BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Haluk amca, bilgisi ve tecrübesiyle konuştukça konuşmuş, Berrin müvekkileliği bir kenara bırakmış, bir babanın karşısında nasihat dinleyen evlat konumuna gelmişti. Aradan bir saat geçmedi ki, Murat beyin sekreteri Burcu kapıyı tıklatıp içeri girdi...



Murat, Kemal beye bir öğrencinin öğretmene hesap vermesi gibi hesap veriyordu sanki. Tam bu esnada dayanamadı, Haluk amca devreye girdi. -Oğlum verir misin şu telefonu bana. Murat’ın canına minnetti. Hemen telefonu Haluk amcaya uzattı. Haluk amca telefonu eline aldı ve o tok ve kendinden emin sesiyle devreye girdi: -Alo Kemal bey? Kemal bey de şaşırmıştı sesteki farklılıktan: -Alo Murat bey? -Beyefendi, şimdi bırakın Murat beyi. Telefon muhabbeti yapmanın da sırası değil. Neyi merak ediyor, neyi öğrenmek istiyorsanız buyurun gelin eşiniz de burada görüşün konuşun. -Siz kimsiniz? -Beni ne edeceksiniz beyefendi? İsmim Haluk. Murat beyin yardımcısıyım. Siz dua edin ki, eşiniz Murat bey gibi bir insana müracaat etti. Burası bir avukatlık bürosu. Eşiniz de şu anda burada. Telaş edilecek meraklanacak bir şey yok. Tamam mı canım kardeşim. -Beyefendi, az önceki telefon muhabbeti... Haluk bey lafı yarıda kesti: -Tamam kardeşim anladım. Sen de telaştasın, eşin de telaşta o bakımdan telefondaki sese göre değil kendinize göre konuşuyorsunuz. Haliyle birbirinizi tanımadan bağırıp döküyorsunuz. Aklı başında adamlarsınız siz. Yapmayın lütfen... Adresimizi biliyorsun. İstersen şifahi olarak da tarif edeyim. Buyur atla gel, görüşelim. -Tamam Haluk bey, hemen geliyorum. -Haydi bekliyoruz. İyi günler. Telefonu normal bir şekilde kapattı Haluk amca. Ardından bir sigara yaktı ve ortaya konuştu: -İşte bu kadar yahu. Neyi uzatıyorsunuz. Yok böyle olduydu, yok şöyle olduydu. Bunlara gerek yok canım. Berrin’i bir tedirginlik almıştı. Canı sıkıldığı her halinden belliydi. Hafif yerinden kıpırdadı ve Murat beye yönelerek konuştu: -Ben onunla yüz yüze gelmek istemiyorum Murat bey. -Nasıl yani? -Ben o gelmeden gitmeliyim. Lütfen. Haluk amca tekrar devreye girdi: -Bakın Berrin hanım. İş ayrı, hukuk ayrı, tecrübe ayrı. Burada bana düşmezdi ama baktım ki nazınızı elinize yüzünüze bulaştırıyorsunuz. Ben sizin babanız yaşında bir adamım. Size “kızım” diyebilirim. Lütfen benim sözümü ukalalık olarak anlamayın. Sizinki basit bir kıskançlık macerası... -? -Bu gibi hassas konularda kaçmaktı göçmekti olmaz. Nasıl ki evlenirken birlikte karar verdiniz. Ayrılırken de birlikte karar verme medeni cesaretini göstermelisiniz. Kaldı ki anladığım kadarıyla sizin aranızda ayrılmayı gerektiren hiçbir mesele yok. -Ama Haluk bey. -Bak kızım, sendeki öfke ve telaşın derecesini anlamak hiç de zor değil. Bir telefon geldi neler hayal ettiniz neler. Sanki biraz kocanız da öyle. Eh iki vehimli insan birbirinden şüphelenirse ne olur? Berrin susuyordu. Haluk bey, devam etti: -O sana kızdı, sen ona kızdın. Sonunda oturup bunun sebebi nedir bile demeden birbirinize darılıp deyip çıkıp gittiniz, öyle olmadı mı? -Öyle gibi. -Kemal beyi de göreceğiz gelince. Kalıbımı basarım o da en az senin kadar vehimli bir insandır. Yani biraz kıskançlıktan kaynaklanan vehim. Murat, bir kenara çekilmiş, bu tecrübe abidesi adama bakıyordu. “Helal sana Haluk amca, olayı kendi kendine nasıl da çözüyorsun be?” diyordu. Haluk amca, bilgisi ve tecrübesiyle konuştukça konuşmuş, Berrin müvekkileliği bir kenara bırakmış, bir babanın karşısında nasihat dinleyen evlat konumuna gelmişti. Aradan bir saat geçmedi ki, Murat beyin sekreteri Burcu kapıyı tıklatıp içeri girdi: -Efendim, Kemal bey isminde biri geldi. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT