BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hukuk dili

Hukuk dili

Dedelerimizin mezar taşlarını, duvardaki levhaları, raftaki cildli kitapları okuyamamak ayıplarımızın başında gelmekte.



Dedelerimizin mezar taşlarını, duvardaki levhaları, raftaki cildli kitapları okuyamamak ayıplarımızın başında gelmekte. Fakat ayıp onunla kalmıyor. Uzağa gitmeye gerek yok 1950’den bu yana yazılan kitaplar da artık anlaşılamama tehlikesiyle yüz yüze. Harfler aynı olduğu halde Türkçe’den Türkçe’ye tercüme zarureti doğdu. Bu vebalde en fazla pay sahibi olan Bülent Ecevit’tir. Adı geçen, sadece Kıbrıs’ta başarısız olmadı, sadece cumhurbaşkanıyla kavga ederek ülkeyi ekonomik krize sürüklemedi. Onun en büyük kusuru dilde ırkçılık hastalığıdır. “Öz Türkçe” diye bir illete müptela olarak lisanımıza büyük ziyan verdi. Sığlık kompleksini böylece aşmaya çalışıyordu. Son senelerde belki hatasını anlamıştı ama iş işten geçmişti. Mezkur siyasetçinin Türkçe katliamı gündelik Türkçe’yle sınırlı kalmadı. En beter kötülüğü hukuk dilinde oldu. Onun iktidarlarında değiştirilen veya yapılan Medeni Kanun gibi kanunların Türkçe’si felakettir. Her mesleğin kendine has kelimeleri vardır, meslek, bu kelimelerle icra edilir. Marangozluğun da tıbbın da havacılığın da lügati farklıdır. Hakim de hekim de berber dükkânındaki Türkçe’yle konuşamaz. Bu keyfiyet bütün dünya dillerinde de böyledir. Buna rağmen bizde tek parti CHP’sinde ve onun versiyonu DSP devrinde hukuk dili feda edildi. Açılan yara, yapılan tahribat büyüktür. Biz demiyoruz ki “kelimeler asla ve kat’a değişmesin”. Tabiî ki hayatın zaruri kıldıkları yeri gelince ortadan kalkar. Ama bu zorlamayla olmaz. Bir dili o mesleğin üstadları inşa eder. Sonra insan sormadan edemiyor. Neden tıbbın kelimelerine ilişen yok da ille hukuk? İzahı basit. Tıp literatürü Latin kaynaklıdır. Eğer vaktiyle hukuk terminolojisi de Roma menşeli olsaydı kimse dönüp bakmazdı. Muayene olduğunuz doktor, yazdığı reçete, ilaç kutusundaki prospektüsten hiçbiri anlaşılmaz. Buna rağmen kimse onlarla kavga etmez. Kavga hukuk diliyle. Çünkü onlar Arapça asıllı zannedilir. Bin yıldır istimal ettiğimiz kelimeler öz be öz Türk’tür, Türkçe’dir. Bu iğreti hukuk dilinde ne sebep, ne saik, ne maksat, ne gaye yerine oturuyor. Sıkıntıyı en fazla da uygulamacılar çekmekte. Ecevit iktidarı, bu ideolojik kastıyla hukuka, adalete, yargıya darbe vurmuştur. Madem ki yargı reformundan söz ediliyor. İlkin bu hatadan rücû edilmeli. Dil muhteşemse eser muhteşem olur. Kelimelere gömlek değiştirerek bir yere varılmaz. Hukuk tefekkürün mahsulüdür. İnsan kelimelerle düşünür, meselelerin derinliğine iner, künhüne vakıf olur. Bir fikri 5 ayrı kelimeyle ifade edemeyen hukukçunun dağarcığı çobanınkinden biraz zengindir. Hukuktan zerrece nasibi olanlar bizi anlarlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT