BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir zamanlar...

Bir zamanlar...

Kriz öncesi ‘lüküs hayat’ yaşayan Türkiye, maziyi ‘mumla’ arıyor Esnafın çalışmaktan yorulduğu, sofralara baklava, börek konulduğu, çocuklara oyuncak alındığı yıllar artık mazi oldu. Daha bir yıl öncesine kadar kasaptan kiloyla kıyma alanlar, bugünlerde “gram”la alış verişi öğrendi. Memurluk baş tacı Kriz öncesi benzinciye gidip “fulle” diyenler, şimdi sadece ikaz lambasını “söndürecek” kadar benzin alıyor. Kimsenin beğenmediği memurluk ise, gününde maaş alınabilen tek iş dalı... Şimdi otobüse binmek lüks Geçen sene bu zamanlar Yenibosna-Yenikapı otobüsüne binebilmek için “akrobat” olmak gerekiyordu. Ama ya bugün! Halk otobüsünün şoförüne “işler nasıl?” diye sorduk. “Kendin gör” deyip bizi biletçi koltuğuna oturttu. Yenibosna’dan Yenikapı’ya kadar beraber gittik, sadece 9 kişi toplayabildik.



İSTANBUL- Mesela eskiden depomuz daima dolu dururdu. Mâlum krizden sonra benzin istasyonuna yanaşıp da “fulle” diyen kalmadı. Şimdi sadece ikaz lambası söndürülüyor. Eskiden otokuaförlerde sıra bulunmazdı. Şimdi araba yıkatanlar çok azaldı. 10 milyonluk benzin alana duş bedava ama millet üç milyonluk benzinle günü kurtardığı için bu hizmetten yararlanamıyor. Eskiden bu mevsimde arabaların kış bakımı yaptırılırdı. İstesin, istemesin karburatörü temizletilir büji, platin, filtre yenilenirdi. Şimdi sürücüler yağ bile değiştiremiyor. Zira markalı bir yağ kullanmaya kalksanız 50 milyon liranız buhar oluyor. Eskiden keyif için çelik jant değiştirenler, stepneye bile “Mişlen” çektirenler şimdi balon yapmış kabak lastiklerle yola düşüyor, ağır kamil adamlar Mercedes’le yaklaşıp “çıkma lastik” soruyorlar. Eskiden esnafın parası mutlaka olur, eşe dosta borç verirlerdi. Şimdi siftahsızlık canlarına yetti. Kepenk indirmemek için cepten yiyorlar. Eskiden en çok acınan kesim memurlardı. Şimdi gününde para alan bir onlar kaldı. Birçok sektörde ücretler hesaba yazılıyor. Üç ay evvelki maaşını alan bayram ediyor. Eskiden aracı, tefeci ve hava parasıyla devredilen işyerlerinde “satılık” ilanları görülüyor. Kapalıçarşı esnafı bile kira ödeyemiyor. Çay simit servet Eskiden fukara, bir simit iki çay ile kahvaltıyı atlatır, karnının gurultusunu, nefesinin kokusunu bastırırdı. Şimdi iki çay bir simit 600 bin lira. Eğer sahlep içerseniz tekliğiniz gidiyor. Simitin cevahir olacağı akla gelir miydi? Eskiden çoluk çocuk sinemaya gidilir, kola, fıstık ve patlamış mısır yenirdi. Şimdi televizyonun yaktığı elektriği düşünülüyor. Eskiden paketler ortaya atılır. İçsin içmesin herkese sigara tutulurdu. Şimdi bir sigara 2 milyon, tiryakiler saç baş yoluyor. Eskiden eve koyun budu götürmek işten değildi. Şimdi kuşbaşı sardıran sorgulanır oldu. Ortadirek kıymayı gramla alıyor. Eskiden çiftçinin karnı tok sırtı pek olurdu. Hasat mevsimi kız oğlan everilir, tarla, traktör alınırdı. Şimdi emekler faize gidiyor. 10 kilo pancar bir ekmek etmiyor, bir kilo yaş çay ile bir bardak çay içilmiyor. Eskiden her cuma tatlı pişer, sütlaçlar, revaniler, kadayıflar yapılırdı. Şimdi asgari ücretlinin yevmiyesi bir kilo baklava almıyor. Mahalle pastahanelerinin ıslak ve sinekli tatlıları bile cep yakıyor. Eskiden bankaların itibarı vardı. Sağlam tüccarlara “banka gibi” denirdi. Şimdi bankalar bile adam dolaştırıyor, para çekmeye kalktınız mı “bugün git yarın gel” diyorlar. Eski Ramazan sofraları... Eskiden Ramazan ayı hepimizi heyecanlandırırdı. Mübarek yine gelmeli oldu ama kimsenin ceviz, turşu, biber, şeker, bakliyat peşinde koştuğu yok. Fukara yarım okka hurmanın parasını düşünüyor. Pastırma, sucuk, yağ, bal, kaşar... Tamam bunlar eskiden de zengin işi olarak bilinirdi ama ekmeğin lüks olacağı aklımıza mı gelirdi? Millet yüz bin lira için gecenin alacasında Halkekmek önlerinde kuyruğa giriyor. Ökçe pençe devri Eskiden iyi giyindiğini bildiğimiz dostlar markalardan vazgeçti. Henüz seyyarlara düşmediler ama günü sandıktakilerle geçiştiriyorlar. Eskiden yamulan ayakkabı çöpe atılırdı. Şimdi kunduracılar tamir işine döndüler. Ökçe pençe devri geri geliyor. Eskiden sınıfını geçen çocuklara Bisan bisiklet, Mikasa top, Barbie bebek alınırdı şimdi bahşiş bile verilmiyor. Abinin önlüğü oğlana, ablanın papucu kıza uyduruluyor. Kışın kokusu geldi ama millet Mahmutpaşa’ya dahi inemiyor. Eskiden kuaförlerde sıra bulunmazdı. Şimdi bütün babalar berber oldu. Birer “Zaza” edinen veledleri sıraya diziyor. Kafalarını üç numaraya vurup işi bitiriyor. Eskiden taksi ve minibüs şoförleri birer efsaneydi. Beğendiklerini bindirir, beğenmediklerini görmezden gelirlerdi. Şimdi üç yolcu için ağaç oluyor, gelene geçene korna çalıyorlar. Eskiden sabah saatlerinde Avcılar’dan Aksaray’a iki saatte gidilmezdi. Şimdi süre üçte birine indi. Niye? Çünkü kimsede iş kovalayacak mecal kalmadı, hadi işi bilenler işe gitmiyor peki ya bilmeyenlere ne oluyor? Denedik gördük İstanbul’un otobüsü en kıt hatlarından biri Yenibosna’dır. Geçen sene bu zamanlar Yenibosna-Yenikapı otobüsüne binebilmek için akrobat olmalıydınız. Dahası ensenizdeki sarımsaklı nefese, belinizdeki dirseğe, ayağınızın üzerindeki sivri topuğa sabretmek zorundaydınız. Peki ya şimdi? Dün saat 10.00 sularında durağa çıkıyoruz. Peronda dört otobüs yatıyor, sırada sadece bir çocuklu kadın bekliyor. Halk otobüsünün şoförüne “işler nasıl?” diye soracak oluyoruz, “Kendin gör” deyip bizi biletçi koltuğuna oturtuyor. Otobüs Yenibosna’dan E-5’e çıkana kadar üçüncü vitese çıkmıyor, bütün sokak aralarını kolaçan ederek ilerliyor, herkese korna çalıyor. Ama “ı ıh” gelen olmuyor. Duraklarda işi abartıyor, tek tek yolcu çağırıyoruz, millet boş boş bakıyor. Bütün çabamıza rağmen sadece 9 kişi toplayabiliyoruz. Bunların da üçü talebe ve 4 tanesi kart gösteriyor. Bir otobüs kaç yüz bin mark bilemiyoruz ama mazot cep yakıyor, tek lastik milyar sınırında dolanıyor. Bilet parasına belediye de ortak ve 200 milyon akbil kirası ödeniyor. Feda olsun ama... Ah yolcu olsa. Bedavacılardan biri (sonradan İETT’de çalıştıklarını öğreniyorum) şoföre dönüp “Ne o Abdülbaki Abi yine biletçiyi yenilemişsin” diyor. “Bu işi sevmedim abi, yarına kalmaz kaçarım” diye fısıldıyorum. Azıcık sabretmemi tavsiye ediyor, kulağıma eğilip “91 E’ye, 92 K’ya ya da 145’e girmeye bak” diye uyandırıyor. Dikkat ediyorum da onların bile tadı yok. Memleket bu işte. Elbette büyüklerimizden biletçi koltuğuna oturmalarını istemiyoruz. Onlar oturdukları koltuğun hakkını versinler, yeter. Mikrop yiyorlar!.. ŞANLIURFA (İHA) - Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, çocuklar çöp konteynerlerini kendilerine oyun aracı yaptı. Ekonomik kriz sonrası ailelerinin maddi durumu iyice bozulan Siverekli çocuklar, bir taraftan yiyecek aradıkları çöp konteynerlerinde bir taraftan da oyun oynuyor. Mikrop yuvası olan konteynerlerde hayatlarında hiç lunaparka gitmemiş olan çocuklar oyun özlemini gideriyor. Babalarının uzun süredir işsiz olduğunu söyleyen çocuklar, her sabah çöp konteynerlerinin içine girip buldukları yiyeceklerle karınlarını doyurduklarını söylüyorlar. Kriz, çocuk sağlığını bozuyor ADANA (İHA) - Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emre Alhan, ülkemizde yaşanan ekonomik krizin, Çukurova Bölgesi’nde çocuk sağlığını olumsuz etkilediğini, bu nedene bağlı enfeksiyon hastalıklarında artış gözlendiğini bildirdi. Prof. Dr. Emre Alhan, ülkemiz nüfusunun yüzde 30’unu çocukların oluşturduğuna dikkat çekerek, “Ülkemizde yaşanan ekonomik şartlar kötüleştikçe, enfeksiyon hastalıkları da giderek artış göstermekte ve buna bağlı çocuk ölümleri artmaktadır” dedi. Kongrede tartışılacak Prof. Dr. Alhan, enfeksiyon hastalıklarının çocuklar üzerindeki etkilerinin ve çocuk hayatını tehdit eden sorunların, 26-29 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Ulusal Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi’nde ele alınıp tartışılacağını kaydetti. Prof. Dr. Alhan, “Kongrede ayrıca, erişkinleri de olumsuz etkileyen deli dana ve şarbon gibi hastalıkların yanısıra, ishalli hastalıklar, tüberküloz, çocukluk çağı hastalıkları, bulaşıcı sarılık konularında görüşler dile getirilecek” diye konuştu. Yeşil Kart patladı ÇANAKKALE (İHA) - Çanakkale’de son 10 ayda ekonomik krizden etkilenerek zor durumda kalan 3 bin kişinin yeşil kart aldığı açıklandı. Yeşil kart uygulamasına başlandığı günden bu yana il merkezinde 6 bine yakın kişiye kart verildiğini belirten yetkililer, özellikle ekonomik kirizin ardından son 10 ayda bu sayının 3 bini bulduğunu söylediler. Yetkililer, ekonomik kriz sebebiyle işten çıkarılan kişilerin sosyal güvencelerinin bulunmaması üzerine hastanelerde muayene olamaz hale geldiklerini ifade ederek, “Zor durumda kalan vatandaşlarımız yeşil kart almak için ilgili yerlere müracaat ediyorlar. Son 10 ayda il merkezinde İl İdare Kurulu olarak toplam 3 bine yakın kişiye yeşil kart verildi. Bu sayı günden güne artıyor. Haftada en az 4-5 kişi yeşil kart almak için başvuruda bulunuyor” dediler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT