BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Heyecanlanmıştı genç kız...

Heyecanlanmıştı genç kız...

O sabah, hâlâ kar sepeliyordu. İclâl, şirketin merdivenlerini babasına yardım ederek çıktı. Hatta üst kata kadar refakat etti. Bir yandan da her zamanki sözlerini tekrarlıyordu.



O sabah, hâlâ kar sepeliyordu. İclâl, şirketin merdivenlerini babasına yardım ederek çıktı. Hatta üst kata kadar refakat etti. Bir yandan da her zamanki sözlerini tekrarlıyordu. - Aman baba dikkat, diyordu: Bastonsuz yürüyebiliyorum diye bastonunu elden bırakma. Allah göstermesin yaş ilerledikçe kemikler gevrekleşiyor. Kalça kemiği kırılıveriyor. Nemelazım. Al bastonunu... İki tedbir, bir tedbirden iyidir. - Haklısın kızım. Merak etme. Sermet, bermutad baba ile kızın hareketlerini takib etmişti. Öyle ayarladı ki, babasını bırakıp dönen İclâl ile şirket binasının içinde karşılaşacaktı. Bu karşılaşma, üst kata çıkan merdivenin alt sahanlığında oldu. Sermet, işine gelen biri pozundaydı. Bundan tabii ne vardı. Sokağa açılan kapıdan girdiğinde İclal merdivenleri iniyordu. Genç adam, derhal, son aldığı bilgiyi kullandı. Şef ona, genç kzın samimi şen tabiatlı olduğunu söylememiş miydi? Derhal buna göre bir vaziyet takındı. Neşeli, samimi şekilde, ona ismiyle hitab etti: - Hayırlı sabahlar İclal hanım. En sert havalarda bile babanızı yalnız bırakmıyorsunuz. Bir yandan da tetikte idi. Eğer İclâl duraklarsa üç beş kelime daha konuşacak, durmayıp geçeceğini farkettiği anda o da aynı şekilde hareket edecekti: - Aman çok dikkat etmeliyim. Ürkütmemeliyim, diyordu. İclâl: - Size de hayırlı sabahlar, diyerek yoluna devam etti: Ama bir an: - Acaba iki saniye duraksamazsam ayıp mı ederim? diye düşünerek tereddüt ettiyse de yürüyüp geçti. Sermet gibi bir kurt, bu belirsiz duraksamayı gözden kaçırmadı. Ani bir sevinçle: - Mükemmel dedi. İşte ilk adım. Üstelik beni görünce nasıl heyecanlandığı da gözümden kaçmadı. Genç kız, hakikaten heyecanlanmıştı. Günlerdir ikide birde aklına gelen genç adama ilk defa resmen karşılık vermeye mecbur kalmıştı. Evvelce dediğimiz gibi yüzde yüz emin değilse bile, hususi alaka gördüğünü kuvvetle hissediyordu. Eh... Hâli vakti yerinde, işi gereği aklı başında olsa gerek. Terbiyeli de gözüküyor. Elinde yüzünde aşırı kusur yok... Böyle biriyle neden evlenilmesin? Bunlar, hemen herkesin, pek tabii olarak düşündüğü şeylerdi. İclâl, herkesten ayrı biri değildi ki. - Evlenilebilir, diye gayriihtiyari düşündü. Belki fazla temkinliyim. Başka biri, mesela Tomris benim yerimde olsaydı yağlı kısmet deyip balıklama atlardı. Genç kız, beğenildiği, alaka gördüğü için ne olsa hoşlanmıştı... Sokağa çıktığı zaman, atıştıran kara rağmen yürümek istedi. Bir ara en masumane şekilde: - Sermet, beğenilmeyecek biri değil, diye mırıldandı. Fakat... Selam veriş, konuşuş şekli sanki laubali gibi idi. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT