BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fatihler nasıl yetişiyormuş!

Fatihler nasıl yetişiyormuş!

Sultan Murad, Şehzade Mehmed’i yetiştiren Molla Gürani’ye gözü kapalı vezirlik teklif eder. Mübarek “boş versene...” gibilerden omuz silker. “Onu isteyene verin Sultanım” der... Yalnız, kadılığı reddetmek gibi bir şansı olmaz...



Sultan Murad Han, Molla Gürani hazretlerini yollarken “Eti de senin” der, “kemiği de. O bundan böyle senin oğlun. Var bildiğin gibi işle!” Mübarek Manisa’ya vardığı saat, Şehzade’yi derse çağırır. Uşaklara bile itibar eder, ama geleceğin sultanını görmezden gelir. Talebesine sıradan biri gibi davranır ve “Otur!” der, “Hayır oraya değil, şuraya!” O güne kadar emretmeye alışan Şehzade şaşakalır! Belki de hayatında ilk kez diz çöker. Molla emsileyi açar ve emreder: “Darabe (Dövmek) fiilini çek bakayım!” Fatih fiili kafasına göre çeker. Çat pat bir şeyler söyler işte. “Seni öyle bir döverim ki!” Molla Gürani’nin kaşları çatılır, kafasını “olmadı” gibilerden sallar, bakışlarıyla azarlar. Sonra üstüne basa basa fiili çeker ve sesini yükselterek misallendirir: “Döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki!..” Fatih ağlamaklıdır. Korkudan sesi titrer. İçinden son cümleyi tekrar eder. “Darabtühü cidden şediden...” İnanın döver mi döver. Bundan böyle saray halkına rezil olmak da vardır işin içinde... Şehzade artık geceleri ödev yapmaya başlar ve ezberlerini aksatmaz. Daha doğrusu aksatamaz. Ama gün gelir ilmin tadını alır. Eski haşarılıklarından utanır. Çok değil üç beş ay sonra bambaşka biridir o. Molla Gürani hazretleri “Arabi ve Farisi bilmek yetmez” der, “Düşmanlarının da lisanını öğrenmelisin!” Nitekim Fatih Latince, Sırpça ve Rumca öğrenir. Hem konuşur hem yazar. Ardından, Şehzadeyi İtalyan asıllı Anconal Giriaco’nun önüne oturtur, Avrupa tarihini okutturur. Dahası neme gerek dedirtmez, aritmetiğe, geometriye, astronomiye zorlar. Hepsi bir yana ufkunu açar. İnanç aşılar. Eğer istenirse gemilerin karadan, kağnıların sudan yürüyebileceğine inandırır.... O, görünüşte çocuktur! Bir ara Manisa’ya gelen Sultan Murat, oğlunu tanıyamaz. Fatih görünüşte çocuktur, ama çok olgundur. Ufku geniştir sonra. Hedefleri, ideâlleri vardır. Ki İstanbul bunlardan biridir sadece. İşte belki de bu yüzden tahtını düşünmeden bırakır ona... Fatihler işte böyle yetişiyordu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT