BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TERÖR TECRÜBESİ

TERÖR TECRÜBESİ

Terörden söz açılınca, "Türkiye terör konusunda epeyce tecrübe kazandı" denilir. Bunu çoğumuz söyleriz. Bizim tecrübemiz dağ dere demeden terörist kovalamaktı. Eğer tecrübe bu ise tecrübeli olduğumuz doğru. Çünkü kovalama işini 12 Mart'tan önce, 12 Eylül'den önce ve Güneydoğu'da yıllarca yaptık.



Terörden söz açılınca, "Türkiye terör konusunda epeyce tecrübe kazandı" denilir. Bunu çoğumuz söyleriz. Bizim tecrübemiz dağ dere demeden terörist kovalamaktı. Eğer tecrübe bu ise tecrübeli olduğumuz doğru. Çünkü kovalama işini 12 Mart'tan önce, 12 Eylül'den önce ve Güneydoğu'da yıllarca yaptık. Oysa çok bilinmeyenli denklemler veya matematik soruları tecrübe ile çözülmez. Evet, bu işten yıllarca çektik. 12 Eylül'den önce, sokaklar kan gölüne döndüğü zaman, en akıllılarımız bile, "Yahu birbirimizi vuracak ne var, gelin barış içinde yaşayalım, derdimiz varsa insanca konuşalım" diyordu. Sağcılar zannediyordu ki, solcuların kökü kurutulursa memleket huzur ve sükuna kavuşur. Solcular için de tersi geçerliydi. 12 Eylül'ün sabahında kimse kimseyi vurmaz oldu. O gün de birbirimize şu soruyu sormadık: Ne oldu da insanlar bir gecede birbirini vurmaz hale geldi? Eğer bir cinayet sıradan bir zabıta vakası değilse, katili kısa zamanda bulunacak, kanı yerde kalmayacak, çalışmalarımız devam ediyor demenin hiçbir anlamı yok. Katil bulununca iş çözülmüş olmaz ki. Yoldan geçen adam için çözüm hazırdır: Öldürülenin kimliğine bakıp katili karşı tarafta arar. Ama hesaplı kitaplı olaylarda bazen aynı taraftan, ilgisiz görünen taraftan olabilir. Bütün mesele, bu tip olaylarda önce nereye varılmak veya ne elde edilmek istendiğini kestirmek sonra elde edilenin kimin veya kimlerin işine yarayabileceğini bulmak.. Sonra neler yapılabileceğinin üzerinde durmak lazım. Fakat bütün bunlar Mumcu katillerinin arkasında İran'ı arayanların yapabileceği işler değil NE İSTİYORSUNUZ? Efendim biz, yanıbaşımızda bir savaş istemiyoruz. Siz ne iyisiniz. Siz istemiyorsunuz ama başka birileri istiyor. Önleme imkanınız var mı? Yok. Önünüzde üç yol var: Ya müdahalenin fiilen içinde yer alırsınız.. Ya kenarda kalırsınız. Ya da karşı durursunuz. Söylenecek sözleri ağızda yuvarlamak ne zamandan beri diplomasi sayılıyor. Oturun, kârınızı, zararınızı, alternatiflerin riskini hesap edin (etmişsinizdiiiiiir) çıkın ortaya. Ortaya çıkından kastım kamuoyunu aptal yerine koymayın. Gerçi biz kamuoyu olarak akıllı olsak ne yazar ama insan yine de bir üslup değişikliğini arzuluyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT