BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aklında hep Sermet vardı...

Aklında hep Sermet vardı...

İclâl aklına gelen bu son düşünce ile yeniden, kalbinin daraldığını hissetti:



İclâl aklına gelen bu son düşünce ile yeniden, kalbinin daraldığını hissetti: - Evet evet, dedi: Ali Cengiz, karşı kaldırıma geçene kadar Tomris ile yürüdü. Pek âlâ daha önce ayrılabilirdi. Şu anda en ufak, en ehemmiyetsiz bir sebeple bile kalbi kırılacak, vesveseye düşecek halde idi. Tomris’in tuzak kurduğunu bilmeyen Ali Cengiz’in onunla ayaküstü, nezaket icabı üç beş kelime konuşması son derece tabii idi. Fakat İclâl daha da ileri gidiyor: - İşte, diyordu: Erkekler böyledir. Fırsat Ali Cengiz’in ayağına geldi. Kaçırır mı hiç. Genç delikanlıya şiddetli, fakat kırgın bir öfke hissetti. - Yazık, dedi: Nasıl da gülümsüyordu. Yelkenleri nasıl da hemen suya indirdi. Eğer İclâl: - Ali Cengiz’e neden bu kadar kırıldım, kızdım, esef ettim? diye kendi kendine sorsaydı belki uyanırdı. Ama gönlünde değilse de aklında Sermet vardı. Sormadı ve uyanmadı. Eğer uyansa ve derin düşünebilseydi aklına getirmediği çok mühim bir noktayı hissedebilirdi: Sermet, tehlike neşrediyordu. * * * Bir yanda bu işler olurken, öte yanda Sermet, acaba ne yapıyordu? Aynı akşam, hava karardıktan sonra telefonun zili çaldı. Açtı. Şefin sesini tanıdı. - Buyur şef. - Size geliyorum. - Şu anda evdeyim. Tahmin ediyordum. - Az sonra oradayım. On beş dakika sonra kapı çalındı. Şef içeri girdi. Uzun konuşmalarla vakit kaybetmek istemiyordu. Hemen sadede geldi. - Silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yanında, diğer provokasyon işleri de birinci plana çıktı, dedi. Hepsi arasında zamanlama bakımından uygun iş birliğine çok ehemmiyet veriyoruz. Bu sebepten senin de işi hızlandırman lazım. Yeni harekata aynı anda başlamamız uygun görülüyor. Artık Türklerin toparlanmasını önlemekte çok zorluk çekiyoruz. Yetişemiyoruz. - Bunları ben de düşünüyorum şef. Fakat benimki gönül işi, ruh işi. Ötekiler gibi kolay değil. - Çok haklısınız. - Elbette!.. İki adamımıza yeşil bayrak açtırıp kalabalık içinde bağırttırmak, çok kolay ve o derece de netice alınan bir iş. - Ha ha ha ha!... O zaman, gazetelerde sekiz sütunluk koca manşetleri seyret artık. - Yalnız, bu gibi kurnazlıklarımızı sık sık harcamayalım alışıklık yapmasın. Memleketin iyice toparlanmaya başladığı zamanlara saklayalım. - Doğrusu pek keyiflendim. Yıllar önce!... Çok eskiden Hindistan’da yaptığımız harika iş hatırıma geldi. - Hangi iş?... - Kurban bayramında iki ajanımız Müslüman kılığına girip, bir ineği kesmeye götürür gibi yaptılar. Biliyorsun: Hintlilerin büyük kısmı ineğe taparlar. - Hatırlamaz olur muyum? Bir ajanımız; - Müslümanlar ineği kesecekler! diye ortalığı velveleye verince Hintlilerle Müslümanlar ne güzel biribirine girmiş, binlerce kişi ölmüştü. - Yahu! İnsanlar tarihten ibret almazlar mı hiç. Aynı numaraları hâlâ bal gibi yutuyorlar. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT