BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vergi Barışı Kanunu “Şirketlerde ceza sorumluluğu”nu nasıl etkiliyor?

Vergi Barışı Kanunu “Şirketlerde ceza sorumluluğu”nu nasıl etkiliyor?

“Şirketlerde ceza sorumluluğu” zaman zaman genel tebliğ, genelge ve özelge bazında çözüm bulsa da öteden beri hep problem olmuştur. Ta ki, 4369 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe kadar... Ancak, bu sefer de söz konusu Kanun ile VUK’na eklenen Geçici 21’inci madde hükmünün geçici dönem uygulaması maalesef anlaşılmış değildir(!)



“Şirketlerde ceza sorumluluğu” zaman zaman genel tebliğ, genelge ve özelge bazında çözüm bulsa da öteden beri hep problem olmuştur. Ta ki, 4369 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe kadar... Ancak, bu sefer de söz konusu Kanun ile VUK’na eklenen Geçici 21’inci madde hükmünün geçici dönem uygulaması maalesef anlaşılmış değildir(!) Bu cümleden olarak, “Kim kimi, nasıl ve ne zaman affetti?” şeklindeki maksatlı sorunun muhatabı, önceki hafta çıkarılan “Vergi Barışı Kanunu” görülmek isteniyor. Oysa, 01.01.1999’dan önce salt manada şekli kanuni temsilci durumunda olanlara sahte belge kullanımı ile ilgili suç isnat etmek -gerek 143 no’lu VUK Genel Tebliği ve gerekse yukarıda belirtilen düzenleme hükmü uyarınca- mümkün değildir. Meselenin mevzuat yönünü kimse merak etmiyor. İlgili gibi görünenler de akıllarınca mevzuatı ideolojilerine yenik düşürüyorlar!.. Meselenin doğrusunu merak edenler!... İşte size meselenin özü ve de doğrusu: ¥ Vergi ziyaı sorumluluğu konusunda yasal düzenlemede öteden beri bir değişiklik yoktur. Yani geçmişte ne ise bugün de odur. ¥ Ama, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden, yani bu cezaların sorumluları açısından 4369 sayılı Kanun ile VUK’nın 333’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasında önemli bir değişiklik yapılmıştır. Söz konusu yasal değişikliğin esas gerekçesi, ceza hukukunun ilkelerinden biri olan cezaların şahsiliği ilkesidir. Yani, ceza sorumluluğunun sadece fiili işleyene ait olmasıdır. Böylece değişiklikten önce ceza yaptırımına muhatap olan tüzel kişinin kanuni temsilcisi, örneğin bir anonim şirkette yönetim kurulu üyesi, yapılan değişiklikten sonra sorumlu olmayacak, sorumluluk sadece eylemi gerçekleştiren kişiye yönelecektir. Aslında yapılan bu yeni düzenlemeyle getirilen değişiklik, 143 seri no’lu VUK Genel Tebliğ ile de sağlanmaya çalışılmıştı. Söz konusu tebliğde de suçun şekil sorumlusu olan kanuni temsilcilerin değil, suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilcilerin cezalandırılması gerektiği ifade edilmişti. Ancak uygulamada bu yönde ayrıntılı bir tespit yapılmadan maalesef hep yönetim kurulu üyeleri veya şirket müdürleri adına “kaçakçılık suçu” raporları düzenlenmiştir. (*) Şimdi uygulamada esas sorun şudur: 01.01.1999 tarihinden önce işlenen kaçakçılık suçlarının bu tarihten sonra ortaya çıkarılması halinde hürriyeti bağlayıcı cezanın muhatabı kim olacaktır? Bilindiği gibi, 4369 sayılı Kanunla VUK’ya eklenen geçici 21’inci madde hükmüne göre 4369 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen fiiller nedeniyle hükmolunacak cezalar hakkında fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ile bu kanun hükümlerinden lehte olanı uygulanacaktır. Buna göre 01.01.1999 tarihinden önce VUK’nın 344/1-6 madde bentlerinde yazılı (kaçakçılık) suçların işlendiği bu tarihten sonra tespit edilen bir tüzel kişilikte cezanın muhatabının salt manada kanuni temsilci diye kendisinin gösterilmesi halinde, kanuni temsilci kendisi hakkında geçici 21’inci madde hükmünün dikkate alınmasını ileri sürebilecek, diğer bir deyişle cezanın muhatabının kendisi olmadığını dermayan edebilecektir. Ta ki, aynı zamanda söz konusu fiili işlediğine dair hakkında ispatlanmış bir tespit olmasın. Ayrıca TCK’nın 2’nci maddesinde yer alan “İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz.” hükmü de kanuni temsilciyle ilgili cezai takibatı engelleyecektir. Sonuç olarak, şirketlerde 01.01.1999 tarihinden önce işlenen ve fail ile kanuni temsilcinin farklı olduğu kaçakçılık suçlarında gerek VUK’ya 4369 sayılı kanunla eklenen geçici 21’inci ve gerekse TCK’nın 2’nci madde hükümleri uyarınca VUK’da belirtilen hapis cezalarının uygulanması mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla, Vergi Barışı Kanunu konu ve kapsamı bu olan hususta herhangi bir hüküm ihtiva etmemektedir. ...... (*) Süheyl DOLUNAY, “Reformda Af da Var”, 15.08.1998 tarihli Radikal Gazetesi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT