BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Bahçe kapısına yaslanıp etrafını seyreden Mete, buralardan kaçmak istiyordu. Yine kötü bir şey olacağı hissi vardı içinde. Bilmediği, kestiremediği bir şeylerden korkuyordu. Oysa birisini bekler gibi bekliyordu kapıda. Evlere, arabalara bakıyor, yolları gözlüyordu.



Buralardan kaçmak istiyordu genç adam Köyü ve Rıza’yı hatırladı... “Akşam güneşi beni de al,” diye söylendi. “Kurtar beni bu dertlerden, ıstıraplardan. Al götür beni buralardan.” Fakat bu dertlerden kurtulması mümkün değildi. Bir kurşun gibi saplanmıştı yüreğine, söküp atamıyordu. -Neler düşünüyorsun yavrum?.. Dalmışsın akşam güneşine, teyzene hoşgeldin bile demiyorsun. Emel teyzenin bu sözleriyle his dünyasından ayrıldı Mete, teyzesine baktı. Ne kadar değişmişti Emel teyze. Başına yeşil bir örtü takmıştı, yeşil gözleriyle uyum sağlıyordu. -Kusura bakma teyze, dedi. Bir an güneşe dalmışım. Bu manzarayı çok severim. Emel hanım da baktı batan güneşe. -Ben de çok severim, dedi. Kitabını hemen okudum Mete, çok nefis. Seni tebrik ederim yavrum. Başarılarının devam etmesini diliyorum. -Sağol teyze, dedi Mete utanarak. Sevgi hanım araya girdi. -Banu ile Burçin nerede?.. diye sordu. -Birazdan gelirler, dedi Emel hanım Bizimle beraber geliyorlardı ama biraz ilerde indiler. Yürüyerek geleceklermiş. Aralarında bir şeyler konuşacaklar galiba. Az sonra gelirler. Emel hanımın bu sözleri Mete’yi sarstı. Neler konuşacaklardı acaba?.. Bir şeyler olacak gibi geliyordu Mete’ye ve bundan ürküyordu. Şermin’in elini bırakıp, bahçenin kapısına geldiğini son anda farketti. Niçin buraya geldiğini anlayamadı ama geriye de dönmedi. Hafif bir rüzgâr esiyordu. Saçları uçuşuyordu rüzgârdan. Ağaçların yaprakları hışırdıyor, çiçekler ve zambaklar eğilip kalkıyordu. Bahçe kapısına yaslanıp etrafını seyreden Mete, buralardan kaçmak istiyordu. Yine kötü bir şey olacağı hissi vardı içinde. Bilmediği, kestiremediği bir şeylerden korkuyordu. Oysa birisini bekler gibi bekliyordu kapıda. Evlere, arabalara bakıyor, yolları gözlüyordu. Mete dalgın halde böyle bakınırken, komşu evde duran iki kardeş yanına geldi. Sedat ve Pervin kardeşlerdi bunlar. -Niye o kadar dalgınsın Mete?.. diye sordu Sedat. Bugün herkes bilmeden yarasını deşiyordu Mete’nin. -Etrafı seyrediyorum, dedi. -Dün bir kitapçı dükkânında senin kitaplarını gördük. Ailecek seninle gurur duyduk, tebrik ederiz seni. Bize bir tane imzalarsan seviniriz. -Çok isterim ama ev o kadar kalabalık ki, canım sıkıldığı için buraya geldim. Daha sonra seve seve imzalarım. -Eve gitmene gerek yok ki, biz aldık bile kitaplarını. Sen sadece imzalayacaksın. -Siz bilirsiniz. Pervin koşarak evlerine gitti. -Bu yaşta eser sahibi olmak güzel bir duygu olmalı Mete. Yeni kitapların olacak mı?.. -İnşallah Sedat. Hele bir askere gidip gelelim. -Askere mi gidiyorsun?.. -Evet. -Şimdiden hayırlı tezkereler diliyorum sana. -Teşekkür ederim. Pervin az sonra iki kitapla geldi yanlarına. Mete kitapları aldı ondan, Pervin kalem de getirmişti. Kitapların ilk sayfalarına birkaç satır yazı yazdı. Tam imzalayacağı sırada bir ses duyuldu. -Ooo bakıyorum bol bol kitap imzalıyorsun. Başını kaldırdığında ablasıyla göz göze geldi. Banu gözleriyle Mete’yi azarlıyor gibiydi. Burçin yanındaydı Banu’nun. Mavi gözleri görünce Mete’nin içdünyası iyice karıştı. Burçin çocuklar gibi şen görünüyordu. Tıpkı o günkü gibi mavi atlastan bir elbise giymişti. İşte sevdiği kız karşısındaydı. Hep düşündüğü, hüzünlendiği kız. Bir şeyler söylemesi gerekiyordu fakat konuşamıyordu Mete. Burçin onun durumunu anlamış gibi gülümsedi ve berrak sesiyle: -Merhaba Mete, dedi. Tanıdın mı eski arkadaşını?.. İşte Burçin konuşmuştu, kendisiyle konuşmuştu!.. Yüreği kopacakmış gibi çarpıyordu Mete’nin. Yeşilköy Atatürk havaalanında da böyle söylemişti. Onu tanımaz olur muydu?.. Fakat bu sefer o sözü söyleyemedi Mete. Mete konuşmak üzereyken Pervin girdi araya. -Artık meşhur oldu ya, belki tanımayabilir. Zorla kitap imzalattık Mete’ye. Biz evden getirdik de öyle. Yoksa bize kitap filan vereceği yoktu. Ne yapalım buna da şükür. Pervin’in bu sözleri, Banu’yu rahatlatmıştı. Gözlerinden anladı bunu Mete. Tabiî kendisi de rahatlamıştı. Burçin gülerek önce Mete’ye baktı, sonra Pervin’e döndü. -Siz onu tanımıyorsunuz, dedi. O çok bencildir. Mete, bu sözler üzerine yıkıldığını hissetti. Bir şeyler dönüyordu bugün ve bundan korkuyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT