BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekonomik güvenlik

Ekonomik güvenlik

Yıllardır “dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke” de yaşadığımız tezi üzerine kurulu bir güvenlik politikasıyla yönetiliyoruz. Haliyle de, sınır komşularımız ile ilişkilerimizi sadece “korunma ve nefret etme” duyguları yönlendirdi bugüne kadar.



Yıllardır “dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke” de yaşadığımız tezi üzerine kurulu bir güvenlik politikasıyla yönetiliyoruz. Haliyle de, sınır komşularımız ile ilişkilerimizi sadece “korunma ve nefret etme” duyguları yönlendirdi bugüne kadar. Kendisini, vatandaşından bile koruyan bir devlet yapısının üreteceği stratejinin başka bir şey olması beklenemezdi zaten. Ancak son yıllarda, çevremizdeki statüko hızla değişiyor. Bilhassa ABD’nin yeni “Ortadoğu projesi”nin etkileriyle, bölge devletlerinin “Sınırın öte tarafı mutlaka düşmandır” mantığı ortadan kalkıyor. Türkiye de bir yönüyle bu yeni düzene adapte olmaya çalışıyor. Hükümetin ve bilhassa Başbakan Erdoğan’ın açılımları, bu realitenin farkında olduklarını gösteriyor. Yeni dönemde sınırlar, öte taraftaki düşmana karşı silahlarla korunan çizgiler değil, iktisadi ve siyasi işbirliklerinin belirleyicileri haline geliyorlar. Ama Türkiye’nin kronik problemi burada da baş gösteriyor : Statüko savunucuları. “Dört tarafı düşmanla çevrili” ve “İçeride de rejim düşmanlarının cirit attığı” bir ülkeye göre dizayn edilmiş öncelikler stratejisinin devamında kişisel veya kurumsal çıkar görenler yani. Onlar, yeni dönemin “düşman” ve “güvenlik” tanımından hoşnut olmuyorlar. Hükümet, çevre ülkelerle yeni açılımlar için uğraştıkça, onlar homurdanmaya devam ediyorlar. Suriye Cumhurbaşkanı, işadamlarıyla Türkiye’ye mi geldi ? Hemen sesler yükseliyor: “Bunlar düne kadar düşman değil miydi ?” Hükümet İran’la ilişkileri mi geliştirmek istiyor? Homurtular başlıyor: “Mollalarla ne işimiz olabilir?”. Papandreu’nun teklifi Yıllardır, kışkırtılan düşmanlıklarla, hiçbir zaman kullanamayacakları milyarlarca dolarlık silahı birbirlerine karşı biriktiren iki ülke. Şimdi birisinin Başbakan adayı diyor ki: “Gelin bu anlamsız güvenlik konseptini karşılıklı değiştirelim ve savunma harcamalarımızı azaltalım”. Milyarlarca dolar, yıllardır savunma ve güvenlik pahasına refah ve kalkınması ertelenen halklar için harcanabilir artık. Gönül isterdi ki bu proaktif açılımı Türkiye’mizin siyasileri yapabilsin. Yine de, bu teklif, komşulara düşman olarak bakılan ve onlara karşı silah biriktirilen bir dönemin bitmekte olduğunu gösteriyor. Devlet kendi güvenliğini silah yerine ekonomik işbirlikleriyle sağlayabilir. Statükoya rağmen. Umutlanmaya değmez mi ?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT