BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyanatla düşmez!

Beyanatla düşmez!

Adam, kendisine beş yüz sopa vurulacağını öğrenince isyan etmiş: -Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da dayak yemediniz! Birilerinin faizlere ilişkin uçuk taleplerine de aynı şekilde tepki veriyorum. Neden mi?



Adam, kendisine beş yüz sopa vurulacağını öğrenince isyan etmiş: -Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz ya da dayak yemediniz! Birilerinin faizlere ilişkin uçuk taleplerine de aynı şekilde tepki veriyorum. Neden mi? *** Haber spikeri, bol salçalı ve asparagas haberini okuyor: “Sanayici ve ihracatçı, Merkez Bankası’nı silkeliyor. 4 puanlık şok faiz indirimi(!) gündemde, sayın seyirciler. Sanayici, faizin düşmesi ve kurun yükselmesi konusunda kararlı” *** Lobiye bak, hizaya gel! Hangi sanayici? Hangi ihracatçı? Kim kimi silkeliyor? Faiz düşerse kur yükselir mi? Tesadüfe bakın ki, bu haberden iki gün sonra, küresel dinamikler tarafından silkelenmeye başladık. Merkez Bankası (MB), gerektiğinde silkelenecek bir dut ağacı değildir. MB, araçlarını seçmekte özerk bir kurumdur. MB’nin özerkliğinin korunması ve zedelenmemesi çok önemlidir. Faizi düşürebilmenin ön şartı, MB’nin “yasal özerkliği” ile “fiili özerkliği” arasında fark olmamasıdır. Tamam, sanayici ve ihracatçı YTL bazında gerçekleşen maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmakta ve rekabet etmekte güçlük çekiyor. Peki, MB’nin yakasına yapışarak çözümü yanlış yerde aramanın kime ne faydası var? Nasıl düşer? Ne gariptir ki, “Faiz düşsün, kur yükselsin” diyenler, aslında “enflasyon kadar, kur artışı” öneriyorlar. Dolayısıyla, ekonomiyi geçmişte olduğu gibi, “...enflasyon- kur artışı- enflasyon...” kısır döngüsüne sokarak, faiz artışına zemin hazırlayacaklarını anlamak istemiyorlar. Tedrici bir faiz indiriminin, önümüzdeki aylarda hangi şartlarda gerçekleşebileceğini, MB defalarca dile getirdi. Diğer taraftan, daha önce de belirttiğimiz gibi, dalgalı kur rejiminde YTL’nin değeri, bir politika aracı değil, sonuçtur. Yüksek faiz kötüdür, ama bugünkü şartlarda “zorunlu kötü”dür. Faiz, sonuçtur; yükseği de, düşüğü de öyledir. Sebepleri ortadan kaldırmadan sonuçları değiştirmeye kalkmak, hiçbir işe yaramaz. MB de faizin yüksek olduğunun altını çiziyor fakat “yüksek faiz-düşük kur” diye bir politika izlemediğini her fırsatta vurguluyor. YTL’nin değerini analiz eden bir takım zevatın hiç farkında olmadığı “faize duyarlı olmayan sermaye giriş ve çıkışlarına da” dikkat çekiyor. Bakınız ne diyor: Bugün nominal ve reel faizler yüksek düzeydedir. Ancak kısa vadeli faiz oranlarını ekonomik temellerden ve politika taahhütlerinden bağımsız bir biçimde farklı amaçlarla değiştirerek, borçlanma faizleri başta olmak üzere, faizler genel düzeyini kalıcı bir biçimde etkilemek mümkün değildir. Geçmiş bunun örnekleri ile doludur. Yüksek faizin gerisinde ne var? Özetlemek gerekirse, yüksek faizin gerisinde: * Geçmişe yönelik fiyatlama davranışının kırılamaması ve direnen enflasyon * Kamu borçlanmasına ilişkin dinamikler * Küresel likiditede ortaya çıkan savrulmalar * Yapısal reformlara ilişkin aksamalar * İç ve dış politik riskler var İcraatla düşer! Unutmayalım ki, MB, ekonomiyi mükemmelen kontrol etme lüksüne sahip değil. MB, dalgalı kur rejiminde, fiyat istikrarı amacına yönelik olarak kısa vadeli faizleri kullanıyor. Politika faizleri ile, ekonomiyi çeşitli kanallardan etkilemeye çalışıyor. Söz konusu kanallar, piyasa faizleri, kredi piyasası, varlık fiyatları ve beklentilerden oluşuyor. Peki, faizler ne zaman düşecek? Faizler; * başta enflasyon olmak üzere, belirsizlik alanları azaldıkça, * makro dengeler ve güven ortamının kalıcı bir şekilde tesisine yönelik adımlar kararlı bir biçimde atıldıkça, * ekonomi, yapısal reformlar ile iç ve dış şoklara daha dayanıklı hale geldikçe * beklentiler iyileşip güven arttıkça, kalıcı bir biçimde arzu edilen seviyelere düşecektir. Hoşunuza gitmedi değil mi? Ne yapalım; MB, böyle diyor. *** Bir teklifim var: Diyorum ki, MB Para Politikası Kurulu’nu feshedelim; onun yerine, reel kesimi temsil eden sanayici ve ihracatçılardan bir yeni “Kurul” oluşturalım. Kurul, “faizi düşürsün, kuru yükseltsin, enflasyonu düşürsün, dış şokları” önlesin. Ekonominin tüm oyuncularını memnun edebilecek, “her derde deva bir kur rejimi” formüle etsin, bu tartışma bitsin. Ne dersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT