BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’de dil faciası...

Türkiye’de dil faciası...

Gazetemizin bugünkü haber sayfalarında, önceki akşam TGRT HABER TV’de, “Çerçeve’den Yansımalar” programına misafir ettiğimiz Sayın Yavuz Bülent Bakiler’in anlattıklarını okuyunca, muhtemelen bazı yerlerde dehşete düşeceksiniz.



Gazetemizin bugünkü haber sayfalarında, önceki akşam TGRT HABER TV’de, “Çerçeve’den Yansımalar” programına misafir ettiğimiz Sayın Yavuz Bülent Bakiler’in anlattıklarını okuyunca, muhtemelen bazı yerlerde dehşete düşeceksiniz. Daha önce yıllarca gazetemizde de köşe yazısı yazan ve Türk dilinin korunması ve doğru kullanılması konusundaki hassasiyeti ile tanınan Bakiler, yaptığı televizyon programlarıyla ve dur durak bilmeden Türkiye’nin her köşesinde verdiği konferanslarla, Türkçe’mizin maruz kaldığı saldırıları bir nebze olsun önlemeye ve yüz yüze bulunduğu tehlikeler hakkında vatandaşları bilgilendirmeye gayret ediyor... Ancak Sayın Bakiler, pek çoğumuzun kayıtsız kaldığı bu meselede cansiperane çalışırken başına gelmedik şey de kalmıyor. Birkaç yıl önce Eskişehir Belediye Meclisi’nin bir gecede şehrin tam üç bin yedi yüz sokağının Türkçe isimlerini değiştirerek, yerine Latince, Yunanca, İngilizce ve Fransızca adlar vermesi üzerine, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a “öfkelerimle!” diye açık mektup yazıyor. Bu öfkelerimle sözünün “saygılarımla” ifadesinin yerine kullanıldığını anladınız tabii!.. Bakanlık yaptığı müfettiş incelemesinde, Bakiler’in yazdıklarının harfiyen doğru olduğunu tesbit ediyor ve alınan yanlış kararın iptali işlemini başlatıyor ve bu iş için 1992 rakamlarıyla yapılan 200 milyar liralık masrafı da anılan belediye yetkililerine zimmet çıkarıyor. Asıl mesele bundan sonra başlıyor! Adı geçen belediye, Bakiler’i kendilerine hakarette bulunduğu ve Atatürk İlke ve İnkılaplarıyla laikliği ihlal ettiği gerekçesiyle savcılığa şikayet ediyor. Atatürk ilkeleri ve laiklik bazıları için daimi bahane ve korunma zırhı ya! Neyse yazarımız uzun uğraş ve ifadelerden sonra takipsizlik kararını çıkarmayı başarıyor. Ama bu defa daha büyük bir facia ile karşılaşıyor! Facia dediğimiz Türkçe’nin içinde bulunduğu feci hal!.. Yavuz Bülent Bakiler, Şile Belediyesi’nin daveti üzerine bu şirin ilçemizde Türkçe üzerine bir konferans veriyor. Konferansın dinleyicileri arasında deprem sebebiyle ünlü olmuş profesörlerden biri de bulunuyor... Bakiler, yaşayan Türkçe’yi kullanmanın önemini belirtmek için, 1955 yılında kendisi Ankara Hukuk Fakültesinde talebe iken, kalıp ezberletilen eski bir metni öğrenmede çektiği zorlukları anlatıyor: “Tarik-ı umumi üzerinde nâsın müsellah ve gayrı müsellah vaziyette tecemmu’ etmesi memnu’dur... vs.” Bir de yine eski dilde kullanılan kelimelerle bir müsellesin (üçgenin) re’sinden kaidesine (tavanından tabanına) indirilen müstakim hattın (doğrunun) alt kenarı mütesaviyen (eşit şekilde) böldüğü vs. kaidesini misal veriyor. Bir de biraz latife olsun diye, tecvit kaideleriyle konuşan bir mollanın kasaptan koyun eti (lahm-i ğanem) istemesini misal veriyor. Dinleyicilerin hepsi neşeli kahkahalar atıyor. Bir kişi hariç... Tahmin ettiğiniz gibi, o ünlü profesör! Öfke ile ayağa kalkıyor ve Bakiler’i şiddetle protesto ediyor... Peki sebep ne? Sebep laikliğin ihlal edilmesi! İsmi bizde mahfuz Prof. diyor ki: “Sen nasıl olur da böyle bir konferansta Kur’andan ayetler okuyarak, laikliğe ve Atatürk ilkelerine aykırı hareket edersin!!! Bundan sonrasını Y.B. Bakiler’in ağzından dinleyelim: “Önce şaka yapıyor zannettim. Ama öğle değilmiş. Salonu terk edip gitti. Oradan çıkınca, bölgede görevli bir komutana gitmiş. Oradan birkaç yere daha uğramış. Neticede beni savcılığa şikayet etmiş. Savcıya gidip uzun uzun ifade verdim. O da şaşırıp kaldı. Şikayetçi profesörün gösterdiği tam on iki şahidi de dinledi. Muhtemelen bu şikayette de takipsizlik kararı çıkacak ama, beni asıl üzüntüye ve dehşete düşüren koskoca bir profesörün ortaya koyduğu bu cehalet... Dahası Türkçe konusunda diplomalı birtakım insanlarımızın düştüğü acıklı durum. Bu tam bir fecaat ve beni müthiş korkutuyor...” Evet, Sayın Bakiler çok teferruatlı anlattı, ben burada özetlemeye çalıştım. Onun şaşırdığı kadar doğrusunu isterseniz ben şaşırmadım. Zira “Türkçe bilim dili olamaz!” diyen bir başka Prof.’un, yıllarca rektörlük yapabildiği ve daha sonra da YÖK Başkanı sıfatıyla bu saçma sapan sözü söyleyebildiği bir ülkede, bahsi geçen profesörün Türkçe ve genel kültür bilgisi yönünden sıradan vatandaşın bile gerisine düşmesi şaşılacak bir durum değildir!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT