BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > PANJUR TAMİRCİSİ

PANJUR TAMİRCİSİ

Bir gün önce bulmakta zorlanacağını düşündüğüm evin yakınında, bilinen bir yerde buluşmak üzere sözleştik.



Bir gün önce bulmakta zorlanacağını düşündüğüm evin yakınında, bilinen bir yerde buluşmak üzere sözleştik. Ertesi gün tam saatinde kararlaştırdığımız yerde beni beklerken buldum. Eve gittik, iş önlüğünü giydi, baretini taktı işe başladı. Keyifli çalışıyordu. Yaptığı işle ilgili zaman zaman bilgi veriyordu. İşini bitirdi.. Seni gideceğin yere bırakayım, dedim. Yolda her Türk gibi memleketini sordum. Bulgaristan’dan 995’te gelmiş. Belirgin bir aksanı yoktu ama işini sevmesinden, çalışma düzeninden, her on dakikada bir ofurdayıp pufurdamamasından bizim gibi özbeöz Anavatan Türk’ü olmadığını tahmin edebilmeliydim. * Bu vatanda doğup büyüseydi, buluşma yerine saatinde gelmezdi. * Buluştuktan sonra memleketimi sorardı. * Biraz yol aldıktan sonra, “Ya abi bu araba ne yakıyo?” derdi. * Eve gittikten sonra bahçenin kaç metrekare olduğunu, * Bu civarlarda fiyatların nerelerde seyrettiğini sorardı. * Panjur tamirini süfli bir iş olarak göreceği için, “Bakma bu halime, biz bu işleri yapacak adam mıydık” derdi. Hasılı, vatanını sevmekten işini sevmeye, öğrenmeye, iyi yapmaya vakti kalmazdı. Zihni mesaisinin yarısı pufurdamakla, öbür yarısı iki gecede nasıl zengin olunabileceğinin hesaplarıyla geçerdi. Ankara’dakilere dua ederdi. “Ya abi, işini uyduran uyduruyo” derdi. TAHKİKAT Diyelim ki silah ruhsatı almak istiyorsunuz. İyi veya kötü bu işin bir mevzuatı bir de prosedürü var. Eğer şartlarınız uygun ise, gerekli evrakları tamamladıktan sonra usulen hakkınızda tahkikat yapılması gerekiyor. Bağlı bulunduğunuz karakola yazıp soruyorlar, diyorlar ki: “Gidin bakın, burada böyle bir adam oturuyor mu, çevresinde bilinip tanınıyor mu, nasıl bir adam vs...” Bu iş eskiden şöyle yapılırdı. Bir memur müracaat sahibinin evine gider, kısa bir görüşme yapar, çevrede bir iki kişiye birşeyler sorar, tahkikat sonundaki kanaatini yazardı. Şimdi pratik bir yol bulunmuş. İlgili şahıs karakola çağrılıyor. Nerede oturduğu soruluyor. Vatandaş ikametgah senedinde yazılı adreste oturduğunu söylüyor. Memur, “Senin hakkında bilgi isteniyor, ne yazalım?” diyor. Bu da bir yol.. hem de pratik bir yol. Birincisi herkes burnundan solurken keyf için silah alacak ekabir bir adamın evine gidilmemiş olunuyor. İkincisi eleman tasarrufu yapılıyor. Adamı evinden bir bekçi marifetiyle çağırabilirsiniz ama bekçiye tahkikat yaptıramazsınız. Üçüncüsü karakola giden adam oradaki insanların hangi şartlarda çalıştığını görüp duygulanıyor. Memur evine gelse herşeyi toz pembe zannedebilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT