BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > En büyük mucize

En büyük mucize

Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve etraftakilerden haberi olmayan insanlar arasında hâsıl olmuş iken, Tevrât’ta ve İncîl’de ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi. Geçmişlerin hâllerinden haber verdi. Her dinden, her meslekten ileri gelenlerin hepsini hüccet ve delilleri söyliyerek susturdu.



Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve etraftakilerden haberi olmayan insanlar arasında hâsıl olmuş iken, Tevrât’ta ve İncîl’de ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi. Geçmişlerin hâllerinden haber verdi. Her dinden, her meslekten ileri gelenlerin hepsini hüccet ve delilleri söyliyerek susturdu. Peygamberimiz, en büyük mucize olarak Kur’ân-ı kerîmi ortaya koydu ki, altıbinikiyüzotuzaltı âyetinden biri gibi söyliyemezsiniz diye meydan okuduğu halde, kimse, bindörtyüz bu kadar seneden beri, dünyanın her tarafında bütün islâm düşmanları el ele vererek, mallar, servetler dökerek uğraştıkları halde, söyleyemedi. Şimdi de, milyon dolarlar dökerek ve Yahûdî, papaz, mason güçlerini kullanarak, çalıştıkları halde söyleyemiyorlar. Hele o zaman, Arablar’da, şiir, edebiyât her şeyden ileri gidip en güvendikleri başarıları olduğu halde, Kur’ân-ı kerîm karşısında, bir şey söyleyemediler. Kur’ân-ı kerîme böyle galebe çalamayınca, çokları insâfa gelip Müslüman oldu. İman etmeyenleri de, İslamiyetin yayılmasını önlemek için, döğüşmeğe mecbûr oldu. Kur’ân-ı kerîmde kimsenin yapamayacağı, söyleyemiyeceği şeyler sayılamıyacak kadar çoktur. Burada altısını bildirelim: Birincisi: Îcâz ve belâgattır. Yani az söz ile ve pürüzsüz ve kusursuz olarak, çok şey anlatmaktır. İkincisi: Harfleri ve kelimeleri, Arab harflerine ve kelimelerine benzediği halde, âyetler, yani sözler ve cümleler, onların sözlerine ve şiirlerine ve hutbelerine hiç benzemiyor. Kur’ân-ı kerîm, insan sözü değildir. Allah kelâmıdır. Kur’ân-ı kerîmin yanında onların sözleri, cam parçalarının elmasa benzemesi gibidir. Dil mütehassısları bunu pek iyi görüyor ve teslîm ediyor. Üçüncüsü: Bir insan, Kur’ân-ı kerîmi ne kadar çok okursa okusun bıkmıyor, usanmıyor. Arzusu, hevesi, sevgisi ve zevki artıyor. Hâlbuki, Kur’ân-ı kerîmin tercümelerinin ve başka şekillerde yazmalarının ve diğer bütün kitapların okunmasında, böyle arzu ve lezzet artması olmuyor. Usanç hâsıl oluyor. Yorulmak başkadır, usanmak başkadır. Dördüncüsü: Geçmiş insanların hâllerinden bilinen ve bilinmeyen birçok şey Kur’ân-ı kerîmde bildirilmekdedir. Beşincisi: İlerde olacak şeyleri bildirmektedir ki, bunlardan çoğu zamanla meydana çıkmış ve çıkmaktadır. Altıncısı: Kimsenin hiçbir zamanda, hiçbir sûretle bilemiyeceği ilimlerdir ki, Allahü teâlâ, evvelini ve âhirini Kur’ân-ı kerîmde bildirmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT