BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BEYAZ MELEK

BEYAZ MELEK

- Her şeyin bir çözümü vardır, üzülme, dedi adam. Dalgın dalgın bir noktaya bakmakta olan kadın, aniden başını çevirdi: - Nasıl yani?!



- Her şeyin bir çözümü vardır, üzülme, dedi adam. Dalgın dalgın bir noktaya bakmakta olan kadın, aniden başını çevirdi: - Nasıl yani?! Adam, karısının neden korku ve büyümüş gözlerle kendisine döndüğünü anlayınca güldü: - Hayır hayır, yanlış anladın beni. Yani evlatlık alırız demek istedim. Kahvaltı masasındaydılar. Ve on yedi yılın sonunda artık bir çocuk sahibi olma umutları bitme noktasındaydı. 1990 yılıydı. - Şu an ikimiz de çalışıyoruz. Benim emekliliğime dört sene var. Çocuğa zaman ayırmak lazım. Bunu o zaman düşünürüz, dedi kadın ve kahvaltı masasını toplamaya koyuldu. *** Gerçekten de dört yılın sonunda kadın emekli olur olmaz, (İ.) Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne başvurarak, (K.) Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan bir erkek çocuğu evlat edinmek istediklerini bildirdiler. Ekonomik durumları araştırılan ve çocuk edinmelerinde sakınca görülmeyen çifte, henüz beş yaşında olan sarı saçlı, beyaz tenli, gamzeli, su gibi duru yüzlü, kimsesiz çocuklar arasına adeta yanlışlıkla karışmış gibi duran dünya tatlısı bir erkek çocuk evlatlık olarak verildi. *** Ailenin evine sadece bir çocuk değil, renk, neşe, huzur, mutluluk, coşku gelmişti. Yıllardır hasretini çektikleri çocuk sevgisini doya doya yaşamaya başlayan aile, çocuğu öz oğulları gibi benimsediler. Ertesi gün kadın akşamı zor etti. Kocası gelir gelmez daha kapıda karşılayıp, heyecanla ve sabırsızca karşısına dikildi: - Beyaz meleğimin evlatlık olduğunu kimse bilmemeli, bu mahalleden taşınmak, yepyeni bir muhitte yaşamak istiyorum hayatım! Adam bir taraftan bir an önce görmek için “oğluna” koşarken, karısına hak verdi: - İyi düşünmüşsün. Yarın sabah emlakçi ile konuşurum. - Üçüne beşine bakma, hemen satsın evi. *** Amaçlarına ulaşmışlardı. Artık kendilerinin bile evlatlık olduğunu unuttukları oğullarını, yeni komşuları da öyle biliyordu. Sarı saçlı, duru yüzlü sempatik çocuk, Anadolu Lisesi’ni kazandığında “annesi” ya gerçeği gerçekten unuttuğu ya da gerçeğin öyle olmasını arzu ettiği için: - Doktor dayısına çekmiş benim akıllı beyaz meleğim, diyerek kendi tabip ağabeyini kast etmişti. Biyolojik bir ilgisi olmadan, evlatlığının ağabeyine nasıl çekeceğini düşünmeden... *** Anne tam elli yaşına gelmişti. Oğlu ise on altı yaşındaydı. 2005 yılının Ağustos ayının son günlerinde, günlük gazetelerin üçüncü sayfalarında üç sütunluk bir haber yer aldı: “...dün sabah erken saatlerde semt pazarına giden B.K. eve döndüğünde 32 yıllık karısını kanlar içinde yerde yatarken buldu. Olay yerine çağrılan polis, 50 yaşındaki kadının kalbinin tam ortasından bıçaklanarak öldürüldüğünü tespit etti. Cinayet zanlısı, ailenin evlatlık olarak aldığı T., olaydan sonra sığındığı apartman boşluğunda ele geçirildi. T.’nın ifadesinde, bunalıma girdiği için cinayeti işlediğini söylediği iddia edildi. T.’yi talihsiz ailenin öz evladı olarak bildiklerin söyleyen kapı komşuları ise olayın şokunu yaşarken, T.’nin daha önce de annesinin altınlarını çalma girişiminde bulunduğunu bildiklerini anlattılar.” --------------- Cuma günleri yayınlanır
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT