BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ? SÖZ’ün gelimi

? SÖZ’ün gelimi

Bilgisayar nasıl bozulur ? > Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır...



Bilgisayar nasıl bozulur ? > Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır... ... > Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, reset tuşuyla filan uğraşmayın... Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın... ... > Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın... Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir... ... > Bilgisayar masanızı sabitlemeyin... Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size interaktif bir his verecektir... ... > Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla sıcak ilişkiler kurabilirsiniz... ... > Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun... Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün silüetini görebilirsiniz... ... > Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın... Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır... ... > Küçük kardeşinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın... Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır... ... > Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir... Hele bir de yıldız tornavidanız yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir... Bu kadar uğrasacağınıza, bırakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın... Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın... ... > Tüm bunları yaptığınız halde, bilgisayarınız hâlâ çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldırıp pencereden atabilirsiniz... (...izmir_35 - mail grubu’ndan) > tebeşir tozu “-Birisine; karşılık veremeyeceği bir iyilik yapmadıysan, mükemmel bir gün nedir bilmiyorsun demektir...” (...Ruth Smeltzer) > Hayata dair... Diyorum; Sefası bitti ömrümün, Şimdi dağa çıkarım, düze elveda... Düze duman çöker, düze kar yağar, Bahara elveda, yaza elveda... ... Bahtiyar; Derinde sızlayıp yaran, Kalbini dağlayıp üzer her zaman... Göze hüzün çöker, göze yaş dolar, Sevince elveda, düşe elveda... ... Şimdi özkökünden süzülen benim, Özge budaklara dizilen benim, Şimdi ne sen sensin ne de ben benim, Biz ki biz değiliz bize elveda... (...B.Vahabzade) > Temel’in yeri... Polis Temel kaza yerine varmış... Emniyet Amiri, telsizden anons geçmiş; “-Sağ kurtulan var mı?...” Polis Temel yatan insanlara bakmış; “-Valla amirim sağ mı sol mu bilmem ama bunların artık memlekete bir faydası olmaz...” *** Öğretmen, matematik sözlüsünde Temel’i tahtaya kaldırıp sormuş: -Babandan yüzde 10 faizle 200 milyon borç alsam, yıl sonunda kendisine kaç para vermem gerekir?... “-400 milyon lira...” -Nasıl olur oğlum, sen hiç hesap bilmiyor musun?... “-Ben hesap biliyorum da, sen benim babamı bilmiyorsun...” > 09.08.1978 * İlk kez bir Türk filminde gizlice ağlayan kişi, “Gözüme toz kaçtı” bahanesine sığındı... > bizimkiler... (...Bizimkiler’den çeşitli ilanlar) > Mustafa Abi’den yarısı kullanılmış, yarısı birlikte kullanılacak Kuzuluk devresi... HHH > Meşhur Tokat yaprağı... Ahmet Abi’den, dahili: 41 42 (Çok az kaldı) *** * Tahir elinde hiç kalmadığı için Aziz Yıldırım röportajı olan kendi dergisinden satın almak istiyor... *** * Küçük Hüseyin, sadece 8 tuşu basmayan telefonunu satıyor... > tuzaktan kumanda (...SHOW - Pazar Keyfi) MUHABİR: Hülya Hanım; Ali Bey’le son durumunuz ne?... HÜLYA AVŞAR: Flört ediyoruz ama henüz çıkıyoruz sayılmaz... sanatik kritik “-Bakın ben kıskansam, boşanmazdım... Siz beni hâlâ tanımamışsınız... Kime ne misillemesi yapacağım?... Ali kim ki, muhatap bile almam... Sizden rica ediyorum, o adamla benim ismimi yan yana yazmayın...” (...Kaya Çiingiroğlu) S.Ö.Z. der ki; “-Aşk; kalbin sesinin, aklın sesini bastırma hadisesidir...” (...Gözlerini derinlere dikerek ettiği müthiş S.Ö.Z.leri) politik kritik “-Başbakan çıkıyor bir anket açıklıyor... Nerede biliyor musunuz, havada... Yerde değil, havada... AKP’yi yüzde 32.7, MHP’yi ise yüzde 5.1 gösteriyor... Buradan sesleniyor, gel seninle Erciyes’te hesaplaşalım...” (...Devlet Bahçeli) > Bizim ora... Pazarlı, köye giderken yolda bir zenciye rastlar ve sorar: “-Hemşerim... Pazarlı mısın?...” -Yok... “-Hemşinli?...” -Yok... “-Rizeli?...” -Yok... “-Anladım... Onun için böylesin...” sportik kritik “-Biraz insaflı olmak lazım... Gerets ve yardımcılarının geçen sezon G.Saray’ı hangi şartlarda şampiyon yaptığını herkes biliyor. Daha ilk maçımızı oynadık. Bir maça göre hoca değiştirmeye kalkarsak, her ay hoca mı değiştireceğiz?...” (...Adnan Polat) > kadınlar & erkekler Dün sabah otobanda arabamla işe gidiyordum ki, sağ tarafımda yepyeni arabasıyla 120 kilometre hızla giden bir kadın gördüm... Kadın dikiz aynasına bakarak rimel sürüyordu... Birkaç saniye sonra tekrar baktığımda hâlâ makyajına devam ediyordu ve arabası yarı yarıya benim şeridime girmişti... Ben bir erkek olduğum halde korkudan elektrikli tıraş makinemi elimden düşürdüm ve öbür elimdeki salamlı sandviçime çarptı... Ortalığı toparlamaya ve dizlerimle yönettiğim direksiyonu düzeltmeye çalışırken, cep telefonunun kulaklığı kulağımdan çıkıp dizlerimin arasındaki kahve fincanına düştü kahve üstüme döküldü ve belden aşağı kısmım yandı, acıyla bağırınca ağzımdaki sigara düştü ve gömleğimi yaktı, bu arada çok önemli bir konuşmam da yarıda kesilmiş oldu... “Kadınlar trafiğe çıkmasın...” > sağdan - soldan (...Trabzon - Tabela - Seyit Usta) “-OTELİMİZ YAKLAŞIK 500 METRE GERİDEDİR...” HHH (...Bursa - Bahçe Kapısı - Bahattin Beyaz) “-DİKKAT ZEHİRLİ KURT KÖPEĞİ...” *** (...İstanbul - Dükkan Kapısı - Davut Ermiş) “-ZİLE BAS BEKLE, 17 SANİYE İÇİNDE ORDAYIM ...” > söz market çerçeve özel itiraf reyonu: (...isim: ismet kardeş ...şehir: istanbul ...yaş: yirmialtı) arkadaşım anlatınca “yaz” dedim ama imkanı yokmuş, ben yolluyorum... yaya için düğmesi olan trafik ışıklarında beklerken, kendisi gibi bir genç gelmiş... sürekli düğmeye basınca bizimki dayanamamış, “telaş yapma yanar şimdi” demiş... diğerinin cevabı boğayı devirecek cinsten; “-yok abi, çok basıyorum ki, kalabalık zannetsinler...” (...isim: ilay karataş ...şehir: ankara ...yaş: bilinmiyor) hep temel’lerden mi fıkralar yazacaksınız, şimdi size iç anadolunun bağrından gelen fıkra gibi yaşanmış bir olay. anneannem, seksenbeş yaşlarında falan... atatürk’ün samsun’a çıktığı zaman doğmuş. teyzemler köye ev yaptırdılar... anneannem köy serin olur diye tatilini orda geçirmeye karar veriyor... bu arada teyzemin ankara’da işi çıkıyor ve eve geliyor... hazır eve gelmişken de eczaneden ilaç almak istiyor arıyor arıyor ananemin, sağlık karnesini bulamıyor... telefon edipte sağlık karnesini nereye kotduğunu sorunca yanında olduğunu öğreniyor... Köye niye sağlık karnesini götürdüğünü sorunca şu cevabı alıyor; “eve hırsız gelirse, sağlık karnemi çalar diye”... demek ki ıssız bir adaya düşersek yanımıza alabileceğimiz üç şeyden birisi, sağlık karnesiymiş... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT