BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayaküstü...

Ayaküstü...

Bizdeki en kolay şey, bir şeyin uzmanını bulmak... Depremde, sel baskınında, savaşta ekranlar uzmandan geçilmiyor... Ben bunca yıldır hayattayım, bunca yıldır da gazeteciyim; ama sadece askerden kalma bir Ürgüp Uzman, birkaç tane de sağlık uzmanı tanıyorum... Deseler ki; “Türkiye çöl olmasın... Bir uzmanını bul konuş” kuruyup kalacağım...



Bizdeki en kolay şey, bir şeyin uzmanını bulmak... Depremde, sel baskınında, savaşta ekranlar uzmandan geçilmiyor... Ben bunca yıldır hayattayım, bunca yıldır da gazeteciyim; ama sadece askerden kalma bir Ürgüp Uzman, birkaç tane de sağlık uzmanı tanıyorum... Deseler ki; “Türkiye çöl olmasın... Bir uzmanını bul konuş” kuruyup kalacağım... ... Bizde sadece uzmanı bulmak, ve isminin önüne “uzman”ı kondurmak önemli... Ne dediğinin o kadar önemi yok... Gündemde ne var, “Sahte rakıdan insanlar ölüyor”... Hemen bir, “Alkol Bilimleri Uzmanı” çıkıp, “Efendim alkol öldürmez, cehalet öldürür...” -Yılbaşında veya bayramda deprem var mı?... “-Var... Ama deprem öldürmez, bina öldürür...” ... Kuş Gribi’nde de tavuklar öldürmedi bizi, cehalet öldürdü... Bir kısım uzman, “Yiyin, tehlike geçti” dedi, bazıları “Yemeyin, tavukçuluk sektörüne darbe vurmamak için öyle diyorlar” diye yalanladı... Sonra iki grup birden bize döndü, “-Cahil olduğunuz için ölüyorsunuz...” ... Akşam haberlerinde çıkan adamın, “Size ne?... Ölecek olan ben değil miyim” isyanını “cahil insan” sıfatına sokup kurtulmak, çok da temiz bir vicdanın işi olmasa gerek... Tıpkı; kendini ve çocuklarını gözü dönecek noktaya getiren vicdanların temizliği gibi... ... Çünkü televizyonlarda reklamlar ve “Duman avcıları” hazır kasetlerinden başka “Ortak bir dil” yok... Birinin “ak” dediğine öteki “kara” diyor, yalanlıyor... Sırf diğerinden farklı bir şey yapmak uğruna... Biz de “Aslında öyle değilmiş” fikir çatışmalarına girip, “Bize bir şey olmaz” kara mizahını, üçüncü bir ortak haber anlayışı olarak önlerine sunuyoruz... ... Evet... Yazık ki biz; Avrupa Birliği’ni kokoreç yasağından ibaret sanan zavallılar olarak kalacağız... ...Ve adaletin... Ve onun bekçilerinin Van Üniversitesi Rektörü’nü keyfi olarak tutuklayıp, işkence ettiğini zannedeceğiz... Deprem uzmanlarına, “Hani yılbaşında deprem vardı”, Bonus Nostradamus’lara “Hani 2005 yılı felaketlerle dolu olacaktı” diye sormak aklımıza gelmeyecek... Kızmayın bana ama; bu “Balık Hafızası” ile, bu “Kuş Gribi”ni de unutacağız... Zaten insanı, “Hakaret” öldürmez, “Cehalet” öldürür... ------ > tebeşir tozu “-İnsanlar entelektüel olduğumu düşünüyorlar, çünkü gözlük takıyorum... Sanatçı olduğumu düşünüyorlar, çünkü filmlerim para kaybettiriyor...” (...W.Allen) ------ > günün buluşu İlk kez bir futbolcu, hayatındaki önemli bir olayı formasının altındaki atlete yazdı, gol atınca kameralara gösterdi... (.09.01.1969) ------ > tuzaktan kumanda (...ATV - Sabah Yıldızları - En İyiler) BANU ALKAN: Bebeğiiim... Ne yapıyorsun bakayım orada?... MURAT TAŞDEMİR: Banu geri dur o tezgahtan... Geri dur o kocaman göbeğinle çaydanlığı devirip, yakacaksın kendini... *** BANU ALKAN: Darliiingciiimm... MURAT TAŞDEMİR: Efendim genişlingciiim... *** BANU ALKAN: Ayy bebeğiiim... Herşeyin eskisi gibi olması için daha ne yapmam lazım?... MURAT TAŞDEMİR: İki şey; saçmalamayı kes, bir de kilo ver... *** TUĞBA HANIM (BANU’NUN ARKADAŞI): Banu çok güzel yemek yapar... MURAT TAŞDEMİR: Bırak ya, ne yemeği yapması, sen ne diyorsun?... TUBA HANIM: Olur mu geçen bir ‘Mantarlı Filaminyon Soslu Dana Fileto’ yaptı çok güzeldi... MURAT TAŞDEMİR: Ya bi gidin, güldürmeyin adamı... Banu daha onun ismini bile söyleyemez... Banu hadi desene bi ‘Mantarlı Fileminyon Soslu Dana Fileto’... Hadi bi de... BANU ALKAN: Ama... Ama yaptım... Balık da yaptım... *** MURAT TAŞDEMİR: Şener Şen’in Hababam Sınıfı’ndaki hâli gibisin... Kim ne derse inanıyorsun... BANU ALKAN: Ama bebeğim 38 bedenim ben... *** BANU ALKAN: Söyle ne yapsın sevgilin senin için?... Ne istiyorsan yapayım... MURAT TAŞDEMİR: Susarak başlayabilirsin... *** MURAT TAŞDEMİR: Hakikaten Afrodit gibisin... Kolunun biri devre dışı kalmış... BANU ALKAN: Aaa... Bebeğim bak temizledim yeri... *** KUŞUM AYDIN (HAKARETLERE DAYANAMAZ): Arkadaşlar bu kadarına da pes doğrusu... Bizler kadınlar olarak birşeyler yapmalıyız... ------ > Hayata dair... “Serseri olacaksın sen” dedi annem... “Tabii hâlâ olmamış sayılırsan... Ama bak göreceksin, serseriler bile çok çalışmak zorundadır... Gerçekten yoksul olduklarına herkesi inandırabilmek için... Yağmur yağarken elinde şemsiyeyle sokakta dikilip gelenden, geçenden para isteyemezsin... Islanmalısın ki insanlar acısın sana... Banyo yaparsan bile sabun kullanamazsın, çünkü suratın kir pas içinde olmazsa sahici görünemezsin... Ve birisi sana küflenmiş ekmek verdiğinde, aç olmasan bile yemek zorundasın... Yoksa insanlar yemek seçecek durumda olduğunu düşünür ve bir daha bir şey vermezler... Bu mesleği seçecek olursan tek bir iyilik yapmanı istiyorum bana, seni sokakta görüp eline birkaç kuruş tutuşturduğumda sakın beni tanıdığını belli etme, çünkü annen olduğumu kimse anlasın istemem...” (...Hal Sırowitz - Annem Diyor Ki...) ------ > S.Ö.Z. der ki; “-İlk buluşmada işlerin iyi gidip gitmediğini anlamak için; ayrılırken yüzüne bakmayın, adımlarına bakın...” (...’Bu kadarına da pes doğrusu’ dedirtecek müthiş S.Ö:Z.leri) ------ > temelin yeri... Fıkra bu ya; Temel, Dursun ve İdris yolda giderken birden kaybolmuşlar ve hiç bilmedikleri başka bir âleme girmişler... Orada dolaşırken İdris’i yanlarında göremeyen Temel’le Dursun, onu aramaya başlamışlar... O da ne?... İdris çirkin mi çirkin biriyle yemek yiyor başbaşa... Sormuşlar: -Neden böyle oldun?... “-Ben 3 tane kuş öldürdüm... Onun cezasını çekiyorum...” Sonra Dursun kaybolmuş, onu arayıp bulmuşlar... O daha çirkin biriyle başbaşa yemek yiyor, sormuşlar: -Niye böyle oldu?... “-Ben 5 tane kuş öldürdüm, onun cezasını çekiyorum...” Sonra Temel kaybolmuş ve arayıp bulmuşlar... O da dünya güzeli bir kadınla başbaşa yemek yiyor. Ona da sormuşlar: “-Nasıl oldu?...” Temel bir şey demeden kadın atılmış: “-Ben sayamayacağınız kadar kuş öldürdüm...” ------ > bizimkiler... Hüseyin “Davranış Bilimleri” dersi diye “Finans Piyasaları” dersine girmiş... 2 saat süren dersin ortasında yanındakine söyleniyor; “-Olum hoca, bu kitapta yazan hiçbir şeyi anlatmıyor...” ------ > sanatik kritik “-Müziği çok sevdiğim için lise yıllarında Musiki Cemiyeti’ne başladım... İlk önce Dede Efendi’leri falan öğretmeye başladılar... Bir ay sonra artık dayanamayıp kaçtım...” (...Ayşe Hatun Önal) ------ > politik kritik “-Kuş gribi ile ilgili bir tedbirsizlik yapmışsam özür dilerim... Sonuçta özür dilediğim halkımdır... Ama ben özür dilerken Orhan Pamuk’un da özür dilemesi gerekmiyor mu?...” (...Cemil Çiçek) ------ > sportik kritik “-Millet para peşinde koşarken ben top peşinde koştum... Kampta yattım, futbolcularla yemek yedim, ailemi ihmal ettim... Etrafında toplanacak isim Haluk Ulusoy’dur...” (...Haluk Ulusoy) ------ >> söz market lüzumlu bilgiler ansiklopedisi: ünü ortalamanın üstüne çıkmış bir sanatçının; aşkını yalanlama hızı, yirmi milyonluk bir ülkenin hükümeti ile aynıdır... >> kargoculuğu ile ünlü “posta güvercinleri”, kuş gribi taşımasında adı geçmeyen tek kanatlıdır... >> cem papila; bu sezonunun ilk yarısında yönettiği yedi lig maçında hiç kırmızı kart göstermemiş hakemdir... >> haluk ulusoy’un göreve gelmesi halinde federasyonda işsiz kalacaklarla işe alınacaklar sayısı aynıdır... >> banu alkan’ın herkesin gözü önünde yaşadığı eziyet, işsiz ve alkolik bir kocaya sahip bir kadının üç katıdır... belki de dört... ------ Şifa Yemek Öğle Menüsü Kremalı Sebze Çorba... Etli Nohut... Şehriyeli Pilav... Yoğurt...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT