BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > *iğnelik...

*iğnelik...

Bizdeki demokrasi, Hâlâ emeklemede... Avrupa’dan siyâsî, Biberon beklemede!



DEMOKRASİ Bizdeki demokrasi, Hâlâ emeklemede... Avrupa’dan siyâsî, Biberon beklemede! Deyip dursa da hürüm; Kanatsız kelebektir! Yasaklarla kötürüm, Bir engelli bebektir! Ne zaman bir hamlede, Tay taya dikiliyor... Pışpışlanıp ille de, Kulağı çekiliyor! (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Başarı doğru erdemlerle elde edilmemişse kalıcı olmaz... Kimse düşkünlüğü istemez ancak, doğru davranmazsa da bundan kurtulamaz...” (...Konfüçyus) hayata dair... İdeal insan iyilik yapmaktan keyif alır... Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar... Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir... Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım... Karşılık beklemeden iyilik yapalım... ... Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir... Gerçek korkunç bir şey... Elbette, gerçeği bilmek ve söylemek isteği var olduğu sürece, bilmeye ve söylemeye çalışır insan... Ahlak anlayışımdan kalan tek şey bu... Yapacağım tek şey de bu, ama sizin sanatınızla değil... Sanat, yalandır, bense güzel yalanı sevemiyorum artık... (...Tolstoy) tuzaktan kumanda (...SHOW-Uçankuş) DEMET AKALIN: Ben de normal bir insan olsam, onu bırakın bu işi yapan bir insan olsam; Demet Akalın’ı kıskanırdım.. *** (...NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) MÜJDE AR: Bu hafta yine ilginç konularımız var... AKP Adana Milletvekili Mir Dengir mir mir mir... Dur nasıldı?... PINAR KÜR: Dengir Mir densiz mi ne, öyle bir şey... *** (...STAR-ZOOM) DEMET AKALIN: Erkekleri birazcık şişireceksin ki, kendilerini bir şey zannetsinler... Ben öyle yapıyorum... sağdan-soldan... (...İstanbul-Büfe Camı-Turgut Gelin) “-ARADIĞINIZ ŞEY GELMİŞTİR...” ... (...İzmir-Kebapçı Camı-Yunus Koç) “-ALİ BABA... LEZZET DÜELLOSUNUN GALİBİ...” ... (...İzmir-Elektrikçi Camı-Yunus Koç) “-GÜNEŞ BATINCA BİZ DOĞARIZ...” Gökkuşağı Vurgunları... Ahmet Tüzün’ün roman hazırlığından haberim vardı... Yıllarca birlikte çalıştık, Cağaloğlu’ndaki Fırat Han’da... Ve yıllarca söyledi bu kitabı yazacağını... Bugüne nasipmiş... Onun için ne kadar önemli olduğunu, bu yüzden biliyorum... “İdeal Bir Neslin Dramı” demiş, “Gökkuşağı Vurgunları”na... “Kayıp bir neslin” demeye eli gitmemiş... Adı konulmayan, kuralı-kaidesi olmayan, hesaba-kitaba sığmayan; ama var olan, yaşanan ve hayatın bütün zerrelerine sirayet eden bir savaşı anlatıyor... Özetini çıkarırsak; Vatan-millet adına kurduğu düşleri, düne-bugüne ve yarına dair idealleri uğruna fedakârca mücadele vermesine rağmen, anlaşılamayan, ödüllendirilme yerine zindanlara atılan bir neslin dramatik, hüzünlü ve düşündürücü hikâyesi diyebiliriz... Belki de Türkiye’nin 70’li, 80’li yıllarındaki siyasî-sosyal ve ideolojik kavgasını ilk defa bu pencereden okuyacaksınız... Bizim deyişimizle; “Eline sağlık Tüzün Ağabey... Hayallerin hayırlı olsun...” bizimkiler... Ömer Faruk Abi, her sabah erkenden kalkıp; Marmara Evleri’nden sahile doğru yürüyüş yapıyor... Halı sahaların oraya gelince sabahın o saatinde top oynayan adamlar görüyor... Aradan zaman geçtikçe tanışıyorlar, bir nevi spor arkadaşı oluyorlar... Ömer Abi koşarken onlara laf atıyor, onlar cevap veriyor vs. Yine bir sabah koşarken halı sahadan tartışma sesleri geliyor... Ve ardından bir adamın kucakta arabaya bindirildiğini görüyor... Ve takılıyor; “-Ben size dedim bir tarafınızı kıracaksınız... Neyi paylaşamıyorsunuz anlamıyorum ki?...” Kimseden ses çıkmayınca bir terslik olduğunu anlıyor... Bir müddet sonra adamın tekerlekli sandalyesini de bagaja yerleştirdiklerini görüp, koşarak uzaklaşıyor oradan... S.Ö.Z. der ki; “-Mutluluk ve mutsuzluk sabittir... Onları karşılama biçimimiz değişir...” (...Hayatın sırlarını verirken ettiği müthiş S.Ö.Z.leri) Temel’in yeri Temel’le Dursun yolda yürüyormuş... Dursun o gün Temel’in yürüyüşünde bir tuhaflık sezmiş... Normal yürüyor ve neşeli neşeli sohbet ediyorken aniden susuyor, dikkat kesiliyor, biraz sonra tekrar neşesini buluyormuş... Bu duruma bir anlam veremeyen Dursun, “Ula Temel, sana ne oluyor, bugün bir tuhaf halin var” deyince Temel; “-Okumadın mı gazeteleri, her on üç kişiden biri silahlıymış”... itiraf reyonu (...isim: barış türk ...şehir: İstanbul ...yaş: yirmibir) Kızın serçe parmağını katlayıp sıkınca bir ciyaklama kopmuştu okulda... Sesin yankılanması hâlâ kulaklarımdadır... Öğretmenler ve arkadaşlar içinde rezil olmamın tek sebebi, mahallemizdeki Fikret Abi’ydi... Bir gün önce bana şöyle takılmıştı; “-Var mı len kız arkadaşın?...” -Var ama bana bakmıyor... “-Oğlum serçe parmağını şöyle kıvırıp bastıracaksın... Bak nasıl geliyor seninle...” Yazık ki; rezil bir “İlk aşk” denemesiydi... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) kritik “-Kılık değiştirerek kulüplere, konserlere gidip insanların neler yaptığını izledim... Ama gördüm ki yerimi kimse dolduramıyor... Şimdi çok daha muhteşem döndüm... Herkese geçmiş olsun...” (...Nez) SPENCER TRACY: Ben bir eş istiyorum, rakip değil... (Adem’in Kaburgası filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT