BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anadolu Erenleri

Anadolu Erenleri

Ben Kur’an’ın kölesiyim. Ben Muhammed âleyhisselâmın ayağının tozuyum. Kim benden bundan başkasını naklederse, onlardan da sözlerinden de bizârım.



Ölüm bizim gibiler için elbette ürkütücüdür ama Hakk aşıkları hayatları boyunca o anı özlerler. Mevlânâ ölümü “Şeb-i Aruz” diye adlandırır ki “düğün gecesi” demektir. Mübarek son anını bilir ve hazırlanır. Yerine Hüsameddin Çelebi’yi vekil bırakır ve “cenaze namazımı hocam (Sadrettin-i Konevi) kıldırsın!” buyururlar. Ölüm halleri başladığında Konya beşik gibi sallanır. Bazı evlerin duvarları yıkılır, halk dehşete kapılır ama o kendini göstererek “Zavallı toprak” der, “şöyle bir lokma istiyor”. Ardından talebelerine döner ve “Sizlere açıkta ve gizlide Allah-ü teâlâ’dan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az söylemeyi, günahlardan çekinmeyi, oruca ve namaza devam etmeyi, şehvetten kaçmayı, halkın cefasına dayanmayı, sefihlerden uzak durmayı, salihlerle birlikte olmayı vasiyyet ediyorum” der, “Biliniz ki insanların hayırlısı, onlara faydalı olandır. Hamd, yalnız Allah-ü teâlâ’ya mahsustur.” O anda yanıbaşlarında temiz simalı biri belirir. Hüsameddin Çelebi edeple yaklaşarak “Afedersiniz” diye sorar, “Tanıyamadım da?” Esrarengiz misafir dostça gülümser. “Bana” der, “ Azrail derler”. Mübarek çok heybetli ama çok rahatlatıcıdır. Mevlânâ Hazretleri sevinç içindedir. “Haydi!” diye yalvarır, “biran önce canımı al, beni Rabbime kavuştur.” O gün bütün Konya ayaktadır. Cenaze namazını Sadreddin-i Konevi hazretleri kıldırır, ancak bir ara duraklar. O hali sorulduğunda. “Biz kimiz ki?” buyururlar. “Onun namazını Efendimiz kıldırdı, melekler saf tuttu.” ONU NE KADAR ANLADIK Mevlânâ Hazretleri dinimizin emirlerine harfiyyen uyar. Hayatı boyunca ne raks eder, ne de ney, rubab, def, tambur çalar. Hatta bir gün yanına gelen biri “Üstadım!” der, “Müzik bana cennet kapısının sesi gibi geliyor.” Mübarek gülümser. “Doğru” der, “Ancak biliyor musun o ses, kapının açılırken değil, kapanırken çıkardığı sestir!” Evet bugün müze haline getirilen türbede birçok müzik aleti sergilenir ancak neylerden biri İhsan Sertoğlu’ndan alınır, diğer ikisi İstanbul konservatuarından getirilir (Neyzen Tevfik ile Bahaddin Ökte’ye aittir). Türbe içindeki camekânlarda Murat Öztorun’un kemençesi, Cahit Özkan’ın rubabı, Celibe Şenes’in tamburu, Şeref Tuğ’un kudümü, Laike Karabağ’ın kemanı ve Safiye Ayla’nın udu boy gösterir ancak en eskisi 1945 tarihlidir. Halbuki Mevlânâ Hazretleri şiire bile hoş bakmaz. “Dostlar sıkılmasın diye şiir söylerim. Yoksa usanmışım şiirden. Şiir nerde ben nerede?” der. Yine altını çize çize: “Ehli dünya oynar durur, bunu sema sanır!” buyurur. Onun ney’den maksadı kendi varlığından arınmış, Allah-ü teâlâ’nın aşkı ile dolmuş kâmil insandır. Mevlânâ Hazretleri bırakın çalgılı semaları, mesnevisinde: “Pes zi can kün, vasl-ı canan ra taleb Bi leb-ü bi gam migü, nam-ı Rab!” yazar ki “O halde sevgiliye kavuşmayı can-u gönülden iste. Rabbinin ismini kalbinden söyle, dudağını bile oynatma!” mânâsına gelir. GEL, AMA KİME? Mevlânâ Hazretleri ömrü boyunca insanlığı felâha (kurtuluşa) davet eder: “Gel, gel, her kim olursan ol gel, Müşriklerden, mecusilerden, putperestlerden de olsan gel. Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir Tevbeni yüz kere bozmuş olsan yine gel!” diye çağırdığı şey yüzbirinci tevbedir. Dinimizde ümitsizliğin yeri yoktur ve İslâmiyet bütün insanlığa gelir. Bu beyitleri “o halinle gel ve o halinle kal” gibi anlamak bazılarının işine gelir, halbuki maksat çok açıktır: “İslâm’a çağrı!” Nitekim mübarek tartışmayı yine kendi beyitleriyle bitirir ve noktayı koyar: “Men bende-i Kur’an’em, eğer can darem Men hâk-i reh-i Muhammed muhtarem Eğer nâkl küned cüzin kes ez güftârem Bizârem, ezü ve zan sühun bizârem...” Ki: “Ben sağ olduğum sürece Kuran’ın kölesiyim Ben Muhammed Aleyhisselam’ın ayağının tozuyum Kim benim sözümden bundan başkasını nakl ederse Ondan da bizârım, o sözlerden de bizârım” mânâsına gelir. Bizâr rahatsızlık sıkıntı demek, onun adına bir şeyler söyleyenler Mevlânâ Hazretleri’ni bizâr ettiklerinin farkındalar mı âcâba? Ne büyük vebal ama! Devam edecek
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT