BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Futbol aşkına törpü atanlar

Futbol aşkına törpü atanlar

Kaybolan güzellikleri göz önüne çıkaramazsak, iyi şeyleri yakalayamayız” diyen bir “cam kız” iki gün önce, hayata veda etti...



“Kaybolan güzellikleri göz önüne çıkaramazsak, iyi şeyleri yakalayamayız” diyen bir “cam kız” iki gün önce, hayata veda etti... Akçaabatlı Hilâl Lüle, öyle sıradan birisi değildi... O, Sabancı Üniversitesi’nin iç ve dış web sitelerinin yöneticiliğini, minicik yatağından, minicik gövdesiyle, yıllarca başarı ile yapan birisiydi... İşte biz, 20 yıldır yataktan kalkmadan, okula gidemeden, genç yaşta annesini ve babasını kaybetmesine rağmen, yaşamaktan asla vazgeçmeyen, omuzlarına, kendi kendine “web tasarımcısı apoletini” takan bir genç kızımızı kaybettik... Bu kızın acıklı görünen ama insanlık dersi alınacak yaşamının spor sayfalarında “ne işi var?” diyenler, lütfen acele etmeyiniz... Bir kız düşünün ki; okuma ve yazmayı kimsenin yönlendirmesi olmadan öğreniyor, internetle tanışıp, web siteleri yapıyor ve “cam kemik hastası” olmasına rağmen, Sabancı Üniversitesi’nin en aranılan kişisi oluyor... Ona kimse, acıdığı için değil, inanılmaz bir dehaya sahip olduğu için sarılıyor... O küçücük gövdesi ile, küçücük yatağından hiç kalkmadan, bir üniversitenin tüm web sitelerinin yöneticiliğini yapmak ne demek? İşte bu Hilâl, spor ortamının en gergin olduğu şu günlerde, bir de beynini bu işlerin düzeltilmesi için yordu... “Son yıllarda şiddetin her türüne prim tanındı... Gerek medya, gerek halk arasında işin boyutları çığ gibi büyüyor...” “Bunun önü bence, varolan güzelliklerin göz önüne çıkarılma gayretlerinin büyüklüğü ile kesilir... Eğer bunları yapmazsak, bu şiddetin esiri oluruz.” İşte biz, spordaki terörün önlenmesi için, böyle güzel düşünen birisini kaybettik... Ligimizde, bir takımı şampiyon ilân edeceğimiz günlerin sayısı hızla azalıyor... Şunun şurasında topu topu 4 maç kaldı... Kimileri “Bitse de kurtulsak” sıkıntısını dile getirirken, bu işin sonlanmasını istemeyenler ise yeni “pis projeler” üretme hazırlığında... Her defasında söylüyoruz, yöneticilik vasıfları bir kriter haline getirilmeden, bu ülkede takımlarımız eşit şartlarda yarıştırılamaz... Çok konuşan, iyi kızıştıran ve de arkasına aldığı topluluğu iyi kullananların “En büyük” apoleti ile ödüllendirilmesi, gelenek haline gelmişse, bu işin altından kalkamayız bir gün... Futbolu sevdirmenin yolu, şampiyonluk veya kupa kazanmak değildir... Futbol, bir cazibe sporu olduğu için, peşine takılıp gittiğimiz her yerde, karşımıza, kızın dayısı, amcası çıkarcasına, ödümüz koparsa, biz bu sevdadan bir gün vazgeçiveririz... Şeref Tribünleri’ne silahla girenleri unutmamışken... Yine o tribünde, rakip seyircilere, Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maoriler’in “Haka dansının” unutulmaz kol hareketini yapan birisinin, Anadolu Futbolu’nun hâlâ lideri durumunda olduğu varsayılırken... Yıllarca, federasyon başkanının gitmeye cesaret edemediği; bir keresinde de yanılmayla yolunun düştüğü günde, asla unutamayacağı küfürlerin sayıldığı tribünler hâlâ uslanmamışken... Sildirdikleri milyon dolar vergi borçlarına rağmen, gözü doymayanların, batırmaya yine de çanak tuttukları kulüpleri için, hâlâ daha, devlet eliyle “arsa rantı” peşinde koşmaları, gündemde tazeliğini korurken... Hakemlerimiz “kaş yapayım derken, göz çıkarırken” ve ligin en kritik dönemlerinde düdükleriyle, şampiyonluk güzergâhlarını acımadan değiştirirken... Bizler, Hilâl gibi düşünsek ne yazar... Türk Futbolu’nda en az konuşması gerekenler, bugün papağan gibi sinir bozucu ve dar kelime haznelerindeki bir kaç sözcük ile ortamı germek için uğraşacaklarına; koltuklarında oturup, kendilerine sunulacak saygı ve sevgileri kabul etmelidir... Başkanlık sembol makamıdır... Her yöneltilen eleştiriye, yerinden “hışımla” kalkıp “gözleri dönmüş vaziyette” cevap verme hastalığına yakalanmışların, tedavi için, acele “psikiyatri kliniklerine” başvurmaları gerekmektedir... Eğer, yine de susmuyorlarsa, huylarından vazgeçmiyorlarsa, yapılacak tek şey var... O da, kapıldığımız “futbol aşkından” vazgeçme çaresizliği... Aşkımızın, nefrete dönüşmesini isteyenlere sessiz kalırsak, biz Hilâl’in dediği gibi “Varolan güzellikleri göz önüne çıkaramadığımız için” gelecek nesiller önünde hep birer “sevgi kurbanı” gibi “suçlu” olarak anılırız...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT