BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayatın tekdüzeliği ve kırılganlıklar üzerine / Sentez / Hasan Seçen

Hayatın tekdüzeliği ve kırılganlıklar üzerine / Sentez / Hasan Seçen

Bu hafta başka konular üzerine yazmayı düşünüyordum. Fakat, beni üç gün yataktan kaldırmayan soğuk algınlığı, bu konuların benim ajandamdaki önem sırasını değiştiriverdi.



Bu hafta başka konular üzerine yazmayı düşünüyordum. Fakat, beni üç gün yataktan kaldırmayan soğuk algınlığı, bu konuların benim ajandamdaki önem sırasını değiştiriverdi. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyen ulu padişah boşuna dememiş. Eski çağ tabipleri, üzüntüler ve kötü kokular olmasa insanın beş yüz yıl yaşayabileceğini düşünürlermiş. Şimdiki hekimler insan ömrü hakkında bu kadar iyimser olmamakla birlikte, sağ olsunlar, sıhhatli yaşamak için onlar da bizlere her türlü tavsiyeyi yapıyorlar. Çağdaş hekimlerin sağlıklı yaşama formüllerini iki cümlede toplamak zor ama, dedelerimizin formülü çok kısa: “Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut düşünme derin!” “Olmayınca hasta, kadrin bilmez insan sıhhatin” diyen şair de önemli bir başka noktaya işaret etmekte! Biz insanlar, hep kendi dünyalarımızın sahici olduğunu düşünürüz. Fakat, hayatın tekdüze akışı içinde, bizim dışımızda akıp giden bir hayatın da olduğunu anlamamız ne yazık ki çoğu kere mümkün olmaz. Bir yazar için bin bir emekle yazdığı bir kitap, bir şâir için kelime ve mısralarını inci gibi dizerek tamamladığı son şiiri, bir ressam için yüzlerce çizgi ve onlarca renk tonunun iç içe girmesiyle oluşturduğu harika bir tablo, bir bilimci için o gün yaptığı deneylerden elde ettiği sonuç, bir hatip için o gün yaptığı konuşmada verdiği mesajlar, bir talebe için en son girdiği imtihanda aldığı çok iyi bir not belki de kendilerine göre dünyanın en önemli işleridir. Gün gelir, yaşadığımız bir hastalık veya sevdiklerimizden birini aniden yitirivermemiz veya çok sevdiğimiz bir insandan hiç beklemediğimiz kalp kırıcı bir davranış, bizde bir şok etkisi yapıverir. İşte o zaman, zihnimizdeki kurgulu dünya bir anda kararıverir. Kendimize gelecek kadar bir süre geçince, kendi dünyamızın dışındaki dünyaların da sahici bir dünya olduğunu hayretle fark ederiz. O zaman, merhaba diyerek sabahları selamlayarak geçtiğimiz asgari ücretli işçinin; O zaman, günde bir kez ekmek almak için uğradığımız, sabahın 7’sinden akşam 11’ine kadar “ekmek teknesi”ni bekleyen bakkalın; O zaman, akşama kadar ağlarını tamir edip, sabaha kadar denizde uykusuz bekleyen balıkçının; O zaman, “kazandığının hepsi kâr olsa bile bu insan evini nasıl geçindirir?” diye düşündüğümüz seyyâr satıcının; O zaman, ördüğü oyalar, yaptığı dikişlerle yetim çocuklarını okutmaya çalışan annenin; O zaman, üniversiteyi bu yıl da kazanamayıp, “bir kere daha deneyeyim, yine olmazsa askere giderim, Allah Kerim!” diyerek tekrar kitaplarını çalışmaya başlayan gencin hayatının da sahici bir hayat olduğunu anlayıveririz! Evet, aziz okuyucu! Siz de tekdüze bir hayatın kırılgan noktalarında kim bilir hangi sahici hayatları keşfettiniz. Keşke onları başka zamanlar da keşfedebilsek! Sıhhat ve âfiyet dileklerimle!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT