BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Biz” kim, “Onlar” kim?

“Biz” kim, “Onlar” kim?

‘Hatırla Sevgili’ çok seyredilen bir dizi. Son günlerde ekranlarda seyrettiklerim “Hatırla Sevgili” mi, haber bültenleri mi, karıştırır oldum.



‘Hatırla Sevgili’ çok seyredilen bir dizi. Son günlerde ekranlarda seyrettiklerim “Hatırla Sevgili” mi, haber bültenleri mi, karıştırır oldum. Dizide birinci nesil 27 Mayıs’la sırasını savdı, ikinci nesil, 68 kuşağı sırasını savdı, sıra üçüncü nesile, 12 Eylül öncesine geldi, ki benim neslimdir. Büyükbabalar, büyükannelerle başlayan kıyım çocukların hakkından geldi, torunları içine aldı, onları öğütüyor şimdi. Eğer yapımcılar diziyi önümüzdeki mevsim de devam ettirme kararı alırlarsa malzeme hazır. Baksanıza üniversitelere, dördüncü nesil de aynı minval üzre! Birbirlerini anlamak için çaba göstermeyen eli sopalı gençler ve aralarında, arkalarında, kuytularda, çatılarda kışkırtıcılar, fitili ateşleyiciler... Kırk yıldır aynı oyun sahneleniyor. Kırk yıldır cepheleşme. Cephelerin isimlendirilmesinde ufak tefek farklılıklar olmuş, o kadar. Ama sonuçta “onlar, biz...” Hep bir “onlar” var, bir “biz” var. Bütün dillerin gramerinde şahıs zamirleri böyledir: Sen, ben, o, biz, siz, onlar... Ama bu zamirler siyasîlerin marifetiyle cephe isimleri oldu mu, dilbilgisi açısından yanlışlık yoktur ama ülkenin gerginlik katsayısını arttırır. Film ile haber bülteni birbirine karışıyor. Dizide, bir vakitler içinde yaşadığım olaylara uzaktan, dışarıdan bakıyorum. O gençlerin içinde ülkesini düşünmeyen, ülkesinin iyiliğini istemeyen var mıydı? Yoktu! Hepsi de “Tam bağımsız Türkiye!” diyordu. Hepsi de “vatanı kurtarmak” için ayağa kalkmıştı. Öyle inanmışlardı. Ama “vatanı kurtarmak”tan anladıkları farklıydı. “Vatanı bekleyen tehlike” ve o tehlikeyi savmaktan anladıkları... Bu anlayış farkını menfaatleri doğrultusunda besleyip kullanmak isteyenler gençleri birbirine düşürdü. “Tam bağımsızlık” diye diye zincirlere dolandık. “Biz” dedik, “onlar” dedik. Nasıl bir tezgâhın kurulduğunu, nasıl bir dolabın döndürüldüğünü, nasıl bir senaryonun yazıldığını anladığımızda iş işten geçmişti. Yine iş işten geçmesin gençler! En heyecanlı yaşlarınızdasınız, yüreklerinizin bir kıvılcımla tutuşmaya hazır olduğu çağdasınız. Yirmi sene sonra, bugünlerinize bakıp “kandırılmışız” diye dövünmeyin. “Tam bağımsızlık”ın yolunun güçlü olmaktan, onun da sokakları ve sopaları bırakıp kitaplarınıza, işinize, mesleğinize sarılmaktan geçtiğini unutmayın. Ve büyükler!... Şahıs zamirlerini cephe adları makamında kullanıp durmayın! Hatırla Sevgili’yi seyredin, aklınızı başınıza devşirin.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT