BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şimdi mısır zamanı

Şimdi mısır zamanı

Lif yönünden son derece zengin olan mısır, hem sindirim hem de kalp damar sistemimiz için mükemmel bir besin maddesidir



Haşlanmış sütlü mısır, birçoğumuz için yaz aylarının özel ve vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alır. Gerçekten de benzersiz lezzetinin yanı sıra faydaları da saymakla bitmeyecek kadar çok olan mısır, beslenme alışkanlıklarımızda ihmal edilmemesi gereken bir gıda maddesidir. Her gün yenecek bir sütlü mısır, bir yandan vücuda enerji verirken, diğer yandan sindirim sistemiyle, kalp ve damar sağlığına büyük katkı sağlayacaktır. Ana vatanı Amerika olan ve ünlü kaşif Cristof Colomb tarafından Avrupa’ya getirilen mısır, posalı bir besindir. İçeriğinde yüzde 18.3 gibi çok yüksek oranda lif bulunmaktadır. Bunun yanı sıra A, B2 ve E vitaminleri ile yağ, protein, kalsiyum, demir ve fosfor yönünden de son derece zengindir. 100 gramında yaklaşık 345 kalori vardır. Aminoasitler açısından da önde gelen bitkiler arasında yer almaktadır. > Faydaları Mısırın insan vücuduna sağladığı faydalara gelince... * Lif yönünden zengin bir besin olması, kan şekerinin dengeli bir şekilde yükselmesini sağlar. Bol lif, sindirim sisteminini düzenli çalısmasını sağlayarak kabızlığı da önler ve ishali keser. * Koroner kalp hastalığı riskini azaltır. * İçerdiği yüksek karbonhidrat sayesinde da enerjinize enerji katar. * A vitamini yönünden zengin olduğu için gözlere kuvvet verir. * Kan yapıcı özelliğe sahiptir. * Mideyi kuvvetlendirir, gastrit gibi rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olur. * Mısır püskülü idrar söktürür, böbrek taşlarının kolay düşürülmesini sağlar. * Mısırözü yağında doymamış yağ asitleri bol miktarda bulunduğu için kolesterolü düşürür, damar sertliğini önler. > Bayatlamadan pişirin Özellikle sütlü mısır, dalından koparıldıktan sonra tadını ve tazeliğini kaybetmeye başlar. Bu sebeple tüketilmesine yakın toplanmalı ve fazla bekletilmeden pişirilmelidir. Tadını kaybetmemesi için, onu yaprağı ile birlikte buzdolabında saklayabilirsiniz. Renkli lens kör edebilir! Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Ersöz, “içinde boya maddesi olan ve oksijeni daha az geçiren renkli lensler göz fizyolojisini bozuyor” dedi. Ersöz, optisyenlerin doktor reçetesine bağlı kalmak şartıyla kontakt lens satabileceklerini, ancak kozmetik amaçlı lens satışının yasak olduğunu söyledi. Ersöz, “Lensler, bilinçsiz kişilerce tavsiye edilip, sağlıksız şartlarda kullanıldığında körlüğe kadar giden sonuçlara yol açabiliyor” dedi. Üniversite hastanesine gözünü kaybeden ya da lensten dolayı ciddi göz sağlığı problemi yaşayan hastaların başvurduğunu anlatan Ersöz, “Bu tehlikeye rağmen herhangi bir gözlükçüde rengarenk lensleri görmeniz mümkün. Bir aylık ya da birkaç aylık adı altında satılan bu lensleri müşterinin biri çıkarıyor, diğeri takıyor. Enfeksiyona açık olan bu durumda göz sağlığının bozulmaması mümkün değil” diye konuştu. Otoriter ailenin çocuğu daha çok altını ıslatıyor... Adnan Menderes Üniversitesince (ADÜ) yapılan araştırmada, her 8 çocuktan birinin uykuda altını ıslattığı tespit edildi. Aydın merkez ve köylerinde 5-15 yaş arası 1008 çocuğu kapsayan araştırma yapıldığını belirten ADÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ferah Sönmez, “Bu oran bize göre yüksek” dedi. Araştırmada, altını ıslatan çocukların ailelerinin yüzde 68.8’inin hiç hekime gidip bilgi almadıklarının belirlendiğini ifade eden Sönmez, altını ıslatma oranının erkeklerde yüzde 16.9 iken, kızlarda yüzde 8.6 olarak tespit edildiğini söyledi. Sönmez, uykuda altını ıslatan çocukların üçte ikisinde anne veya babanın da çocukluk döneminde aynı problemi yaşadıklarını, düşük öğrenim düzeyi olan, annesi çalışan çocukların altını ıslatma oranının daha yüksek olduğunu bildirdi. Sönmez, “Kardeşini kıskanan, annesi ya da babası otoriter olan çocuklarda ‘gece altına işeme’ problemi daha fazla yaşanıyor” dedi. Hastalığın genellikle 15 yaşa kadar kendiliğinden düzelebildiğini belirten Sönmez, anne ve babanın çocuğunu tedavi ettirmekten çekinmemesini, mutlaka hekime başvurması gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT