BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Basra harap olduktan sonra gerçekleri öğrenmek

Basra harap olduktan sonra gerçekleri öğrenmek

“Bade harab’il Basra” diye bir deyimimiz vardı, o da unutuldu. “Basra yıkıldıktan sonra” demek. Cumhurbaşkanı, Lübnan için “elin memleketinde ne işimiz var?” diyor. O elin memleketleri için nice civanları feda etmişiz.



“Bade harab’il Basra” diye bir deyimimiz vardı, o da unutuldu. “Basra yıkıldıktan sonra” demek. Cumhurbaşkanı, Lübnan için “elin memleketinde ne işimiz var?” diyor. O elin memleketleri için nice civanları feda etmişiz. Bir memleket deyimlerinize, türkülerinize girmişse elin olur mu? Bu bahsettiğimiz sözden başka “ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz!” Yok mu? Var. “Burası Huş’tur yolu yokuştur, giden gelmiyor acep ne iştir?” Diyen Yemen türküsü yok mu? Var. Benzer yüzlerce sebepten dolayı oralar “elin memleketi” değil. Mevzuumuza dönelim. “Bade harab’il Basra” cümlesine benzer bir başka deyimimiz “iş işten geçtikten sonra”dır. Aradan 46 sene geçtikten sonra bir mektubun tam metnini okuyor ve insanda derin teessürler uyandıran gerçeklerle göz göze geliyoruz... Sene 3 Mayıs 1960... Daha düne kadar bu ifadenin ne önemi vardı? Hiç. Fakat dünden beri o da tarihteki yerini aldı. O günlere gidelim. DP kısaltmalı, halkın ağzıyla “demirkırat”, resmi ismiyle Demokrat Parti iktidardadır. 14 Mayıs 1950’de ezici bir çoğunlukla seçimi kazanan bu parti, iktidarının 10. yılındadır. Uzun iktidar yılları muhalifler zümresi meydana getirmiştir. Bazıları ise ilk günden beri kanlı-bıçaklıdır. Fakat son zamanlarda neden, nerde ve nasıl yapılmışsa yapılmış, el altından oyunlar, hileler tezgâhlar düzenlenip harekete geçirilmiştir. O meşhur “gizli el” 27-28 Nisanda düğmeye basmış, üniversite gençliği ayaklanmıştır. İşte sona giden bu kötü gidişatın hemen başlangıcında 3 Mayıs 1960 Günü, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Cemal Gürsel, Başvekil Adnan Menderes’e arz edilmek üzere 15 maddelik dostâne bir mektup kaleme alarak milli savunma vekili Etem Menderes’e verir. Mektup, henüz gün ışığına çıktı. Anayasa Mahkemesi, Yassıada evrakını Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne teslim etmiş. Bu makam da onları tanzim ve tasnif ederek araştırmacıların incelemelerine açmış. Cemal Aga, mektubun 1. maddesinde, Adnan Menderes için aynen şöyle yazıyor. “Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir”. Sıklet merkezi bu maddedir. Celal Bayar reisi cumhurdur. KKK onun istifa etmesini Adnan Menderes’in yerine cumhurbaşkanı olmasını teklif ediyor. Bunun askerin görüşü olmadığını anlamamak mümkün değil. Ortada adı konmamış bir muhtıra vardır. Ne var ki bu yönde adımlar atılmaz. Veya atılmadığını zannediyoruz. Kim bilir daha saklı-gizli neler vardır? Adımlar atılmayınca dün bu mektupta “zatı muhterem” diye söz edilen insan ve arkadaşları için darbeden sonra “kahrolası diktatörler bu dünya size kalır mı?” diye sözde marşlar yazılır. Halbuki mektup şu cümlelerle bitmekteymiş “Sayın vekilim, maruzatım muhakkak ki, çok mühim ve hatta çok cüretkârânedir. Fakat memleket için, millet için, hükümet ve hatta partimizin selameti için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır. Derin ve sonsuz hörmetlerimi sunarım.” Acaba bu mektup, Etem Menderes tarafından olduğu gibi Başbakana arz edildi mi? Kuvvetle muhtemel. O zaman ikinci soru, Bayar mı istifayı reddetti, Menderes mi Bayar’a bu teklifi götürmedi? Acı olan şu ki Yassıada Mahkemesi, yargılama sırasında mektubu sansürlemiş, 1. Maddeyi hiç göstermemiştir. Sonrası malum, bir başbakan ve iki bakan idam edildi. Ülke kendi içine kapandı. Kalkınma hız kesti. Gerilere düştük. Çeyrek asır sonra onların mânevî şahsiyetlerinden devlet töreniyle özür dilendi. Şimdi de belgeler açıklanıyor, yarım yüzyıl sonra mektubun tam metnini okuyoruz. Bade harab’il Basra. Buna rağmen tarih, ibret almak içindir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT