BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zu Şefer’in kızı Tâce

Zu Şefer’in kızı Tâce

Yemen’de şiddetli bir sel ortalığı birbirine katar. Sular çekildikten sonra bir mezardan kadın cesediyle büyük bir hazine ve bir kitabe ortaya çıkar. Bu ibretli mezar, Hımyerî Melîkesi Tace’ye aittir...



Yûsuf aleyhisselam, Hazret-i Yakub’un oğludur. Dedesi Hazret-i İshak, babasının amcası Hazret-i İsmail, büyük dedesi ise Hazret-i İbrahim’dir. Hem kendisi, hem de ataları Resûlullah Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde (el Kerîm-keremli) sıfatı ile yâd edilmişlerdir. Bugün sizlere, o devirde yaşanan ibretli bir hadiseyi anlatmak istiyoruz... Şiddetli kıtlık yaşandı... Yûsuf aleyhisselam zamanında Yemen’de bir ara çok şiddetli bir kıtlık yaşandı. O devirdeki Hamirî (Hımyerî) hükümdarlarından Zu Şefer’in kızı olan Tâce, bu devletin Melîkesi idi. Kıtlıkta o da öldü. Son nefesinde söyledikleri, bir Arapça levhaya yazılarak, baş tarafında da çok kıymetli eşya doldurulmuş hazine gibi olan tabutuna konuldu! Bu tabutun üstündeki kitabede şunlar yazıyordu: “Ben Zu Şefer’in kızı Tâce’yim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, zahîre getirmek üzere Mısır Mâliye Nâzırı olan Yûsuf aleyhisselâma adam yolladım. Hayli zaman geçtiği halde gönderdiğim adam gelmeyince, maiyetimden bazı kimselere bir kantar gümüş verip, herhangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmelerini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihâyet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de yine bulamadıkları için, inci öğüttürüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için, büyük bir servet içinde açlıktan ölüyorum. Benim hikâyemi işitenler halime acısınlar! Acaba dünyada benden başka hangi kadın bu kadar muhteşem ziynetler içinde açlıktan ölmüştür...” Altın da işe yaramıyormuş!.. Sel sularının ortaya çıkardığı kabirde ibretle görüldü ki, Melîke Tace’nin boynunda yedi inci gerdanlık, kollarında yedişer tane paha biçilmez altın bilezik, ayaklarında mücevherli yedişer halhal (ayak bileziği) ve on parmağında da muhteşem mücevher yüzükler bulunmaktadır. Ayrıca baş tarafında çok kıymetli eşya ile doldurulmuş hazine gibi bir tabut da dikkatlerden kaçmıyordu... Evet, tarihte altının, incinin de işe yaramadığı zamanlar olmuştur. Bizlere düşen, bu gibi olaylardan ibret almaktır...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT