BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Güç Türklerin eline geçiyor

Güç Türklerin eline geçiyor

“Türkiye bu ekonomik kalkınmasını devam ettirirse, 2015’te kozlar Türklerin elinde olacak. 2015’ten sonra daha canlı bir ekonomiye kavuşacak olan Türkiye, kimbilir belki de problemlerini çözemeyen AB’ye tam üye olmak istemeyecek.”



LONDRA/ANKARA- Türkiye’nin son dönemde yakaladığı istikrarla birlikte büyüme hızında gösterdiği performans sayesinde geleceğe emin adımlarla ilerlemesi, Avrupa başta olmak üzere dünya ülkelerinin dikkatinden kaçmıyor. Avrupa Birliği’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından olan Avrupa Reform Merkezi, yayınladığı son raporunda, Türkiye’nin bir çok alanda gösterdiği hızlı büyümeye dikkat çekti. Avrupa Reform Merkezi raporunda, Türkiye’nin, 2015-2020 yıllarında AB’ye tam üyeliğinin “AB’ye yük getirmeyeceği, tersine pozitif katkıda” bulunacağını bildirdi. Avrupa Reform Merkezi tarafından hazırlanan, “Türkiye’nin Katılımının Ekonomisi” başlıklı rapordan alınan bilgilere göre, Türkiye, gittikçe artan ekonomik canlılığı sayesinde, AB’nin itici gücü haline gelecek. Rapora göre, Türkiye, katılım öncesi gerekli olan siyasi kriterleri yerine getirdi. Türkiye’nin de AB’ye uyum sürecinden kazanımlar elde edeceğinin vurgulandığı raporda, bu kazanımların, daha uzun ve görülebilir politikalar, siyasi-ekonomik istikrar, daha çok doğrudan yatırım ve ekonomik büyüme şeklinde olacağı belirtildi. En hazır aday Gümrük Birliğine sahip Türkiye’nin, diğer Doğu Avrupa ülkelerinden, müzakerelere “daha hazırlıklı durumda” olduğuna da dikkat çekildi. Müzakereler çerçevesinde AB’nin Türkiye’den, “bütçe açığını azaltmasını, daha etkin bir bütçe planlaması yapmasını, enflasyonu indirmeye devam etmesini, bürokrasiyi azaltmasını, hukuki düzenlemeleri güçlendirmesini, ticari mahkemeleri daha etkin hale getirmesini, kamu bankalarının satılmasını, mali sektördeki düzenlemenin güçlendirilmesini, özelleştirmenin hızlandırılmasını, yatırım ortamının daha da geliştirilmesini” isteyeceği kaydediliyor. Türkiye’nin, 25 üyeli AB ülkeleri ortalama Kişibaşına Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 30 gerisinde olduğu belirtilirken, Türkiye gibi aday diğer Romanya, Bulgaristan ve Hırvatistan gibi ülkelerin Kişibaşına GSYH oranlarının ise AB ortalamasının yüzde 50 gerisinde olduğu kaydedildi. Türkiye’ye haksızlık yapıldığına işaret edilen raporda, Türkiye’nin tam üye olması için en az 10 yıllık bir süre bulunduğu ifade edildi. Polonya’nın üye olmadan önce, AB’nin ortalama kişi başına GSYH’nin % 35 gerisinde bulunduğu hatırlatıldı. Türkiye’nin, ekonomik büyümede AB ülkelerini geride bıraktığı ve AB’nin en hızlı büyüyen ülkelerinden biri haline geldiği kaydedildi. AB’nin umudu Raporda ayrıca, istihdam açısından Türkiye’nin artıları, AB’nin ise eksileri bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda, AB’nin, gittikçe yaşlanan işgücü sebebiyle bir sosyal güvenlik finansmanı sıkıntısı içinde bulunduğu vurgulanarak, Türkiye’nin genç işgücü potansiyelinin ise 2020 yılına kadar daha da yaşlanacak olan AB’nin işgücünü destekleyici bir güç oluşturacağı ifade edildi. Kozlar Türkiye’de 2015 yılından sonra, AB ile ilişkilerde “kozların Türkiye’nin eline geçebileceği” vurgulanan raporda, ekonomik ve siyasi istikrarı güçlenen bir Türkiye’nin, en az 10-15 yıl sonra AB’ye tam üye olacağı düşünülürse, çok daha iyi bir konuma geleceği bildirildi. AB’nin ise halen çözüm bekleyen meselelerini çözemediğinin altı çizilen raporda, daha etkin kurum ve karar verme sürecine sahip olmayan, işsizlik sorununu çözemeyen, yavaş büyüyen, küresel bir güç olamayan bir AB’ye, 2015 yılından sonra, daha canlı bir ekonomiye sahip olması beklenen Türkiye’nin “tam üye olarak girmek istemeyebileceği”ne dikkat çekildi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT