BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Nasihat almaya geldim’

‘Nasihat almaya geldim’

Mevlânâ Tâceddîn İbrahim, Allah dostlarından bir büyük velîdir. İznik toprağını nurlandırıyor mübarek kabri...



Mevlânâ Tâceddîn İbrahim, Allah dostlarından bir büyük velîdir. İznik toprağını nurlandırıyor mübarek kabri... Bir gün, dergahına bir delikanlı girip diz çöktü mübareğin önünde. - Hocam, nasihat almaya geldim. Büyük velî sevgiyle baktı gence: - Evladım, âzâlarını günah işlemekten koru. Ne için yaratılmışlarsa o yolda kullan sadece. - İnşallah hocam. Dua edin, başarayım. - Kalbini de dünyaya bağlama sakın. - Dünyadan maksat nedir hocam? - Dünya, haram ve günahlardır oğlum. Allahü tealanın beğenmediği şeyler yani. - Peki hocam nefis nedir? - O, senin en büyük düşmanındır. Gıdasını verirsen, seni yakmak ister Cehennemde. Nefsin gıdası nedir? Delikanlı merak etti. - Onun gıdası nedir ki hocam? - Haramlardır ve doymaz bir türlü. Ona taviz vermeğe gelmez. Verdikçe daha ister. - Peki ne yapmamı tavsiye edersiniz? - İslamiyete göre yaşa evladım. Sen İslama uydukça kırılır kolu kanadı, zayıflar, düşer takattan. - Sonra ölür mü hocam? - Ölmese de, zarar veremez hale gelir. - Ya İslama uyulmazsa? - O zaman kuvvetlenir işte. Günah işledikçe semirir. Neticede yenik düşersin ona. Ama bedeli çok ağırdır bu mağlubiyetin. Sonra sordu gence: - Namazlarını kılıyor musun oğlum? - Beş vakit kılamıyorum hocam. Acı acı gülümseyip sordu gence: - Sen hiç temelsiz bina gördün mü? - Hayır hocam, görmedim. - Niye görmedin? Temelsiz bina olmaz - Temelsiz bina olmaz ki hocam. - Doğru, temelsiz bina olmaz. İşte “İslam” binasının temeli de “Namaz”dır evladım. Namaz yoksa, İslamiyet de yoktur, anladın mı? - Anladım hocam. Sonra yakınlarını çağırıp vasiyyetini bildirdi: - Beni falan yere defnediniz! Çocukları “Peki” dedilerse de, kabir yeri için başka yer düşünüyorlardı. Sordular: - Babacığım, biz falan caminin avlusunu düşünüyorduk. Ne dersiniz? Cevap iki kelimeydi: - Gücünüz yeterse. Biraz sonra ağırlaştı ve vefat etti. Son sözü “Namaz” olmuştu. Cenaze hizmetini görüp tabuta koydular. Düşündükleri caminin avlusuna götürmeyi denediler önce. Ama ne mümkün! Tabut havada bir ağırlaştı ki, bir milim götüremediler. Kendi istediği yere doğru çevirdiler, kuş gibi hafifledi. Mecburen o yere defnettiler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT