BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altın gülle yollanırdı

Altın gülle yollanırdı

“Burası, Osmanlı ordularının karargâhlarını kurdukları yerdir. Viyana’ya hakim olan bu tepeye çıkınca çok güzel manzara karşısında oh be dememiz gerekirken diyemiyoruz. Buradaki ihanet neticesinde bozguna uğrayışımız sebebiyle ancak ah çekmekten başka bir şey yapamıyoruz.



“Burası, Osmanlı ordularının karargâhlarını kurdukları yerdir. Viyana’ya hakim olan bu tepeye çıkınca çok güzel manzara karşısında oh be dememiz gerekirken diyemiyoruz. Buradaki ihanet neticesinde bozguna uğrayışımız sebebiyle ancak ah çekmekten başka bir şey yapamıyoruz. Viyana’nın biz Türkler için en önemli yerlerinden birisi burasıdır, Alaman dağıdır. II. Viyana kuşatmasında Giray Han’ın Tuna üzerindeki köprüyü tutmaması ihaneti yüzünden bozgunun başladığı yerdir. Almanca ismiyle Kahlenberg’dir. Bizim için ise bu tepenin adı “şehitler tepesi” olarak kalmalıdır.” Alman dağından bakınca Ahmet’in içinden Viyana’yı kolları arasına alma isteği doğdu. Bir tarafta Viyana ovası diğer taraftan nazlı nazlı akan Tuna. Ahmet, Mustafa efendinin sözleriyle daldığı hayal aleminden uyandı: “Geride bıraktıkları toplar eritilerek 17 ton ağırlığında bir çan dökülüp, Türk çanı ismi verilerek kilisenin ikinci kulesine yerleştirilmiş. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde, ‘Birinci Viyana kuşatmasında Kanuni Sultan Süleyman, İmparator Ferdinand’a, St.Stephan kilisesinin kubbesine ay yıldızlı bir alem takılması halinde kuşatmadan vazgeçeceğini bildirdi. Bunun üzerine Ferdinand, ay yıldızlı alemi 1529 yılında kilisenin kubbesine koydurttu.’ demektedir. 17. yüzyıla kadar Katedralin kubbesinde bulunan alem sökülerek yerine haç takılmıştır. Ay yıldızlı alem, şu anda Viyana şehir Tarih Müzesinde sergilenmektedir. Vaktimiz olursa inşallah gider görürüz. “ Kara Ahmet, Mustafa Efendi’nin temennisine inşallah diyerek katıldı. Zamanında, bir emirle kilise kubbesine hilal taktıranlar, şimdi, hilalin ayaklar altında çiğnenmesine mani olamıyor, diye düşünerek üzüldü. Mustafa efendi, Alaman dağından sonra, Ahmet’i binbir çeşit çiçeklerle süslü bir bahçeye götürdü. Ahmet, sağına soluna baktı. Osmanlı’yı, Türk oğlunu hatırlatan bir şeyler göremedi. Ahmet’in sağına soluna baktığını gören Mustafa efendi tebessüm etti: “Seni niçin buraya getirdiğime hayret etmekte haklısın. Viyana’daki Türk izlerinin belki de en önemli yerlerinden birisi bu parklardır. Şu anda, bin bir renkli çiçek açan bu toprağın altında binlerce şehidimiz yatmaktadır. Bu bahçe, Türkler kuşatmayı kaldırdıktan sonra bahçeci Gustav Sennholz tarafından İngiliz stiliyle restore edilmiş.” Parkı gördükten sonra, Mustafa efendi ve Kara Ahmet, şehri gezmeğe devam ettiler. Gördükleri, Ahmet’i derinden yaralamağa devam etti. Yüreciği yanıyordu. Sieveringer caddesi 99 numaralı evin önünde üç taş güllemiz daha muhafaza ediliyordu. Güllelere bakan Mustafa Efendi, anlattı, Ahmet hayretler içinde dinledi: “Osmanlı bir beldeyi fethedeceği zaman önce şehre som altından dökülmüş bir gülle gönderirdi. Bu; “Biz kimsenin malına, canına, ırzına ve dinine zarar gelmemesi için sizden şehri teslim etmenizi bekliyoruz. Size gönderdiğimiz som altından dökülmüş bu gülle, size refahı, huzuru ve barışı getirecektir. Sizi sevgi, merhamet ve adaletle kucaklıyoruz” demekti. > DEVAMI VAR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT