BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ulucanlar’a.. Ayaş’a.. Çubuk’a bir iki...

Ulucanlar’a.. Ayaş’a.. Çubuk’a bir iki...

Siz yarın cezaevine giriyorsunuz farzedin.



Siz yarın cezaevine giriyorsunuz farzedin. Ayrıca 68 davanız da mahkemelerde devam ediyor. Çoğu da karar aşamasına gelmiş. Eğer netice, aleyhinize tecelli ederse “kodes”ten çıkmanız biraz zor olmasa da zaman alacak. İddialar ise hep düşünce suçu.. ya konuştuğunuzdan, ya açıklamanızdan, ya demecinizden falan üstelik. Evet, yarın hapishaneye gireceksiniz, ne yaparsınız. Siz bunu düşüne durun Hasan Celal Güzel bugün cezaevine giriyor. Dün ne ediyordu biliyor musunuz; beş ayda çıkardığı 12 Ciltlik “Osmanlı Projesi”nin mütemmimi olan 4 ciltlik İngilizce’sinin kontrollerini yapıyordu. Ne konuk ağırlamaya vakti vardı, ne sohbet etmeye. 646 milyarlık “Osmanlı Projesi”ne Kültür Bakanlığı 57 milyar ile katkıda bulundu. Sayın İstemihan Talay da gözlerine inanamadı çalışmayı görünce. Eserleri görmesi mutluluğuna yetti. Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü’ne taşıdı eserleri. Orada tanıttı. Yanında da bu çalışmanın genel müdürü Güler Eren, Prof. Halil İnalcık ve Ahmet Rüştü Çelebi var. 221’i yurtdışından, 1189 fikir adamının değerlendirmesi Osmanlı Projesi’nde. Osmanlı’ya dair değerlendirilmeyen konu yok. Yansımaları da öyle bu cihan devletinin. İstemihan Talay’a göre çalışmada sadece bilgi değil, meseleler ve ilişkiler üzerinde de duruluyor. Bittabi bu değerlendirmeler ve ortaya çıkan yüzakı eser, Hasan Celal Güzel’i de mutlu ediyor. Ancak bir de dileği var bugün hapise girecek Tank Hasan’ın. -Dilerseniz size Türk Tarihi’ni de aynı titizlikle, aynı hızda, aynı estetikte hazırlayabiliriz. Yeter ki siz (evet) deyin, (olur) verin Sayın Bakan. Yıllarca devletin en üst yönetiminde görev yaptı Hasan Celal Güzel. Keşke hatıralarını yazsa Demirel’i, Ecevit’i, Erbakan’ı, Türkeş’i, Özal’ı bir de O’nun notlarından tanısak. Devletimizin daha yakından fotoğrafını çekmemize neden olacak Hasan Bey böylesi bir girişimiyle. 50 yıl sonra da yeni nesiller için belge hüviyetinde olacak. Geçen AB Karma Parlamento Komisyonu Avrupa Kanadı Eş Başkanı “Kızıl Danny” lakaplı Daniel Cohn Bendit’in Türkiye ziyareti sırasında bir perdeyi araladı mesela. “Kızıl Deni 1968’de Ankara’daki Siyasal Yurdu’nda kaldı. Bizim marksist ve sosyalist öğrenci liderlerinin arkadaşıydı. O yıllarda Avrupa’da gençlik hareketi başlatan öğrenciydi. Polis saldırılarına karşı yurdu nasıl koruyacaklarını tartıştılar” dedi. Bu bir tanesi su yüzüne çıkan hatıralarından, tespitlerinden, arka plândakilerden. Belki hatıralarını hapishanede yazar. Ulucanlar, Ayaş ve Çubuk Cezaevleri’nden hangisinde kalacak? Bir değişiklik olmazsa Ayaş Hapishanesi daha ağırlıklı. Başkentte; politikacı, akademisyen, bürokrat, yönetici arkadaşları ve özellikle de talebeleri ve gençler Hasan Celal Güzel’i uğurlamak üzere hazırlık yaptılar. Hasan Celal Güzel’in ise hiçbir hazırlığı yok. Bugün işyerine gider gibi, evine gider gibi cezaevine girecek. Dün akşam da; cezaevine girecek bir insan psikolojisinden ziyade aklına koyduğu mesela (“Türk Tarihi Projesi”ni nasıl hayata geçirirdim)in endişeleri vardı. Sayılı gün tez geçer. 2000’li yıllara yakışmayan bir resimle AB aday üyesi bir ülkeden bir de bakmışsınız düşünce suçu diye bir ceza yok, kalkmış. Hasan Bey de cezaevi günlerini bitirmeden, tahliye edilivermiş; hem hatıralarını, hem Türk Tarihi Projesi’ni evinde gerçekleştiriyor; hem de mücadelesini sürdürüyor. Hasan Bey rast gele.. Medya kavgaları; Coşkun ile Uluç’un arası limoni Hürriyet Yazarı Emin Çölaşan’ın bir yazısını konu yaparak büyüten Star daha noktayı koymadan, Hürriyet’in bar başka yazarı Bekir Coşkun, Sabah Yazarı Hıncal Uluç’tan zılgıt yiyor. Daha doğrusu zılgıtlaşıyorlar. Konu da Hıncal Uluç’un İstanbul’da başıboş gezen köpeklerle ilgili kuduz tehlikesine dikkat çeken bir yazısı. Bekir Coşkun, Hıncal Uluç’u aşı rantçılığıyla suçluyor. Hıncal Uluç kızgın, Coşkun’un iddialarını “romantik saçmalar” olarak değerlendiriyor. Özetle bakın neler diyor Hıncal Uluç? “-Bekir Coşkun, sokak köpeklerinin romantik lideri..benim deyimimle saf entellerin en birincisi..pazar günü yine saçmalamış..yazdıkları için kullanacağım en hafif deyim bu..Bekir’e göre yazım serum ya da, aşı rantı..Bekir’in açıkça yazdığı bu..İstanbul’un 60 mahallesi kuduz karantinası altında..her yıl da 100 bin şüpheli ısırık olayı var..bir ısırılma halinde aşı ve serum tutarı 360 milyon lira..100 bin ısırık 36 trilyonluk bir rant oluşturuyor. Peki bu rantı kim üretiyor, benim entel kardeşim ben mi? Bu köpekler sokaklardan temizlenirse bu rant sıfıra yaklaşır..şimdi söyle bakalım Bekir, eğer varsa rantiye kim asıl..sen mi ben mi?.” Hıncal Uluç (15.12.1999) dünkü yazısında İstanbul ve İzmir’de hiç kuduz aşısı olmadığını da savunuyor. Ayrıca 40 yaşında kuduzdan ölen bir hanımla ilgili yazısını da Coşkun’un “kuduzdan ölen yaşlı bir kadın” biçiminde algılamasına da bozuk. Hıncal Uluç şöyle noktalıyor yazısını “Bekir, romantizmine bir diyeceğim yok..ama saçmalama..” Atina, Ankara’dan daha mutlu neden? Yunanistan Başbakan’ı Kostas Simitis’in ağzından bal akıyor! Atina’da bir basın toplantısı düzenledi. Almanya’ya da servis yapan bir Rum Gazeteci Stelyo Berberakis bakın nasıl değerlendiriyor Simitis’in dediklerini, nelere dikkat çekiyor: “-Simitis Türk-Yunan ilişkilerinin geleceğinden oldukça ümitli. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday üyeliğinden sonra Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginliğin geride kaldığını, iki ülkenin de barış ve dostluğu seçtiğini söylüyor.” Acaba ne değişti ki? Berberakis devam ediyor; Almanya’nın Sesi’ne aktardığı haberine: “-Helsinki Zirvesi’nde sağlanan zaferin (!) barış ve istikrarın dışında kalanlara ait olmayacağını da belirten Simitis; “Ortaya çıkan bu yeni olumlu ortamdan sonra Türkiye ile Yunanistan rakip iki ülke olmaktan çıkarak bölgedeki barışa, dostluğa ve işbirliğine hizmet edeceklerdir” şeklinde konuştu. Simitis, Türkiye ve Yunanistan’ın sorunlara barışçı çözümler için mantık yolunu seçtiklerinin altını çizdi, huzur içinde olmaları için çağrıda bulundu.” Stelyo Berberakis’in, haberine göre Simitis bir de kamuoyu araştırması gerçekleştiriyor. Buna göre de üç Yunan vatandaşından ikisi Türkiye’ye olumlu bakıyor. Simitis bu veriler ışığında Türkiye’ye “evet” demiş. Böylesine bir sıcaklık “bu beni niye öptü”yü hatırlatmıyor mu? Gerçekten ne değişti de böyle oldu? Helsinki’de ütüldük de itiraf etmekten mi korkuyoruz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT