BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aradaki fark

Aradaki fark

Hazreti Ömer anlatır: Bir gün Resûl-i ekrem bize, askeri donatmak için sadaka getirin, diye emrettiler. Benim malımın çok olduğu bir zaman idi. Gönlümden geçti ki, her zamanda, kardeşim Ebû Bekir sadaka husûsunda hepimizden fazla sadaka verirdi.



Hazreti Ömer anlatır: Bir gün Resûl-i ekrem bize, askeri donatmak için sadaka getirin, diye emrettiler. Benim malımın çok olduğu bir zaman idi. Gönlümden geçti ki, her zamanda, kardeşim Ebû Bekir sadaka husûsunda hepimizden fazla sadaka verirdi. Bu defa ben ondan fazla vereyim diye, malımın yarısını götürdüm. Resûlullah Efendimiz buyurdular ki; “Yâ Ömer! Ev halkına ne bıraktın?” Dedim ki; “Yâ Resûlallah! Yarısını bıraktım.” Bu sırada Hazreti Ebû Bekir cümle malını getirip, koydu. Resulullah Efendimiz: “Yâ Ebâ Bekir! Ev halkına ne bıraktın?” buyurdu. Hazreti Ebû Bekir; “Yâ Resûlallah! Aileme Allahü teâlâyı ve Resûlünü bıraktım” deyince, Resulullah Efendimiz: “İkinizin arasındaki fark, cevâbınız arasında olan fark gibidir” buyurdular. Hazreti Ömer buyurdu ki: Ondan sonra, Ebû Bekr-i Sıddîk’ın her bir işte, önüne geçme ümidimi kestim. Bir defasında da, Hazreti Ebû Bekir’in huzur-ı şerîflerine bir dilenci gelip, ‘Allah için bir şey verin’ deyince, vermeye bir şeyi bulunmayıp, sırtındaki gömleği dilenciye verdi. Kendisi bir eski şal örtündü. İbâdetle meşgûl oldu. Allahü teâlânın emri ile Cebrâîl aleyhisselâm üzerine bir şal bürünüp, Hazreti Habîbullahın huzuruna geldi. Resûl-i ekrem: “Yâ kardeşim Cebrâîl! Bu ne hâldir. Seni bu hâl üzere hiç görmemiştim” dedi. Cebrail aleyhisselam: “Yâ Resulallah! Benim bu şekle girdiğimi acâib karşılama, ki Hak teâlâ bütün gök meleklerine bu sûrete girmeye emreylemiştir. Çünkü, Ebû Bekir şimdi bu şekildedir” diye cevap verdi. Bir gün Hazreti Ebû Bekir ve Hazreti Ali mescidde oturuyorlardı. Bir kimse mescide girip, Hazreti Ali’yi görünce, gâyet mahzûn olup, yüzü sarardı. Hazreti Ebû Bekir bunun sebebini Hazreti Alî’ye sual etti. O da, bu kimse bana borçludur. Onun için elem çekti, dedi. Hazreti Ebû Bekir o kimseyi çağırıp, dedi ki, Hazreti Alî’ye borcunu niçin vermezsin. Dedi ki; Yâ Sıddîk! Allah hakkı için kudretim yoktur, ki vereyim. Yoksa bir gün tehîr etmezdim. Hazreti Ebû Bekir, Kur’ân-ı azîme riâyetinden ve kemâl derecede cömertliğinden o kimseye dedi ki, ‘Eğer sûre-i Fâtihayı yarısına kadar okuyup, sevâbını bana bağışlar isen, borcunu ben öderim.’ O kimse de kabûl edip, güzel ses ile Fâtihayı yarısına kadar okudu. Hazreti Ebû Bekir buyurdu ki, ‘Eğer tamamını okursan, borcun kadar dahâ vereyim.’ O kimse Fâtiha sûresinin tamamını okuyup, Hazreti Ebû Bekir de vaad ettiği parayı verdi. Hem de az verdim diye özürler diledi. İşte Kur’ân-ı azîme ve Furkân-ı kerîme o server ve bütün Eshâb-ı kirâm böyle ta’zîm ve hürmet ederlerdi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT