşayan Türkler gibi, gelişmelerin farkında değildi. Ona göre Bulgarların isyan çıkarmaları kadar anlamsız birşey olamazdı. 1875 Eylülünde denemişler, boylarının ölçüsünü almışlardı. Niçin tekrar denesinlerdi. Ancak 1876 Mayısının dünyası, Osmanlının Avrupa toprakları, Yusuf’un bildiğinden, inandığından çok farklıydı. Balkanlar, için için kaynıyor, dışardan da kaynaması için ne gerekirse yapılıyordu. Yusuf’un hali, Filiz’in dikkatinden kaçmamıştı. Mektupta ne yazıyordu ki, Yusuf ağasını bu kadar derinden etkilemişti. Sormak istiyor, ancak Yusuf ağasının yine kızacağı endişesiyle soramıyordu. Ama sonunda dayanamadı. -Agam, mektupta sizi bu kaa üzen ne vaa? Hayret bu sefer Yusuf, kızmamıştı. Dalgın gözlerle Filiz’e baktı: -Ne yok ki Filiz? Acele çıkmam gerek. Dünüşte kısmet ulursa, erşeyi detaylı şekilde anlatırın. Belki de benim anlatmama ülüzum kalmadan erşeyi yaşayarak ürenceksin. Adi bubamın yanına gidem. Birlikte yürüdüler. İsmail Ağanın bulunduğu yere doğru. Filiz şaşkın, Yusuf, perişandı. Filiz, Yusuf, ağasının çok önemli bir görev üstlendiğini anlamıştı. Ancak, Yusuf’u bu kadar çok etkileyen şeyin ne olduğunu biraz olsun kestirememişti. Ağasına da soramazdı. Bekle, demişti. Bekleyecekti... Yusuf, babasına işaret etti, İsmail Ağa, meraklanmıştı. Birisini topluluk içinden çağırıp bir kenarda konuşmak uygun karşılanmazdı, Deliorman’da. Yusuf’un yanına geldi. -Ayır olsun uulum. Külüleemizin duymasını istemediin ne vaa? Onlara karşı saygısızlık etmiş olmayam. Yusuf, başka çare yok gibi bir işaret yaptı: -Eve gidem buba, Ninem, anam ve kardeşleem de gelsinlee. İsmail ağa, büyük oğluna işaret etti. Yusuf’la birlikte eve doğru yürüdüler. Arkalarından da tosunuyla birlikte Filiz Nurullah. Onların ayrılışı, komşuların dikkatini çekmişti, özellikle de Bulgarların. Az sonra, bütün aile toplanmıştı, gözler Yusuf’taydı. Yusuf, mektubu babasına verdi. İsmail Ağa, hemen mektubu okudu. Yusuf, gibi okuduklarıyla o da endişelenmişti. Bir kaç kelimeyle yazılanları, oradakilerine anlattı. Konuşulanların ve Yusuf’un vazifesinin kesin olarak dışarı çıkmaması gerektiğini söyledi. Yusuf’un annesi Ayşe gelinin yüreceği sızladı. Tam kavuştum derken, 3 yıldır hasret olduğu can kuzusunu yine kaybediyor muydu? Oğlunu doyasıya sevememişti. Ama elden ne gelirdi, gidecekti. Rumeli erkeğinin ve kadınının kaderi buydu. Rumeli’de yüzlerce yıldır erkekler gidiyor, analar başta olmak üzere kadınlar ve çocuklar, sevdiklerinin dönmesini bekliyordu. Çoğu zaman gidenler dönmüyordu... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102657
    % -0.63
  • 5.4598
    % -0.17
  • 6.2134
    % 0.06
  • 7.1829
    % 0.41
  • 230.417
    % 0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT