BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkmenbaşı’na kızmalı mı?

Türkmenbaşı’na kızmalı mı?

Türkmenistan’ın ‘payitahtı’ Aşkâbâd’a indiğinizde mutlaka şaşırırsınız. Bu ilk seferinizse Orta Asya bozkırlarında böylesine modern bir ülkeyle karşılaşacağınızı hayal etmemişsinizdir. İlk şaşkınlığınıza günler geçtikçe yeni şaşkınlıklar eklenir.



Türkmenistan’ın ‘payitahtı’ Aşkâbâd’a indiğinizde mutlaka şaşırırsınız. Bu ilk seferinizse Orta Asya bozkırlarında böylesine modern bir ülkeyle karşılaşacağınızı hayal etmemişsinizdir. İlk şaşkınlığınıza günler geçtikçe yeni şaşkınlıklar eklenir. Bunlardan biri Türkiye’nin ağırlığıdır. Havaalanı dahil şehirler, müteahhitlerimiz tarafından imar edilmiştir. Marketler, Türk mallarıyla doludur. Binlerce kilometre ötede bunları görmek insanı inanılmaz derecede mutlu etmektedir. Türkmenbaşı’nın fotoğraf ve heykel bolluğuysa şaşkınlıktan da öte insanda yadırgama duygusu uyandırmaktadır. Nereye dönseniz O’nunla karşılaşırsınız. Türkmenler, Sapar Murat diyorlar. Biz Sefer Murat diyebiliriz. Sefer Murat Türkmenbaşı, Türkmenistan’ın harcıdır. Aşiretler O’nunla birleşmiş durumda. Bu aşiret meselesi sadece Afganistan’ın değil bölgenin meselesi. Türkmenbaşı, dengeyi iyi kurmuş. Türkmenistan, Türkiye dostu. Zira Sefer Murat Türkmenbaşı samimi bir Türkiye dostu. Zaten Türkmenler Türkiye Türkleri ile aynı ırk. Azerilerden sonra bize en yakın Türkçe onlarınki. Türkmenistan’ı Orta Asya’daki küçük Türkiye sayabiliriz. Seven ne yapar? Sevdiğinin daha iyi olmasını ister. Onun için takdir ettiği gibi temennilerini de dile getirir. Türkmenbaşı da öyle yapıyor. Zamanın Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’e “Mavi Akım” konusunda haylice yüklenmişti. Serzenişleri, ‘Niçin Ruslar’dan pahalıya alıyorsunuz? Biz gazı daha ucuza satıyoruz, Ruslar, bizden siz, onlardan alıyorsunuz. Doğrudan Türkmenlerle alışveriş yapsanız daha menfaatinize olmaz mı?’ şeklindeydi. Bunun bizim açımızdan mazereti olabilir. Ama O insan Türkiye’yi kayırdığı için böyle konuşmuştu. Aynı üslubu bu defa da Dışişleri Bakanı İsmail Cem’e karşı tekrarladı. Ankara’yı ‘Batıya yaranmakla’ suçluyor. “Biraz da Orta Asya’ya gelin” diyor. Osmanlı-Avrupa münasebetlerine dair söyledikleriyse Osmanlıyı tanımadığından kabulü hiç mümkün değil. İnsaflı davranmak lazım. Evet; bir bakanın yüzüne karşı ülkesini üçüncü ülkelere yaranmakla suçlamak diplomasi kaidelerine tamamen aykırıdır. Lakin Türkmenbaşı kendisini bizden ayrı saymıyor. Neticede ‘gelin’ diyor. ‘Burada ne işiniz var?’ demiyor. Nezaketi zorlayan bu konuşmaya en iyi cevabı susarak İsmail Cem vermiştir. Daha sonra konuyu kurcalamak isteyen gazetecilere de “bizi sevdiği için öyle konuşuyor” diyerek meseleyi tatlıya bağlamıştı. Buna rağmen dün bazı gazeteler, bize bu kadar yakın bir devlet başkanını çok ağır bir dille yererek birinci sayfalarına taşıdılar. Keşke olmasaydı. Gülü seven dikenine katlanır. Orta Asya’yı seviyorsak oranın üslubuna da katlanacağız. Kasıt yok. Düşmanlık yok. Tarz öyle. Türkler, gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemezler. Üstelik O küçük kardeşimiz. Hoş görmek lazımdı. Türkmenbaşı’na kızmayalım. Aksine bize niçin kızdığını iyi tahlil edelim. Gitmemiz bekleniyorsa gitmeliyiz. İş adamlarımız gitsin, devlet adamlarımız gitsin. Türkmen TV’si kabloludan Türkiye’de takip edilebilsin. Davet var; fakat biraz sertçe. Veya Türkmence. Uzun bir yürüyüşteyiz. Bu yürüyüş sakatlanmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT