BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Padişah benim ama o benim hocamdır”

“Padişah benim ama o benim hocamdır”

Beklenen an gelmiş ve İstanbul kapıları ebedî olarak Müslümanlara açılmıştı... Fetih, Akşemseddin hazretlerinin dediği demde olmuştu... Hünkâr, saâdetinden uçacak gibiydi... Beyaz atı üstünde ilerliyordu...



14 asır önce müjdelenmişti İstanbul’un fethi, kıymetlilerin en kıymetlisi tarafından. Âlemde kaç kişiye nasip olurdu, Allah’ın sevgilisinin övgüsüne mazhar olmak? Allah aşkı için, Resulu Ekrem sevdası uğruna; gözü, gönlü Allah’a dönük nice Hak dostu, nice Hak sevdalısı dayanmıştı surların kapısına. Ama bir Osmanlı vardı ki Onu kuranlar hamurunu imanla yoğurmuş, aşkla işlemişti. Osmanlı sultanlarının her biri bu şerefe mazhar olmak için dayanmıştı Bizans’ın kapısına... “Küffâr üzerine yürüyünüz!” Zaman ırmağı sonsuza doğru aktı, günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladı ve Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han Osmanlı tahtına çıktı... Hiç vakit kaybetmeden bütün âlimleri Edirne’ye dâvet etti ve onlardan sordu. Herkes fikrini söyledi. Sıra “Ak Şeyh”e, yani Akşemseddin hazretlerine gelince o, şöyle dedi: - Allah Resûlü’nün iltifat-ı seniyyesi size vâki olmuştur! Gayret sizden, yardım yüce Allah’tan... Hiç tereddüt etmeden küffâr üzerine yürüyünüz!... Her zaman keskin bir bıçak gibi parlayan zekânın sahibi İkinci Mehmed Han, ordusuna dikkat emrini verdi ve fetih ordusu nurdan bir ırmak gibi Kostantiniyye üzerine aktı... Tekbir sesleri, ezan ve Kur’ân nağmeleri surlarda bulutların kanadına konup semâ semâ yükselirken beklenen an geldi ve İstanbul kapıları ebedî olarak Müslümanlara açıldı... Fetih, Akşemseddin hazretlerinin dediği demde olmuştu... Hünkâr, saâdetinden uçacak gibiydi... Mübârek yüzünden nurlar akıyordu... Beyaz atı üstünde ilerliyordu... Hemen yanı başında yüce mürşidi bulunuyordu. Muzaffer orduyu selâmlayan mağlûplar, Akşemseddin’i hünkâr sanarak ona doğru koştular ve ellerindeki çiçekleri Ak Şeyh’e uzattılar: “Yine ona gidiniz!..” - Buyurunuz, ey âlem padişahı!.. Yüce şeyh, eliyle Fatih Sultan Mehmed Han’ı işaret ederek: - Sultan odur, ona gidiniz!.. O zaman, genç ve muzaffer kumandan gülümsedi ve dedi ki: - Gidiniz, yine ona gidiniz!.. Evet, ben padişahım, ama o benim hocamdır! Bir hoca, bir üstâd ve bir rehber için bundan büyük saâdet hayâl edilebilir mi?..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT