BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşe gidip gelemez olduk

İşe gidip gelemez olduk

İETT Genel Müdürlüğü’ne; Ben Hadımköy’de çalışıyorum. Sabahları işe gidip gelmek o kadar eziyet verici bir hal alıyor ki, işe gitme isteğim kalmıyor. Ama mecburen katlanıyoruz...



İETT Genel Müdürlüğü’ne; Ben Hadımköy’de çalışıyorum. Sabahları işe gidip gelmek o kadar eziyet verici bir hal alıyor ki, işe gitme isteğim kalmıyor. Ama mecburen katlanıyoruz... İETT otobüs koymuyor, Özel Halk Otobüsleri de tekel gibi, hüküm sürüyor; ceremesini de biz çekiyoruz. İnanın, bu muamele hayvana yapılmaz!.. Minibüs tahmini 40 kişilik, onlar 2 kat fazla insan dolduruyorlar. Aylık akbil geçmiyor, mesafeli ücret alıyorlar. Akbil ayarlaması yapmaları gerekiyor, yapmıyorlar. Problem böyle sürüp gidiyor... İETT sabahları ve akşamları komik sayılacak 3-5 araba koymuş, 30-60 dakikalık aralarla, “binmeyin” dermişçesine. Ee biz de, hem çalışıp hem okuyunca, bütçe de fazla olmuyor. Onun için aylık akbil kullanıyoruz, o da bu minibüslerde geçmiyor. İETT’ye yetişemezsek, işe geç kalıyoruz. Akşamları 1 saat otobüs bekliyoruz. Bilmiyorum ne yapacağız, mail atıyoruz İETT “otobüs yok” diyor, dikkate alan yok. Kime başvuracağız, sesimizi kim duyacak? * M. Mesut Aydın >> Üsküdar’ın trafiğini kim kurtaracak! İstanbul’un trafik meselesi, bir türlü halledilemiyor. Memlekette bu kadar gelişme oldu, evvelce sıkışıklık ve müşkilât çekilen pek çok yere bu kadar kolaylıklar getirildi, çeteler ele geçirildi. Fakat, en büyük şehrimiz İstanbul’un trafik derdi çözülemedi. Otoyollar, ana caddeler, meydanlar âdetâ birer açık hava parkı görüntüsünde. Gündüz de gece de trafik işlemiyor, sanki birileri kilitlemiş. MOBESE kameraları bakımından İstanbul’un en fakir ilçe merkezlerinden birisi de Üsküdar. Doğancılar’dan inişte başlayıp, Üsküdar Belediyesi’nin önünü tâkiben, ilçe merkezini araç galerisine çeviren tıkanıklığı, Bağlarbaşı’na doğru çıkışı, Beykoz’a, Kadıköy’e doğru gidişi engelleyen rezâleti telefonla 155’e ihbar ediyoruz, ne yazık ki hiçbir şey olmuyor. Meydan, sanki bir fotoğraf, öylesine hareketsiz bir şekilde duruyor. FM radyolarına çıkıp telefonla duyuruyoruz, hiçbirini duyan, aldıran olmuyor. Horhor Çarşısı sarı taksi dolmuşların eline geçmiş. Meydana kadar inmiyor, 4’ü-5’i düğün salonunun önünde bekliyor, U dönüşü ile karşı şeride geçip yolcu alıyorlar. Bir U dönüşü de Üsküdar’dan Beykoz’a giden araçlarda görülüyor. Dolmuş tekneleri iskelesinin önünden U dönüşü ile Beykoz’a araç kaldırılıyor. Burada bir kaza olsa bunu kim karşılayacak? Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ricamız; Üsküdar Meydanı’nda, bilhassa cumartesi ve pazar günleri büyük bir tıkanıklık görülüyor. Lütfen, burayı hem yeni MOBESE kameraları ile donatınız, hem de vatandaşın şikâyetinin neden tesir etmediğini ihbar merkezinin band kayıtlarından inceletiniz. 6 sıfırı parasından atabilen bir memlekete, bu tür trafik yönetimi ve zihniyeti hiç yakışmıyor. * Üsküdarlı bir grup vatandaş >> Bize neler oluyor? Değişen hayat şartları ve gerilimli ortamlarla birlikte insanların karakterleri de değişiyor. Giderek daha alıngan, agresif, mutsuz, duyarsız ve kavgacı bir toplum oluyoruz. Bu da kendimize ve çevremizdekilere zarar veriyor. Halbuki çocuklarımızı kavga ortamında değil de, sevgi ortamında yetiştirmemiz gerekmez mi? Hayatımız eleştiri ve şikayetlerle dolu; kanaati ve şükretmeyi unutmuşuz. Herkesi suçluyoruz, kendimiz hariç. Yaradanın sadece insanlara bahşettiği “düşünebilme” özelliğimizi kullanmayı çok ihmal ediyoruz. Fertler toplumun temel taşlarıdır. Öncelikle kendimizi sorgulamamız gerekmektedir. İnanıyorum ki, en agresif ve bencil görünen insanın bile, derinlerde hapsedilmiş sevgi dolu, hoşgörü ve insancıl duyguları var. O duyguları özgür bırakalım ki, insan olmanın hakkını verelim. Hazreti Mevlana’nın “Sev yaradılanı, yaradandan ötürü” düsturunu benimseyelim. Saygı, sevgi ve hoşgörü ortamının oluşması için herkes üzerine düşeni yapmalı ve ilk adımı başkasından beklememeli, kendisi atmalı... * Aliye İbrahim Kalyoncu-BURSA >> Yalıköy sonunda ‘köy’oldu, haberiniz var mı? Yalıköy, 1900’lerin merkezî bir köyü, çarşısı ve pazar yeri iken, 1971’de belediyelik oldu. Karadeniz sahilinin en küçük yüzölçümüne sahip olmasına rağmen, en kalabalık kasabasıdır. Ordu ilinin Fatsa ilçesine bağlıdır. Buraya 20’den fazla köy, kasaba halkı iner.Ünye, Fatsa ve Ordu’da bulunmayan modern 6 adet deniz motoru (balıkçı gemisi) Yalıköy’dedir. 6 adet fındık tüccarı, 7 adet beyaz eşyacı, tamirci, tornacı, tenekeci, kalaycı, kunduracı, fırıncı, bakkallar ve meşhur et-pirzola salonları, sağlık ocağı, 2 adet eczanesi ve daha neler, neler... Yazın 10-12 bine çıkan nüfus, kışın 2 bine düşer; şimdi ise 1951 çıkmış; Yalıköy “köy” oldu, haberiniz var mı? * Mehmet İnsaf
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT