BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsan kendi ciğerini yakar mı? (Hazırlayan: Fatih Selek)

İnsan kendi ciğerini yakar mı? (Hazırlayan: Fatih Selek)

Bir hektar ladin ormanının 32 ton, çam ormanının 40 ton, kayın ormanının ise 68 ton toz emdiğini; 25 metre boyunda bir kayının saatte 1.5 kg oksijen ürettiğini, kuru havalarda nemi sabit tutan ormanların gürültüyü azalttığını biliyor muydunuz?.. Her yangında gerçekten ‘ciğerimiz yanıyor’...



ORMANIN DİLİ ÖZELLİKLE yaz aylarında çeşitli sebeplerle çıkan orman yangınlarıyla farkından olmadan biz de yanıyoruz... Yeteri kadar duyarlı olmadığımız orman yangınları konusunda adeta bindiğimiz dalı kesiyoruz. Ülkemizde de çok önemli bir sektör olan ormancılık kalkınmada stratejik bir rol oynuyor. Bu arada ormanların maddi getirilerinin yanında doğal hayat kaynağımız olduğunu yapılan araştırmalar ortaya koyuyor. İşte çok sayıda meziyeti olan ve doğrudan insanlığın geleceğine tesir eden ormanları, feda edebilmenin mümkün olmadığını gösteren araştırma sonuçları: * Bir hektar ladin ormanı 32 ton, çam ormanı 30-40 ton, kayın ormanı ise 68 ton toz emiyor. * Ormanlar stres ve sağlık problemlerine sebep olan gürültüyü büyüm oranda azaltıyor. Yeşil örtü, 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü 20-30 desibel oranında azaltıyor. * Ormanlar ısı tamponu gibi görev yaparak, sıcağı ve soğuğu da dengeliyor. Yaz sıcaklığını 5 ile 8.5 derece azaltırken, kış sıcaklığını da 1.5 ile 2.8 derece artıyor. Kuru havalarda havanın nemini sabit tutuyor. * Ağaçsız bir alana göre 8 kat daha fazla humus üreten ormanın, fabrika ve otomobillerin ürettiği çeşitli zehirli gazları, filtre görevi yaparak temizliyor. * 25 m boyunda bir kayın ağacı saatte 1.5 kg oksijen üretiyor. * 100 yaşındaki kayın saatte 40 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok ediyor. * 100 yaşındaki bir kayın yılda 30.000 litre su çekiyor ve erozyonu önlüyor. * 2000 yılında dünyanın varoluşundan beri yasamış tüm bitkilerin yüzde 20’si yok oldu. * Dünyada saatte 3000 dönüm, dakikada ise 50 dönum orman yok oluyor. * Türkiye’de koruma altında olan ormanlar, tüm ormanların yüzde 2’sini oluşturuyor. MİZAH KÖŞESİ Ormanlar kralı arslan ORMANLAR kralı aslanın bir gün canı çok sıkılmış. Şöyle bir ormanı gezeyim, tebaamla eğleneyim demiş... Ormanda gezerken bir devekuşu görmüş. Devekuşunu hemen bir pençesiyle boynundan yakalamış. Öteki pençesiyle de ‘şak şak şak’ diye üç tokat atmış ve söyle demiş: “Kim bu ormanın kralı” Devekuşu ürkekçe ‘Sensin aslan abi’ demiş. “Tabiki benim demiş” aslan ve ‘şak şak şak’ diye üç tokat atıp fırlatmış hayvanı. Derken aslanın karşısına bir kurt çıkmış. Tutmuş kurdu boynundan ‘şak şak şak’ diye atmış üç tokadı ve ‘söyle’ demiş “Kim bu ormanın kralı”... Kurt da ürkek ürkek ‘Sensin aslan abi’ demiş.. Aslan da ‘şak şak şak’ diye üç tokat atarak onu da fırlatmış bi kenara. Derken aslanın karşısına bir fil çıkmış. Aslan tam kaçacağı sırada, kurt ve devekuşu “Sen bu ormanın kralı değil misin aslan abi, şu giden file haddini bildir” demişler. Bunun üzerine aslan koşmuş tutmuş fili ‘şak şak şak’ diye üç tokat atmış ve ‘Söyle bu ormanın kralı kim diye” Filin kafası atmış, tutmuş hortumuyla başlamış bunu sağa sola savurmuya... Kendini yerde bulan aslan kalkıp elleriyle üzerini silerken file dönmüş ve şöyle demiş “ Bilmiyorsan, bilmiyorum de kardeşim!” Ağaç Gün bitti. Ağaçta neş’e söndü. Yaprak âteş oldu. Kuş da yâkut. Yaprakla kuşun parıltısından Havzın suyu erguvâna döndü. Ahmet Haşim Ormancılık konusunda öğrenmek istediğiniz herşey için irtibat adresi: www.ogm-istanbulobm.gov.tr e-mail: basin@istanbulorman.gov.tr İBRET BELGESİ Beyaz adama mektup... Duwarmish Kızılderilileri’nin reisi Seattle, 1853 yılında ABD Cumhurbaşkanı olan Franklin Pierce’e hitaben bir mektup yazmış... Doğanın yok edilişini 151 yıl öncesinden kaleme alıp uyarıda bulunan Seattle’nin mektubu insanoğluna yazılmış evrensel bir mesaj niteliğinde... Washington’daki büyük başkan, topraklarımızı satın almak istediğini bildiren bir haber yollamış. Dostluktan söz etmiş büyük başkan... Ama biz sizin, dostluğumuza ihtiyacınızın olmadığını biliriz. Bu topraklar benim ve milletim için kutsaldır... Yağmur sonrası ışıldayan her çam yaprağı, denizi kucaklayan kumsallar, karanlık ormanların koynundaki sis, vızıldayan her böcek, bu dünyanın her bir parçasıdır ve milletim için kutsaldır. Eğer topraklarımızı size satarsak bir şartımız olacak; Beyaz adam topraklarımızdaki hayvanlara kardeşleri gibi muamele etmelidir. Ben bir vahşiyim ve başka türlüsünü anlayamam. Demir at (lokomotif), öldürüp çürümeye bıraktığınız, binlerce buffalodan nasıl daha kıymetli olabilir? Hayvanların başına gelen, oğullarınızın da başına gelecektir. Toprağın başına gelen, oğullarınızın da başına gelecektir. Toprak bizim anamızdır. Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı? Koşan ceylanların çabukluğunu mu? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Ve siz bunları nasıl satın alabilirsiniz? Bir kağıt parçasını imzalayıp verdiğimiz için her şeyi yapabileceğinizi mi zannedersiniz? Havanın taze kokusuna, suyun pırıltısına sahip değilsek, bunu nasıl satabiliriz size? Beyazlar da bir gün bu topraklardan, bu dünyadan gidecektir. Belki de bütün ırklardan daha çabuk... Hayat kaynaklarınızı zehirlemeye devam edin! Ve bir gece kendi çöplerinizin içinde boğulacaksınız! Size bu toprakları sattığımız zaman, siz de onları bizim sevdiğimiz gibi seviniz. Ve bütün kuvvetinizle, ruhunuzla ve kalbinizle onları çocuklarınız için koruyunuz. Ege ve Akdeniz tehdit altında!.. Tatil için Ege ve Akdeniz sahillerine gidiyorsanız denizin muhteşem maviliğine bir el sallayıp veda edin... Çünkü TÜDAV’a göre binlerce yatın atıksuyu limanlarda konulacak uygun alanlar bulunmadığından kıyılara ve koylara boşaltılıyor. EKOLOJİ TÜRK Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV)’ın araştırmasına göre Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahilleri tehdit altında... “Türkiye’nin turizmde en önemli avantajlarından biri olan temiz denizler ve temiz sular kavramının tedbir alınmazsa artık bir işe yaramayacağı” açıklayan TÜDAV halkımızı duyarlı olmaya davet etti. TÜDAV’ın yaptığı açıklama şöyle: “Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahilleri tehdit altında. Çünkü Ege ve Akdeniz bölgelerinde dolaşan binlerce yatın atıksuları, limanlarda konulacak uygun alanlar bulunmadığından kıyılara ve koylara boşaltılıyor. Bu suretle koylarda ve kıyılarda utanılacak kirlenme manzaralarına sebep olunuyor. Özellikle Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Finike, Kemer, Çamyuva gibi bölgelerde büyük problem olan yatlardan kaynaklanan sintine ve yağ kirlenmesi, birçok koy ve körfezde sıkça görülerek yerli ve yabancı turistlerin tepkisini çekiyor. Oysa turizm bölgelerinde turizm işi yapan teknelerin pis su atıklarını açık denize dökmeleri gerekiyor, ama hiçbir yat kaptanı bu kurala uymuyor. Çünkü bu konuda bilinçsizlik, denetimsizlik ve mevzuat karmaşası yaşanıyor.” KUŞBAKIŞI Kelaynakların vatanı: Birecik DÜNYANIN nesli hızla tükenen ve sadece Fas ve Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde bulunan kelaynakları koruma altına almak için yapılan çalışmalardan sevindirici sonuçlar alınıyor. 1977 yılında Birecik’te kurulan Kelaynak Üretme İstasyonu’nda iki yetişkin 9 yavru korumaya alındı. 2000 yılına gelindiğinde kelaynakların sayıları 42’ye ulaştı. Bugün ise istasyonda 74 kelaynak yaşıyor. DENİZALTI Caretta’lar bizi seçti HAYATLARINI denizde geçiren fakat üremek için kumsallara yumurta bırakan caretta-caretta deniz kaplumbağaları için en güvenli ortamın Türkiye sahilleri olduğu öğrenildi. Akdeniz ülkeleri arasında çoğunlukla Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs sahillerine yumurta bırakan deniz kaplumbağaları, bu sezon, yoğun olarak Mersin’in Erdemli ilçesindeki 3.5 kilometrelik sahil bandını seçti. Kumsalın yaklaşık 60 santimetre derinliğinde bulunan yumurtalardan çıkan ve 5 metre ile 20 metre arasında değişen yorucu bir yolculukla, gerçek hayat alanları olan Akdeniz’in mavi sularına doğru ilerleyen minik deniz kaplumbağalarını görmek için binlerce meraklı çevrede nöbet tutuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT