BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Okumanın zararları!..

Okumanın zararları!..

Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan insanları ‘kitab’a çağıran biri karşınıza geçip, “Kitap okumak zararlı bir şeydir” derse, tepkiniz ne olur?



Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan insanları ‘kitab’a çağıran biri karşınıza geçip, “Kitap okumak zararlı bir şeydir” derse, tepkiniz ne olur? a. Önce, sizinle alay ettiğini düşünürsünüz. b. Çok kitap okuduğu için kafayı sıyırdığına karar verirsiniz. c. “Daha önce söylediklerine zaten kendisi de inanmıyordu” dersiniz. d. Bugüne kadar size sürekli “Kitap okuyun, okumalısınız!” diyerek, bir yığın abur-cubur kitabı okuttuğu için ona kızarsınız ve hatta döversiniz. e. Ciddiye almaz, deli muamelesi yaparsınız. f. Hepsi ya da hiçbiri... A. Can Türker’in “Kitap Okumanın Zararları” (?) isimli kitabını okurken, “neden kitap”, “niye okuruz ki”, “bu kadar bilgi ne işe yarar”, “okuduk da ne oldu”, “ötekiler bu işe nasıl bakıyor” diye bir yığın soruyla boğuştum... Bir solukta okuduğum eseri elime aldığımda, “Kitap bizim neyimiz olur?” başlıklı seminerler veren biri olarak, önce işin ince ironisi yapılıyor diye düşündüm ancak sayfaları çevirdikçe durumun hiç de öyle olmadığını gördüm; şaşırdım. Bugüne kadar okuduğum ve şimdilerde hiçbir işime yaramayan birtakım kitapların benden ne kadar zaman çaldığının hesabını yapmaya başladım. “Acaba”, diye düşündüm; “mesele sadece kitap okumak mı, yoksa gerekli kitapları okumak mı?” “İkra!” emriyle bize öngörülen okumak fiili, Yunus Emre’nin “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Ya nice okumaktır” mısralarının arasında gizli... Lin Yutang’ın “Akıllı adam hem kitapları hem de hayatı okumayı bilendir” sözünde... Ne bileyim; ya da Eflatun’un “Yüksek bilgiler kitaplarda bulunmaz; insan için onları kendi vicdan hazinesinden, kendi içinden derin düşünce araştırmalarlıya çıkarmak ve mukaddes ateşi kendi zâtî menbaında aramak lâzımdır...” özdeyişinde. Öyleyse, her kitap ‘yüce bilgiler’i saklamaz, dolayısıyla bu bilgilere ulaşmak için doğru kitapların sayfalarını aşındırmak gerekir. Kitapların, kadınların, şehirlerin; metruk saraylar gibi bomboş olduğunu söyleyen Cemil Meriç, “Onları dolduran senin kafan, senin gönlün” derken de herhalde bunu kastediyordu. Montaigne’nin “Denemeler”ini bir aldatmaca, Tolstoy’un “Savaş ve Barış”ını aristokrat sınıfın güç gösterisi, Shakespeare’in “Hamlet”ini annesini öldüren bir adamın şiddet dolu sapkın yüzü, Mayakovski’nin kendi şiirleriyle ölüme gidişi, Freud, Friedrich, Darwin ve Nietzche vb. bazı kitaplarının birer hastalık ürünü olması yorumunu nasıl anlayıp açıklamalıyız? The Tystery Of Books isimli eserin yazarı Zimerman White diyor ki; “Kitaplar rahatsızlıkların ürünüdür. Görmek istediğini bildirmek isteme şeklidir. Arzu ve tutku araya girer, öncelik kitaplar ise bir isteme bağlı olarak hastalığı, sorunları arttırmak için aparattır.” Bu ‘anarşizan’ yaklaşım, Kızılderili Şef Seattle’nin sözlerini doğruluyor: “Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça, hayatın ne değeri olur?” Bir yanda kitap medeniyetinin aristokratları, diğer yanda bu medeniyetten hiç nasiplenmemiş bir Kızılderili şefi... A. Can Türker, “Düşünceyi kitap doğurur” sözünü ters yüz ediyor ve “Düşünceyi kitap boğar”a dönüştürüyor. Öyleyse, burada durup düşünmek gerekiyor biraz... Kitabı bir ‘rol yapma sanatı’ veya ‘hak edilmeyen saygı koltuğuna’ oturmak için bir araç olarak mı ‘kullanıyoruz’, yoksa, gerçekten evrende olup biten şeylerin hikmetini öğrenmek ve şüphelerimizi azaltmak için mi?.. Bilginin peşinde koşan insanın elbette kitaba ‘ihtiyacı’ var. Bu insana, kitap okumanın kötü bir alışkanlık olduğunu söyleyemezsiniz; dolayısıyla, bilginin peşinde koşan insan, gerçeğin de peşindedir ve ne okuyacağını bilir. Türker, “Sahte oyalama sözlerden ve bilimum gereksiz okumalardan uzak durmanız için binlerce kitap okudum ve şimdi unutmanın çarelerini arıyorum” diyerek, bir tepkiyi ortaya koyuyor aslında. Ben, “Kitap Okumanın Zararları”nı okurken, kendi payıma bir şeyin daha farkına vardım: okumak için okumak yerine gerçekten okumak gerekiyor! Sözünü ettiğim kitap oldukça kafa karıştırıcı gibi görünebilir ilk bakışta ancak “Aydınlara ve entellere kıllanma kılavuzu” notu okuru rahatlatıyor. Fakat bence “Kitap Okumanın Zararları”, tamamen, kitap okumanın yararlarına işaret eden bir çalışma. Duyurulur... (Kitap Okumanın Zararları, A. Can Türker, Akis Kitap, 170 s., 0 212 243 61 82)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT