BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir damla kandan bütün hastalıklar tespit ediliyor

Bir damla kandan bütün hastalıklar tespit ediliyor

Vücuttan alınan 5 miligram kan ile 10-15 yıllık süreçte başta kalp olmak üzere mide, bağırsak, karaciğer gibi birçok bölgedeki hastalık riski tespit edilebiliyor. Kan üzerinde yapılan DNA çalışmaları sayesinde kişinin gen haritası çıkarılıyor, hastalığın irsi olup olmadığı belirlenebiliyor.



ÖZEL HABER Hazırlayanlar Osman SAĞIRLI - osmansagirli@tg.com.tr Cüneyt BİTİKÇİOĞLU - cuneyt.bitikci@tg.com.tr GEN HARİTAMIZ BİR BİR ÇÖZÜLÜYOR Vücuttan alınan 5 miligram kan ile 10-15 yıllık süreçte başta kalp olmak üzere mide, bağırsak, karaciğer gibi birçok bölgedeki hastalık riski tespit edilebiliyor. Kan üzerinde yapılan DNA çalışmaları sayesinde kişinin gen haritası çıkarılıyor, hastalığın irsi olup olmadığı belirlenebiliyor. İSTANBUL- Tıp, her geçen gün bir yeniliğe daha imza atıyor. Türkiye’de her yıl 160 bin kişinin hayatını kaybettiği, 2 milyon kişinin de pençesine düştüğü koroner kalp rahatsızlıkları, gen araştırmaları sayesinde artık 10-15 yıl önceden tespit edilebiliyor. Sağlık Bakanlığı tarafından Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kurulan Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’nda yapılan genetik çalışmaları ile başta kalp olmak üzere birçok hastalığa ait bulgular önceden belirlenip koruyucu sağlık hizmetlerine başlanabiliyor. Türkiye’nin kalp konusunda araştırma yapan ilk genetik merkezlerinden olan laboratuvarın sorumlusu ve Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. K. Tolga Evren, bir buçuk yıl önce kurulan merkezde bugüne kadar 2 bin kişiden kan örneği alındığını ve incelendiğini kaydetti. TAM 250 TEST YAPILIYOR Tolga Evren, kan örneği alınan hastaya 12 parametrelik gen taraması yapıldığını belirterek, “Hastanın kalp rahatsızlığı pozisyonu olup olmadığına dair genetik olarak yatkınlık testi uyguluyoruz. Bir nevi kişinin hastalık haritasını çıkarıyoruz” dedi. Başta kalp olmak üzere mide, barsak, karaciğer merkezli rahatsızlıkların her birinin tespit edilebildiği bu laboratuarda, hastadan 5 mg kan alınması yeterli oluyor. İlk gün alınan kanın DNA’sı izole ediliyor. İkinci gün risk faktörlerine bakılıyor. Kalp krizi olabilecek etkenleri (pıhtılaşma faktörleri, homosistein seviyesini yükselten faktörler, hipertansiyon etkenleri ve kolesterol ajanları) 12 parametre altında inceleniyor. Bir kişiden komple bir risk analizi için 20 cc kadar bir kan her şey için yeterli ancak, komple bir analiz için 250 civarında test yapmak gerekiyor. KALP KRİZİNE ÖN TEDBİR Kalp krizinin meydana gelmesini, çok önemli bazı verilerin önceden belirlenebildiğini söyleyen Evren, şöyle devam etti: “Kalp damarlarında meydana gelen pıhtılaşma sonrasında tıkanma, damarda bir plağın meydana gelmesi ve hipertansiyon gibi faktörlerin özellikle genç yaşta kalp krizi riskini artırdığı biliniyor. Halk arasında ‘irsi’ olarak, anneden babadan geçtiği bilinen ‘kolesterol alel geni’ de bu araştırmalar sonunda ortaya çıkarılabiliyor. Şimdi biz bu parametrelere baktığımız zaman ortaya şu tablo çıkıyor... Diyelim ki bu parametrelerden birinde bozukluk var. Yarın öbür gün herhangi bir kalp krizi geçirme riskin mi var. Senin bu riskini azaltmak için bir takım tedbirler alıyoruz. Üstelik veriler bilgisayar ortamında tutuluyor. Bunlar kişinin hastalık datası. İleride başka tedavilerde de rehber olabilir.” MASRAF DA HASAR DA İNİYOR Moleküler Biyoloji Laboratuvarında her isteyenin test yaptıramadığının altını da çizen Dr. Evren, “Bu testler isteğe bağlı değil. Bunun için bir risk faktörünün olması gerekir. Yani bir kişinin genç yaşta hipertansiyonunun olması ya da bir damarında daralma veya tıkanma olması lazım. Çünkü bu testler oldukça pahalı” dedi. SSK’lı hastaların herhangi bir ücret ödemeden yaptırabildiği bu testler sayesinde birçok avantajın da olacağını vurgulayan Evren, sözlerini şöyle sürdürdü: “35 yaşındaki bir insanda yapılan testler sonunda diyelim ki, 10-15 sene sonra enfarktüse yakalanma riski söz konusu. Bunu tespit etmek mümkün olabiliyor. Hatta iyi bir kardiyolog tarafından incelenmesi halinde daha geniş bilgiler de elde edilebiliyor. Hemen gerekli tedbirler alınmaya başlanıyor. İleride hastalığın ortaya çıkması halinde hastaya vereceği hasar minimuma indiriliyor. Hem gereksiz ameliyat yapılmıyor hem de devletin ilaç maliyetleri düşüyor.” Evren: Avrupa ve ABD standardında çalışıyoruz Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. K. Tolga Evren, laboratuvarlarının Avrupa ve ABD’deki teknoloji ile aynı özelliklere sahip olduğunu belirterek, 3 mikrobiyoloji uzmanı ile 4 biyokimya uzmanı olmak üzere 40 kişinin görev aldığı laboratuarda 150 farklı test yapıldığını belirtti. Evren yakında aynı merkezde doku uyuşmazlığı ile ilgili immunoloji laboratuvarı ve kök hücre tedavisiyle ilgili birimlerin de faaliyete geçeceğini söyledi. Bir süre sonra yapılan testlerden Türk halkının kalp rahatsızlığı şeklinin de belirleneceğini anlatan Evren, “Ülkemizde şimdiye kadar genetik olarak insanımız neye yatkındır; kolesterol mü fazladır, yoksa tansiyonu mu yüksektir, plak sistemi mi? Bu 6-8 ay arasında ortaya çıkacaktır. Şu anda elimizde yetersiz bir sayı var. Bu sayının 3 bin olması gerekiyor” dedi. 450 yatak kapasiteli Koşuyolu Hastanesi’nde yılda 9 bin anjiyo yapılıyor. Bugüne kadar 58 kalp naklinin yapıldığı hastanede yıllık 3 bin 500 açık kalp ameliyatı gerçekleştiriliyor. Günlük 1200 kişiye de poliklinik hizmeti veriliyor. UZAY ÜSSÜ GİBİ LABORATUVAR Türkiye’nin kalp konusunda araştırma yapan ilk genetik merkezlerinden olan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Moleküler Biyoloji Laboratuvarı’nda yok yok... Çoğu konusunda deneyimli 40 uzmanın görev aldığı laboratuvarda, tam 150 farklı test yapılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT