BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Cadde üzerinde bulunan kitapçı Sami’nin dükkânını görünce, vitrinine yanaşıp, sergilenen kitaplara bakmaya başladı kız. -Ben kitap okumasını çok severim. İstanbul’daki evi bir görsen, odam tıklım tıklım kitap dolu. -Yaa?.. dedi Cihat. Demek kitap okuyorsun?..



Cadde üzerinde bulunan kitapçı Sami’nin dükkânını görünce, vitrinine yanaşıp, sergilenen kitaplara bakmaya başladı kız. -Ben kitap okumasını çok severim. İstanbul’daki evi bir görsen, odam tıklım tıklım kitap dolu. -Yaa?.. dedi Cihat. Demek kitap okuyorsun?.. -Hem de nasıl!.. Bazı arkadaşlarım, kızım sen ileride kafayı üşütürsün derler bana. Sen de sever misin kitap okumayı?.. -Elbette severim. Vitrinden ayrıldılar. Caddenin sonuna gelmişlerdi. Bir meydandaydılar şimdi. Yukarıdan aşağıya giden geniş cadde Ada’ya kadar uzanıyordu. Buranın hemen karşısında giden bir cadde ise Termik Evlerine, Sanat Okuluna kadar gidiyordu. Cihat rehberlik görevini bunları anlatarak sürdürüyordu. -Burası ayrıca pazar yeridir. Cumartesi günü burası insan selidir. Kavaklının oradan, aşağıdaki İstiklâl İlkokulunun bulunduğu yere kadar pazar kurulur. Canan zaten bildiği şeyleri Cihat’tan dinlerken gülüyordu. Meydandaki parkın öte yanındaki otobüs durağında Tunçbilek yolcuları araba bekliyordu. Oraya kadar yürüdükten sonra, bir ara sokağa yöneldiler. Oldukça dik bir sokaktı burası, asfalt değil taşlıktı. Hem dik, hem taşlı yolu aşarlarken Cihat kıza takıldı. -İnşallah ayakkabıların parçalanmamıştır. Ama Mülayim’e giden en kestirme yol burası. Sokak bitiminde asfalt caddeye geldiklerinde, Mülayim’in dış kapısı görünmüştü. Oraya geldiklerinde kapı bekçisine ücret ödeyip içeriye girdiler. Çeşmeye kadar uzanan yolda yürürlerken etrafındaki çiçeklere bakıyordu Canan. Çeşmenin bulunduğu yerdeki parktan çocukların sesi duyuluyordu. Ağaçlara, çiçeklere ve tepeye bakan kız hayatından memnundu. Parkın yanındaki merdivenli yoldan yürürlerken, tünelden geçtiğini sanıyordu. Yanlarından ve tepeden sarkan çiçekleri koklamaktaydı. Üstü bağla, çiçekle, sarmaşıkla dolu yoldan tepeye ulaştıklarında, Tavşanlı’nın her tarafı ayaklar altına serilmişti. -Çok güzel burası. Türbe, etrafını çevreleyen havuz, her tarafı gören manzara ve çiçekler. İnan böyle bir yer İstanbul’da yok. Eskisinden daha güzel olmuş burası. Bu kadar bakımlı değildi önceden. Hemen karşılarında Moymul Mahallesi, Endüstri Meslek Lisesi, Yavuz Selim Koleji, Comag Maden Tesisleri görünüyordu. Dağ ve eteğindeki Moymul Mahallesinin görünümü çok hoştu. -Bizim belediye başkanı burası için çok emek harcıyor. Fevzi bey bu işleri çok sever. Tabiata ve kültüre önem veren birisi. Bu uğraşılarından dolayı ona “Parklar Umum Müdürü” diyenler bile var. -Harika olmuş gerçekten. Adamı tebrik etmek gerek. Arkasına dönüp baktı Canan. İlçenin büyük kısmının göründüğü bu taraf Çukurköy’e kadar uzanıyordu. Belediye binası, dağın eteklerine doğru uzanan 164 Evler, Killik Mahallesi, Hastane, İmam Hatip Lisesi, Mezarlık, Kütahya yolu, Subaşı semti, Hanımçeşme Mahallesi gözler önündeydi. Geniş bir ovaya serilen Tavşanlı’nın tipik evlerinin yanısıra modern evler hızla türemişti ve bir sürü caminin minaresi evlerin ve ağaçların arasından görünüyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT